Gönderen Konu: YENİ DOĞAN YAVRULARA BAKIM VE BESLEME  (Okunma sayısı 4476 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Vet.Hek.Serhat TORUN

  • Bölüm Editörü
  • *
  • İleti: 168
  • Karma: 0
YENİ DOĞAN YAVRULARA BAKIM VE BESLEME
« : 12 Ekim 2008, 15:52:52 »
Avcı dostlar merhaba
Bu ayki yazımda sizlerle yeni doğan yavruların bağışıklık sistemleri,bakım ve beslenmeleri üzerine bilgiler paylaşacağım. Bildiğiniz üzere yeni doğan köpekler oldukça zayıf,savunmasız ve ilgiye muhtaç olarak dünyaya gelirler. Hem bağışıklık sistemleri hem de fizyolojik durumları tam olarak yeterli korumayı sağlayamaz. Ülkemizde yeni doğan yavrularda ölüm oranları oldukça yüksektir. Hatta bazen bir batındaki tüm yavruların kaybedildiği durumlar mevcuttur. Bu ayki yazımla sizlere yeni doğan yavrular hakkında genel bilgiler vermeyi amaçladım. Umarım yararlı olur.

Veteriner Hekimi
Dr.Serhat TORUN
Ýç Hastalıkları Uzmanı


Yeni Doğanların Ýmmunolojik Durumları
       Yeni doğan yavrular altı haftalığa kadar antikor üretemediklerinden bu dönemde antijenlere karşı korunmasız kalırlar.  Anne sütü, ilk iki gün annenin sahip olduğu antikorları içerir ve bu nedenle “kolostrum” olarak adlandırılır.  Yeni doğan yavrunun doğumdan sonra ilk 24 saatte mutlaka kolostrum alması önerilmektedir.Yirmi dördüncü saati takiben yavrunun gastrointestinal sisteminin gelişmeye başlamasıyla birlikte alınan sütteki antikorlar absorbe edilmez, sindirilir.  Yavrunun aldığı antikor miktarı, tüketilen süte ve annenin antikor seviyesine bağlı olarak değişkenlik gösterir.  Anne doğuma yakın bir dönemde aşılanmış ise; doğumu takiben yüksek antikor titresine sahip anne ve dolayısıyla sütünde, bunu istenilen sürelerde (ilk 24 saatte) tüketen yavrularında da  yüksek maternal antikor titreleri oluşacaktır.  Anne aşısız ya da  immun yanıt zayıf geliştiğinde; anne ve sütünde düşük antikor titreleri oluşaçak, buna bağlı olarak ta yavruda ki maternal antikor düzeyleri istenilen limitlerden daha düşük kalacaktır .
        Yetersiz anne immun yanıtı ya da sınırlı kolustrum tüketimi gibi nedenlerle maternal antikorların edinilemediği durumlarda, yavruların kendi non-spesifik savunma ögeleri aşılamanın başlayacağı altı haftalık döneme kadar enfeksiyonlara karşı etkin bir koruma oluşturamayacaktır.  Diğer yandan, altı haftalıktan küçük dönemde uygulanan aşılamalarda; yavrunun yüksek maternal antikor titresine sahip olması, aşı ile edinilecek aktif bağışıklığın derecesini de olumsuz etkilemektedir.  Bu durum maternal antikorların aşının immun sistemi yeteri kadar uyarmasını engellemesi ya da nötralize etmesi ile açıklanmaktadır .  Bu gelişim, yavruyu bir sonraki aşıya kadar enfeksiyonlara karşı korumasız hale getirmektedir.  Ýlk aşılama öncesi antikor titresinin belirlenmesi teorik olarak bu sorunun giderilmesine katkı sağlamakla birlikte pahalı ve pratik olmayan bir yöntem olarak değerlendirilmektedir . 
       Köpeklere uygulanan aşılar konusunda da çeşitli sorunlar ortaya çıkmaktadır.  Köpeklere uygulanan çok çeşitli aşılar mevcuttur.  Univalan aşılar aşılanan hayvanı tek bir etkene karşı koruyan, polivalan veya multivalan aşılar ise birden çok etkene karşı koruyan modifiye canlı veya öldürülmüş aşılardır .  Univalan aşılar her etkene karşı ayrı enjeksiyon gerektirirler.  Multivalan aşılar immun sisteme ağır gelebilir ve yavruda immun supresyon oluşturarak hastalıkların oluşmasına zemin hazırlayabilirler .  Ölü aşılar immun sistemi antikor oluşturma açısından stimule edemezken, modifiye canlı aşılar konakçı vücudunda çoğalırlar ve yüksek oranda antikor yanıt oluştururlar.  Modifiye canlı aşılar vücudun etkeni yok edip yeterli korumayı sağlamasına kadar geçen sürede idrar, dışkı vb yollarla etkenlerin saçılmasına yol açarak diğer hayvanların, kuşların ve hatta insanların hastalanmasına neden olabilirler.

