Gönderen Konu: Hayata Dair Hikayeler...!  (Okunma sayısı 19998 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Cengiz BUDAK

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 9286
  • Karma: 0
  • BܓYܓK LOKMA YUT BܓYܓK LAF ETME
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #60 : 29 Ekim 2008, 04:10:09 »
Harika bir hayat dersi teşekkürler
Cengiz BUDAK
A Rh + 1962 KOCAELİ    0 532 701 26 77


Çevrimdışı Ali İŞLEMECİ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3626
  • Karma: 0
    • Avcı Sayfamız
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #61 : 09 Kasım 2008, 17:12:22 »
.

* Dürüslüğün yanina yalani koyanlara, hayatlarini sanal yaşayanlara ders olmasi dilegiyle...*



      Bir zamanlar, Uzak Dogu' da, artik yaslandigini ve yerine gececek birini secmesi gerektigini dusunen bir imparator varmis. Yardimcilarindan ya da cocuklarindan birini secmek yerine; kendi yerine gececek kisiyi degisIk bir yolla secmeye karar vermis. Bir gun, ulkesindeki tum gencleri cagirmis ve: 'Artik tahttan inip yeni bir imparator secme vakti geldi. Sizlerden birini secmeye karar verdim.' demis.

      Gencler sasirmislar, ancak o surdurmus: 'Bugun hepinize birer tohum verecegim. Bir tek tohum... Ama bu cok ozel bir tohum.
Evlerinize gidip onu ekmenizi, sulayip buyutmenizi istiyorum. Tam bir yil sonra buyuttugunuz o tohumla buraya geleceksiniz.Sizi yetistirdiginiz o tohuma gore degerlendirip, birinizi imparator sececegim.' Genclerin arasinda Ling adinda biri varmis. O da digerleri gibi tohumunu almis. Eve gidip heyecanla olayi annesine anlatmis. Annesi bir saksi ve biraz toprak bulup, onun tohumu ekmesine yardim etmis. Sonra birlikte dikkatlice sulamislar. Her gun sulayip buyumesini bekliyorlarmis. YaklasIk uc hafta sonra diger gencler tohumlarinin ne kadar buyudugunu anlatirken, Ling hayretle kendi tohumunda hicbir degisIklik olmadigini goruyormus. Uc hafta, dort hafta,bes hafta gecmis...Hala hicbir sey yokmus. Digerleri yetisen bitkilerinden soz ederken Ling cok uzuluyormuş.
 
     Imparatorun onu beceriksiz sanmasindan cok endiseleniyormus. Ancak, arkadaslarina hic bir sey demiyor sabirla bekliyormus. Sonunda bir yil bitmis ve tum gencler bitkilerini imparatorun huzuruna getirmisler. Ling, annesine bos saksiyi goturemeyecegini soyleyince, annesi ona cesaret verip; saksisini goturup durust bir sekilde olanlari imparatora anlatmasini istemis. Ling,annesinin sozunu tutmus ve bos saksiyla saraya gitmis. Saraya varinca; gordugu bitkilerin guzellikleri karsisinda sasirmis. Sonra imparator gelmis ve tum gencleri selamlamis. Ling, arkalarda bir yerlere saklanmaya calisiyormus. 'Ne buyuk bitkiler, cicekler ve agaclar yetistirmissiniz. Bugun biriniz imparator olacak.' demis
imparator. Aniden arkada elinde bos saksisiyla Ling'i fark etmis. Hemen muhafizlarina onu one getirmelerini emretmis. Ling cok korkmus. 'Sanirim beceriksizligimden dolayi beni oldurtecek.' Ling one geldiginde imparator adini sormus. 'Adim Ling.' demis. Tum gencler gulusup onunla alay etmeye baslamislar.

        Imparator onlari susturmus. Ling'e bakip kalabaliga dogru donmus. 'Yeni imparatorunuzu selamlayin. Adi Ling!' demis. Ling inanamamis. Cunku tohumunu bile yetistirememis, nasil imparator olurmus?... Imparator devam etmis: 'Bir yil once burada herkese bir tohum verdim. Siz ekip, sulayip bir yil sonra getirecektiniz. Ama hepinize kaynamis tohum vermistim. Asla buyumeyecek olan... Ancak Ling'in disinda herkes agaclar, bitkiler ve cicekler getirdi; cunku tohumun buyumedigini fark edince hepiniz onu bir baska tohumla degistirdiniz. Oysa sadece Ling icinde benim verdigim tohum olan bos saksiyi getirme cesaret ve durustlugunu gosterdi. Onun icin yeni imparatorunuz o olacak!!!'



