Gönderen Konu: Hayata Dair Hikayeler...!  (Okunma sayısı 20001 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Hakan CENGİZ

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 4596
  • Karma: 0
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #15 : 16 Ekim 2008, 13:35:32 »
Emeğine,ellerine sağlık kaptan çok teşekkürler.
Hakan CENGİZ
A Rh + 1971 AYDIN


Çevrimdışı Serkan KARTALKAYA

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 4499
  • Karma: 0
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #16 : 16 Ekim 2008, 13:50:50 »
ali abım paylasımın ıcın tesekkurler ınsanın gozlerı yaslanıyor okurken konuyu gorup uzun dıye okumamazlık yapmayın cok guzel bır ders yatıyor
Serkan KARTALKAYA
A Rh + 1982 Kağıthane İSTANBUL      

Çevrimdışı Z.Yunus KILIÇ

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 141
  • Karma: 0
  • www.pusatav.com
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #17 : 16 Ekim 2008, 14:09:25 »
Aline sağlık gardaş. Sabah sabah duygulandırdın bizi. 
Zafer Yunus KILIÇ
1972 Karataş ADANA
www.pusatav.com


Çevrimdışı Selahattin SEVGİLİ

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 1500
  • Karma: 0
  • BAŞTAN DܓRܓST OL , SONRA U T A N M A
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #18 : 16 Ekim 2008, 14:27:43 »
Baktım çok uzun geldi., Kim okuyacak sabah sabah dedim, Þeytana uyma  Adelet yazıyor Aç ve oku.
Açtım ve Okudum Ýyiki Okumuşum. Kaptanım Emeğine sağlık,

Mevlam Ýbret Alabilmeyi Nasip Etsin,,
Selahattin SEVGİLİ
O Rh + 1972 Kartal İSTANBUL


Çevrimdışı Ali İŞLEMECİ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3626
  • Karma: 0
    • Avcı Sayfamız
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #19 : 18 Ekim 2008, 07:16:52 »

  Kadir ustanın dediği gibi sufi yazılara ara vermiştik !


Kadı nın biri, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş. Vitrinde, güveç içinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen nefis bir ördek var. Kadı, fırıncıya 'Ben bunu aldım' demiş.


Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.


Az sonra ördeğin sahibi gelmiş: 'Hani bizim ördek?'


Fırıncı boynunu büküp 'Uçtu' deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış... Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş.


Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış...


Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak kadının karşısına çıkarmışlar.


Kadı sırayla sormuş... Ördeğin sahibi, 'Bu adam ördeğimi hiç etti'diye şikáyet etmiş.


Kadı, fırıncıya sormuş: 'Ne yaptın bu adamın ördeğini?'


Fırıncı 'Uçtu' demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış:


'Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar 'Uçar' anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil' diyerek fırıncının beraatine karar vermiş.


Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş... Onun şikáyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: 'Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla...'


Davacı 'Ne olacak?' diye sorunca kadı, 'Þimdi' demiş, 'Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.'


Tabii gayrimüslim şikáyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.


Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da kadı, 'Tamam' demiş, 'Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.'


Böyle olunca fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi'ye: 'Senin şikáyetin ne?'


Yahudi ellerini açmış, 'Ne diyeyim kadı efendi' demiş, 'Adaletinle bin yaşa sen e mi?'


Kıssadan hisse: Ananı öpen kadı ise kime şikáyet edeceksin?


Kaynak : iyi insanlar (best people) mail grubu
Ali İŞLEMECİ
A Rh + 1961  İSTANBUL

Çevrimdışı Ali İŞLEMECİ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3626
  • Karma: 0
    • Avcı Sayfamız
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #20 : 18 Ekim 2008, 07:22:32 »
.

  *Elma ve Þarap*



*Kadınlar ağaçtaki elma gibidir. En iyileri en üst dallarda bulunur.
Erkeklerin coğu düşüp incinmekten korktukları için üst dallara uzanmak istemezler. Onun yerine yere düşmüş çürükleri toplarlar çünkü onları elde etmek daha kolaydır. Yukarıdaki elmalar ise kendilerinde ararlar suçu ve sorarlar kendilerine 'Nerede hata yapıyorum' diye. Aslında gerçekten hatasız ve muhteşemlerdir.


Sadece doğru erkeğin ortaya çıkıp cesaretini ve yüreğini toparlayıp o üst dallara ulaşmasıdır bütün olay. Lütfen bu gerceği iyi elma olan bütün kadınlarla paylaşın. (Dalından toplanmış olsalar bile )


Erkekler ise ...
iyi birer şarap gibidir. Koruk olarak başlarlar, mayhoş ve tatsız...
Kadınlar tarafından canları çıkana kadar çiğnendikten sonra ancak bir yemeğin yanında gidecek kadar tatlanırlar...