Köpeklerde Neonatal Ölümlerin Azaltılma Yolları
       Köpeklerde ölü doğumlar ve neonatal yavru ölümlerinin oranı doğum kalitesi, doğmasal anormaliteler ve diğer bozukluklar gibi pek çok faktörlere bağlıdır.  Neonatal ölüm oranı %9.2 ile %26 arasında değişim göstermekte olup, en çok ilk hafta içinde ortaya çıkmaktadır .  Perinatal dönemde düzenli Veteriner Hekim kontrolü yavru ölümlerinin sıklığını azaltan önemli bir faktördür.  Peripartum dönem de annenin kondisyonunun zayıf olması, güç doğum, doğmasal anormaliteler, genetik defektler, yaralanmalar, çevresel faktörler, beslenememe, paraziter ve enfeksiyöz hastalıklar neonatal ölümler ile doğrudan ilişkili durumlardır .  Optimal bakım besleme ile yavruların maruz kalacağı çevresel faktörler, hastalıklar, yaralanmalar en aza indirilebilir.  Etkin bir seleksiyon ve bilinçli yetiştirme ile genetik doğmasal hastalıklar ortadan kaldırılabilirler .

Prenatal Bakım
Annenin Bakımı: Çiftleşme, annenin sağlık kontrolünün yapılması, yeterli aşılama ve parazit kontrolunun uygulanması, ovulasyon zamanlaması Veteriner Hekimlerin kontrolünde yapılmalıdır. Tam bir fiziksel muayene doğum ve neonatal bakım hakkında görüşülmesi klinik doğum incelemesinin bir parçası olarak kabul edilmektedir.  Rutin anthelmentik tedavi, transplasental veya transmamariyel yolla bazı parazit göçlerini engelleyemediğinde yavrular doğum sonrası ek tedaviye ihtiyaç duyarlar .

Oral Besleme
       Gebelik tanısı konduktan hemen sonra annenin vücut kondüsyonu ve doğum beslemesine geçişe hazırlanmaya başlanmalıdır.  En azından normal dietle beslenen hayvanlar gebelik dönemi için özel olarak hazırlanmış dietler ile beslenmeye başlanmalıdır.  Son zamanlarda yapılan çalışmalarda gebeliğin başlangıcında yapılan diet değişikliğinin gebeliğin yarısından sonraki dönemde yapılana değişiklikten daha etkili olduğu saptanmıştır .  Diette protein düzeyleri %27-34, yağ %18 ve karbonhidrat % 30 olup, dengeli vitamin ve mineraller içermelidirler ).

Hastalığa Maruz Kalma
       Gebeliğin son üç-dört haftası süresince anne sessiz, sakin bir ortamda hastalık etkenlerine maruz kalmayacak şekilde  tutulmalıdır.  Geç dönem abortuslar veya neonatal ölümler pekçok bakteriyel, viral veya paraziter nedene bağlı olarak oluşmaktadırlar (Tablo 1) .  Gebeliğin son üç haftasında gebe hayvanın herpes virus’a maruz kalması geç dönem abortus veya yavrunun hayatının ilk 3 haftası içinde ölmesi ile sonuçlanır .  Canine minute virus ise eğer anne gebeliğin 20-35 günü arasında enfekte olursa uterusta yavruyu enfekte edebilir.  Deneysel olarak parvovirus tip-2 ile enfekte edilen yavrularda da miyokarditis gelişebilir, ancak bu durum doğal enfeksiyonlarda nadir olarak görülmektedir . 
       