DIP NOT: Ya sizin secimleriniz.... hangisi sizin icin onemli? En yalin dogrular mi? En renkli yalanlar mi?


Alıntıdır : Haldun KESKÝN
Ali İŞLEMECİ
A Rh + 1961  İSTANBUL

Çevrimdışı Halit ÇETİN

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 15
  • Karma: 0
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #62 : 09 Kasım 2008, 17:32:26 »
ali abi saygılar anlayana sivrisinek saz anlamayanada davul zurna az derler
Halit ÇETİN
AB Rh - 1969 Lüleburgaz KIRKLARELİ

Çevrimdışı Fatih SAVRAN

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 542
  • Karma: 0
  • HAK GELDİ BATIL ZAİL OLDU
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #63 : 09 Kasım 2008, 18:24:00 »
Ben şahsen doğrularla beraberim yalan insanı felakete taşır yanlız bırakır sen dürüst olursan insanlarda sana dürüst olur tabii bunu anlamak çok önemli paylaşım ve bilgilerinizden dolayı teşekkür ediyorum RABBÝM bizi doğru yoldan ve doğrularla beraber kılsın inş.
Fatih SAVRAN
B Rh + 1980 Dursunbey BALIKESİR

Çevrimdışı Yalçın ENGİN

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 2381
  • Karma: 0
  • BURSA MERKEZ AVCILIK ATICILIK SPOR KULܓBܓ DERNEĞİ
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #64 : 09 Kasım 2008, 22:42:16 »
doğru olcaksın ki sanda doğru olsunsunlar.dostdoğru yamuk yumuk değil .yalancının mumu yastsıya kadar yanar derdi babannem.uluyu dinlemeyen ulur kalır.
Yalçın ENGİN
A Rh + 1975 BURSA     ** CMAS DALIŞ EĞİTMENi **

[img]http://img842.imageshack.us/img842/7838/94502442.jpg[/i

Çevrimdışı O.Murat BİÇER

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 170
  • Karma: 0
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #65 : 10 Kasım 2008, 13:08:25 »
cok güzel bir ders teşekkürler ali abi....
Osman Murat BİÇER
A Rh + 1977 OSMANİYE


Çevrimdışı Bayram VARIŞ

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 1776
  • Karma: 0
  • Sular yükseldikce balıklar karıncaları yer,sular ç
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #66 : 10 Kasım 2008, 13:21:14 »
Doğrular sarsılır ama yıkılmaz, yalan ise her kötülüğün anasıdır.
Paylaşım icin teşekkürler Kaptan
Bayram VARIŞ
A Rh + 1972 UŞAK

Çevrimdışı Yusuf KAŞIKÇI

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 1042
  • Karma: 0
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #67 : 10 Kasım 2008, 18:15:39 »
Ben şahsen doğrularla beraberim yalan insanı felakete taşır yanlız bırakır sen dürüst olursan insanlarda sana dürüst olur tabii bunu anlamak çok önemli paylaşım ve bilgilerinizden dolayı teşekkür ediyorum RABBÝM bizi doğru yoldan ve doğrularla beraber kılsın inş.
Fatih kardeşim fikrine düşüncene kalbimle katılıyorum, Yanlız bu devirde yalancılar yanlız kalmıyor,Malesef doğruların yeri olmuyor,Doğru söyleyeni dokuz köyden kovuyorlar diye büyüklerimizin bir sözü,Yinede Dokuz köyden  kovulsakta, Doğruluktan şaşmayanlardan eylesin Yaradan, Bayram kardeşim sende engüzelini demişsin,Paylaşımınız için teşekkürler Kaptan
Yusuf KAŞIKÇI
A Rh + 1950 Tarsus MERSİN


Çevrimdışı Mustafa PINARCI

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 601
  • Karma: 0
  • Remington 11/87
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #68 : 11 Kasım 2008, 17:47:15 »
Emeğine,ellerine sağlık kaptan çok teşekkürler
Mustafa PINARCI
A Rh - 1970 BURSA


Çevrimdışı Ali İŞLEMECİ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3626
  • Karma: 0
    • Avcı Sayfamız
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #69 : 22 Aralık 2008, 18:26:13 »
.
Bu bir
"farkındalık testi"
 aslında...