* SEVDÝÐÝNÝZ TÜM KADIN ARKADAÞLARINIZA OKUTUN GÜNLERÝ ÞENLENSÝN :)*



Kaynak : iyi insanlar (best people) mail grubu

Ali İŞLEMECİ
A Rh + 1961  İSTANBUL

Çevrimdışı Ali İŞLEMECİ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3626
  • Karma: 0
    • Avcı Sayfamız
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #21 : 18 Ekim 2008, 07:32:52 »
.

Dar Ayakkabı


      O bayram bana ayakkabı almaya karar verdiler.Hazır ayakkabı satan mağaza yoktu şehirde. Tek ayakkabı yapan dükkânında ayakkabıcı çıplak ayağımı bir kartonun üzerine koydu, iyice basmamı söyledikten sonra ağzındaki kurşun kalemi eline alıp ayağımın çevresini çizdi.
 
      O ayağımın çizildiği karton benim ayakkabı numaramdı. Günlerce yeni ayakkabılarımın hayalini kurdum. Babamın anlattığına göre ayakkabılarım siyah ve bağcıklı olacaktı. Kapının her çalınışında koştum.Ayakkabılarım bayramdan bir gün önce geldi, siyah-bağcıklı.O gün onları giymedim. Bayram gecesi yatağımın altına yerleştirdim yeni ayakkabılarımı.Arada bir kalkıp kutusundan çıkartıyor, yere koyuyor, yukarıdan, yandan,
önden bakıp duruyordum. Parlak ve yuvarlak burnunu gecenin karanlığında kim bilir kaç kez okşadım. Uyku girmedi gözüme.Sabahleyin ev ahalisi kalktığında, ayakkabı kutusu kucağımda sandalyede oturuyordum ben.Ayakkabımı babam giydirdi.Ayağıma olmamıştı ayakkabılarım, dardı ve canimi yakmıştı.Ama bunu babama söylemedim. O 'Sıkıyor mu?' diye sordukça 'Hayır' yanıtını veriyordum. 'Dar, ayağımı acıtıyor' desem, geri gidecekti ayakkabılarım ve ayakkabıcının hemen bir yeni ayakkabı yapması olanaksızdı.O bayram sabahı canım yana yana yürüdüm.Bir sure sonra acı dayanılmaz oldu. Dişimi sıktım.Topalladım.Soranlara 'Dizimi vurdum' dedim, ama ayakkabılarımın ayağımı sıktığını kimseye söylemedim.

*Doğrusunu isterseniz yaşam dar ayakkabıyla yürümektir.*

*Kimi zaman, dar bir maaş, kimi zaman sevimsiz bir iş...*
 
*Kimi zaman, bir mekan dar ayakkabı olur bize, kimi zaman bir cevre, kimi zaman bir sokak, ya da bir Þehir...* *Kimi zaman, dostluklar, arkadaşlıklar, beraberlikler bir dar ayakkabıya dönüşür.*

*Kimi zaman, zamandır dar ayakkabı, geçmek bilmez.* *Kimi zaman, zenginlik, kimi zaman başınızı koyduğunuz yastık...*
 
*Caniniz yanar. *

*Topallaya topallaya gidersiniz.*

*Sonradan öğrendim yaşamın dar ayakkabıyla yürüme sanatı olduğunu... *

 

Kaynak : iyi insanlar (best people) mail grubu
 

Ali İŞLEMECİ
A Rh + 1961  İSTANBUL

Çevrimdışı Ali İŞLEMECİ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3626
  • Karma: 0
    • Avcı Sayfamız
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #22 : 18 Ekim 2008, 07:40:33 »
.

Baba ve Oğul



*80'ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen -45 yaşında ve saygın bir işi olan- oğlu salonda oturuyorlardı. *
 
*Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sahbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti. *

*O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu. *
 
*Yaşlı baba kargaya gülümserek biraz baktıktan sonra oğluna sordu: 'Bu ne oğlum?'*

*Oğlu şaşkın, cevapladı: 'o bir karga baba.'*

*Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu: 'Bu ne oğlum?'*

*Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı: 'Baba, o bir karga'*

*Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu. Yaşlı baba üçüncü defa sordu: 'Bu ne?'*

*Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü: 'O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun?'*

*Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti: 'Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun?'*

*Babası -yüzünde hâlâ bir gülümseme- yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hâtıra defteriydi. Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu. Sevgiyle gülümseye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi.*

*'Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanıbaşımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu. 23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir karga olduğunu söyledim. Rahatsız olmak mı? Hayır! Onun sorusunu masumca tekrar edişi içimi sevgiyle doldurdu.'*

*'Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara 'öf' bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.'   (Ýsra, 23)***



Kaynak : iyi insanlar (best people) mail grubu
Ali İŞLEMECİ
A Rh + 1961  İSTANBUL

Çevrimdışı Ali İŞLEMECİ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3626
  • Karma: 0
    • Avcı Sayfamız
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #23 : 18 Ekim 2008, 07:57:05 »
.