Tablo-1: Gebelikte ve neonatal dönemde ölümlere yol açan enfeksiyöz etkenler

   
Canine Minute Virus
Canine Parvovirus tip 2
Canine Herpesvirus
Canine Corona Virus
Canine Distemper Virus
Camplyobacter spp.
Escherichia coli
Beta hemolitik streptokoklar
Mycoplasma
Üreoplazma
Brucella canis   
Toxoplazma gondii
Neospora caninum



       Canine distemper virus plesantayı aşabilir ve konjenital hastalık oluşturabilir . Campylobacter spp. lerin de abortuslara veya hasta yavrulara neden oldukları belirlenmiştir.  Normal vaginal florada bulunan pek çok bakteriyel etken, mikoplazmalar veya üreoplazmalar yavruyu enfekte ederek septisemiye yol açabilirler .  Köpeklerde Toxoplazma gondii ile doğal enfeksiyon çok nadir olmakla birlikte, deneysel olarak meydana getirilen enfeksiyonlar neonatal ölümlerle sonuçlanmıştır.  Benzer şekilde Neospora caninum’ un doğal transplacental insidansı bilinmemesine rağmen, deneysel olarak yapılan çalışmalarda miyokarditise yol açtığı saptanmıştır .
        Gebeliğin son 7-10 günü anneye sessiz sakin, temiz ve sıcak bir ortam hazırlanmalıdır.  En ideali annenin bulunduğu kutunun yüzeyi pürüzsüz olmalı, dezenfektanlar ile temizlenmeli ve duvarlar yavrulara zarar vermeyecek şekilde olmalıdır .

Doğum
       Köpek sahipleri köpeklerin normal doğum belirtileri hakkında bilgilendirilerek olası bir güç doğumun erken dönem belirtilerini fark edebilme anlamında hazırlıklı olmaları sağlanmalıdır .  Uterus ve fetusun izlenmesi ile neonatal ölümler % 9.2 den % 2.5’a kadar düşürülmüştür.  Bu bağlamda, uterus ve fetusun gözlenmesi doğum kalitesini ve doğmamış yavruların durumlarını, tanısal süreçte de olası güç doğumların ortaya konmasına katkı sağlamaktadır
Ýmmunitenin Sağlanması
       Hayatın ilk 10 günü tam olarak oluşmayan immunite yüzünden yavrular viral ve bakteriyel etkenlere karşı oldukça hassastırlar.  Yeterli miktarda kolostrum içirilmesi pasif immuniteyi sağlayarak yavruları koruyabilir.  Kolostral antikorların (immunglobulinler) barsaklardan emilimi doğumdan sonraki ilk 24 saatte maksimum düzeyde olmaktadır .

Neonatal Enfeksiyonlar  ve Septisemi
       Peritoneal boşluğa bakteriyel girişi önlemek ve kontaminasyonu en aza indirmek amacıyla doğumu takiben göbek kordonu koparılıp iyot solusyonları ile yıkanmalıdır.  Neonatal bakteriyel septisemi erken tanımlanamaz ve tedavi prosedürüne kısa sürede geçilemez ise hızla ölüm gelişebilir .  Neonatal hayvanları septisemiye predizpoze kılan pek çok neden vardır.  Bunlardan bazıları annede endometritis, güç doğum, yavru zarlarını yemesi, ampisillin kullanımı (resistant bakteriyemi nedeni), stres, düşük doğum ağırlığı ve düşük beden ısısıdır.  Neonatal yavrularda septisemiye yol açan bakteriler E. coli, Streptokoklar, Stafilokoklar ve Klebsiella spp.’dir .  Semptomlar non-spesifik olduğundan premortem tanı konması çok olup ani ölümler şekillenebilir.  Septisemi ile ilgili olası bir klinik tabloda saptanabilecek bulgular kilo kazanımında azalma, emme refleksi kaybı, hematuri, persistent ishal, abdominal genişleme, ağrı ve ekstremitelerde soğumadır . 

Neonatal Besleme
       Neonatal yavrular çok az yağ rezervine sahip olmakla birlikte glukoz üretme kapasiteleri de oldukça sınırlıdır .  Glikojen depoları doğumu takiben hızla azaldığından, olası bir açlık durumu hipoglisemik sendroma yol açabilir.  Hipoglisemi sepsis, endotoksemi gibi durumlarda da ortaya çıkabilmektedir.  Neonatal yavruların metabolik düzenleme mekanizmaları tam olarak gelişmediği için yavrulara dekstroz solusyonları verildiğinde hiperglisemi riskine karşı  dikkatli gözlemlenmelidirler .   
Dr. Serhat TORUN
1979 POLONYA

"Panta cwrei, oudei menei." Herakleitos. ''Herşey akar,hiçbirşey durmaz...

[