Sezen Hanım'ın dediği gibi
"Bağıra çağıra kaçıyor hayat"
...



Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.

Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.

Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua BELL'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı...

Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua BELL'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyormuyuz ? Ýdi...

Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse.

Dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba
?




Joshua BELL metroda çalarken




Not : Teşekkürler Nadir ATA   ;)
.
Ali İŞLEMECİ
A Rh + 1961  İSTANBUL

Çevrimdışı Ali İŞLEMECİ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3626
  • Karma: 0
    • Avcı Sayfamız
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #70 : 05 Şubat 2009, 04:02:26 »

Ne yapardınız ?...
Kararı siz verin. Komik bir cümle beklemeyin, çünkü yok.
Yine de okuyun.
Sorum şu: Ayni karari siz verir miydiniz ?
Gününüz bir Shay günü olsun !


Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul icin bağıs toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu: 'Dışardaki etkenler tarafından etkilenmedikçe doğa herşeyi mükemmel bir şekil ve sırada yapıyor. Ama yine de oğlum Shay, diğer çocukların öğrendikleri gibi öğrenemiyor. Diğer çocukların anlayabildikleri gibi anlayamıyor. Oğlumda doğal olmasıgereken şeyler nerede?'

Bu soru karşısında dinleyiciler sessiz kaldılar.

Baba devam etti. 'Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zeka engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.'

Ve sonra aşağıdaki hikayeyi anlatmaya başladı:

Shay ve babası bir gün parkta Shayin tanıdığı birkaç çocuğun baseball oynadıklarını gördüler.
Shay sordu, 'Acaba oynamama izin verirler mi?'
Shay'in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu.
Shay'in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla birşey
beklemeyerek) Shay in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk şöyle danışabileceği birilerine baktı ve sonra 'Þu anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya çalışırım' dedi.

Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile takım t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci turun sonunda Shay'in takımı birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babasının ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Dokuzuncu turun sonunda Shay'in takımı yine puan kazandı. Þimdi bütün kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve topa vurma sırası Shay'e gelmişti.

Bu noktada Shay'in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi almalıydılar? Þaşırtıcı bir hamleyle Shay'e sopayı verdiler. Herkes topa isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyorlardı çünkü bırakın topa vurmayı Shay sopayı bile elinde tutmasını bilmiyordu.

Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını bir kenara bırakarak Shay'e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay'e doğru fırlattı. Ýlk topa Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay'e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe topa dokunarak yere atıcıya doğru vurdu.

Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına
kolaylıkla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.

Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takım arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı.
Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar, 'Shay, ilk kaleye koş, ilk kaleye koş!' Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Þaskınlıktan büyümüş gözleriyle yere çöktü.

Herkes bağırmaya devam etti, 'Ýkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş' Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği sırada açık sahada diğer takımdan biri topu almıştı ... takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top atıcısının niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının üzerinden attı.

Herkes bağırıyordu, 'Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay'

Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi, 'Üçüncüye koş! Shay, üçüncüye koş!'

Shay üçüncüye gelirken diğer takımdakı çocuklar ve seyirciler ayağa
kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, 'Shay, hepsini koş! Hepsini koş!' Shay
hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından alkışlandı.

'O gün', dedi babası, gözlerinden yaşlar aşağıya doğru süzülerek,
'iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar'.

Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış öldü. Bir kahraman olduğunu ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını asla unutmadı.

Son NOKTA: E-mail ile hiç düşünmeden binlerce fıkra yolluyoruz, ama hayattaki seçimler konusunda mesaj olduğunda insanlar tereddüt ediyorlar.

Bunu size yollayan kişi hepimizin bir farklılık yaratabileceğimiz inancını taşıyor. Hepimizin her gün binlerce fırsatı olabiliyor 'doğal olan şeyleri' gerçekleştirmek için.

Bilgin bir adam bir zamanlar demişki: Her toplum, kendilerinden daha az şanslı olanlara nasıl davrandığıyla değerlendirilir.



Teşekkürler : Erhan TURHAN



Gününüz bir Shay günü olsun !
Ali İŞLEMECİ
A Rh + 1961  İSTANBUL

Çevrimdışı Faik TUFAN

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 3110
  • Karma: 0
  • İnandığı Gibi Yaşamayan Yaşadığına İnanmaya Başlar
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #71 : 06 Şubat 2009, 14:01:55 »
Müthiş bir duygu seli ve mutluluk.Paylaşım için teşekkürler.
Faik TUFAN           0 530 566 8626
0 Rh + 1972 Lüleburgaz KIRKLARELİ   


Çevrimdışı Ömer SܓMER

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 3575
  • Karma: 0
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #72 : 06 Şubat 2009, 15:56:34 »
...

Hepsini okudum, tesekkurler Kaptan.
Ömer SܓMER
B Rh + 1967 Alaska ABD


Çevrimdışı Ali İŞLEMECİ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3626
  • Karma: 0
    • Avcı Sayfamız
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #73 : 08 Şubat 2009, 23:21:17 »



Eskiden

 

    Çember cevrilir, su musluktan icilir , agaclara tirmanilirdi.Bebekler bezden , silahlar tahtadan, resimler komur karasindan yapilirdi.Kizlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin isimleri konulur , saatli maarif okunurdu.Komsuda pisen bizede piser, bizde pisen komsuya duserdi.Geceler ayaz,  sokaklar karanlik , yildizlar parlak olurdu.Tursu, salca, manti evde yapilir,karpuz kuyuda sogutulurdu.Erik agacinin pencere camimiza yaslanir, guz yapraklari bahcemize duserdi.Kardan adam yapilir, evlerde soba yakilir, kis gecelerinde masal anlatilirdi.Merdiven cikilir, aidat odenmez, yonetici secilmezdi.Mahalleler bekcili olurdu.Ajans radyodan dinlenir, cizgili roman okunnur, defterlere kenar susu yapilirdi.Hayat arkasi yarin gibiydi.Kesintisizdi.Her gun yasanacak bir sey vardi.Herkez kendi dusunu kurar, kendi hayatini oynardi.

Þimdi hayat tek perdelik bir oyun, Stand-up bir yanlizlik gibi, Þimdi herkez YOGUN YORGUN ve TEK BASINA...

 

Can Dundar


Cem ALOÐLU'nudan  ;)

Ali İŞLEMECİ
A Rh + 1961  İSTANBUL

Çevrimdışı Ali İŞLEMECİ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3626
  • Karma: 0
    • Avcı Sayfamız
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #74 : 08 Şubat 2009, 23:26:53 »


 


Çocuk Gibisin....!

Bazen insanları hafife almak için "Çocuk gibisin,

Çocuk gibi davranıyorsun" denir ya.Bu hikayeden sonra çocuk gözüyle bakmanın basit olmadığını anlıyor insan.


...Babası Ýspanya'nın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapishanede mahkumdu küçük kızın. Fırsat bulduğu her hafta sonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapishaneye giderdi.
Yine bir ziyarete giderken babası için çizdiği resmi yanında yanında götürdü ancak hapishane kurallarına göre özgürlüğü çağrıştıran her türlü şeyin mahkumlara verilmesi yasaktı.
Bu sebeple kağıda çizdiği kuş resmini kabul etmemişler ve

oracıkta yırtmışlardı. Çok üzülmüştü küçük kız.

Babasına söyledi bunu, o da "üzülme kızım, yine çizersin;
bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olur mu?"dedi.
Küçük kız diğer ziyaretinde babasına yeni bir resim çizip götürdü.
Bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti. Babası keyifle resme baktı ve sordu: "Hmmm! Ne güzel bir ağaç bu! Üzerindeki benekler ne? Portakal mı?

Küçük kız babasına eğilerek, sessizce:

"Hşşşşt! O benekler ağacın içinde saklanan kuşların gözleri!....."

 

Cem ALOÐLU'ndan .. ;)
Ali İŞLEMECİ
A Rh + 1961  İSTANBUL