Mor Menekşeler




     Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği ikikatlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı..Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi..


     Gölgeyi sever menekşelerderdi..Oysa ögretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara .Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı.Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi , her bitki güneşi severken,onlar nedengölgeyi tercih ediyorlar diye düşündü durdu. Hande...Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler bu yüzden
bu kadar güzeldi.Herkesden farklı olursan, bu hayatta değerli olursun yargısına varmıştı.Daha o yıllarda farklı olmak için uğras vermeye başladı. ilk olarak, okulda kimsenin yanına oturmak istemediği Hacer'in yanına oturmak istiyorum ögretmenim diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı. Hacer bile şaşırmış şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir ailenin kızı idi. Hande ise mühendis Kamil Beyin biricik kızı. Ögretmen pek oturtmak istemedi önce Hacer'in yanına Hande' yi. Daha sonra bir
tatsızlık çıkmasın diye öğretmen Hande'nin annesini çağırdı.

Annesi eve geldiklerinde Hande'ye sordu :

- Neden yavrum Hacer in yanına oturmak istiyorsun?

Hande cevap verdi :

    Geçen baharda menekşeler ekiyorduk hani anne, o gün sen bana menekşelergüneşi sevmez demiştin, oysa her bitki güneşi sever. Menekseler farklı,belki de bu yüzden bu kadar güzeller. Hacer'in yanına kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum. Belki Hacer de güzeldir, onu fark etmek istiyorum, dedi.

Annesinin ağzı açık kalmıştı. Ýlkokul 4.sınıf öğrencisi kızınınolgunluğuna hayran kalarak

- peki kızım kimin yanında istersen oturabilirsin, " dedi.


    Pazartesi Hande Hacer'in yanında oturmaya başladı. Hem Handetedirgindi, hem Hacer.Birbirleri ile hiç konuşmuyorlardı. Diğer
kızlarda soğumuştu Hande'den. Nasıl Hacer gibidağınık, bir şeyi, iki kere anlatınca anlayan fakir bir kızın yanına oturmayı istemişti.En çok alınan doktor Cemal Beyin kızı Esin'di. Anne babaları her hafta sonu görüşüyorlar,

    Hande ve Esin birlikte oynuyorlardı. Nasıl olur da kendi yerine Hacer'i seçerdi. Çok gururu kırılmıştı Esin'in. Hande ile konuşmuyordu.Birgün Hande ve ailesi Esinlerle dağ köylerinden birinde gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak için sözleştiler. Hande gene Esin'in somurtacağını bildiği için gitmek istemiyordu.

    Ýçin için de Hacer'e kızmaya başlamıştı arkadaşları ile arasının bozulmasına sebep olmuştu.Neden sanki bu kadar dağınıktı, neden her şeyi iki kerede anlıyordu? Yoksa aptal mıydı?Sonra menekşeleri hatırladı hemen düşüncelerinden utandı. Hacer farklı diye yargılamaması gerekiyordu. Hacer'in, kimsenin bilmediği güzelliklerini keşfedecekti. Buna tüm gücü ile inandı. Panayıra gittiklerinde Esin somurtarak karşısında oturuyordu, Hande ile konusmuyordu.

   Hande canı sıkıldığından biraz dolaşmak için annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye başladı. Hava iyice soğumuş ve ayaz iyice artmıştı, kar atıştırmaya başlamıştı. Hande karı çok seviyordu, yürüdü, yürüdü. Köye gelmişti. Bir evin önünde durdu. Evin penceresinde ki saksıya gözü ilişti. Gözlerine inanamıyordu, bunlar mor menekşelerdi. Ama kıştı ve menekşeler soğuğu hiç sevmezlerdi eve dogru bir adım attı. Kapıda beliren gölgeyi çok sonra fark etti bu Hacerdi.

Hande'ye gülümsüyordu.

- Hoşgeldin Hande buyurmaz mısın?, dedi.

Biraz ürkek, şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi Hande ve içeri girdi. Oda sıcacıktı odun sobası her yeri ısıtmıştı. Menekşeler diyebildi sadece

Hande...

- Bu soğukta ?

Hacer gülümsedi ;

- Onlar annem için, annem onları çok sever. Sonra yatakta yatan kadını fark etti Hande.

"Annen hasta mı?" dedi.

    "Evet 2 sene önce felç oldu ona ben bakıyorum, bizim kimsemiz yok, birtek ineğimiz var onunla geçiniyoruz. Ama tüm işler bana baktığı için derslere çalışacak pek vaktim olmuyor, dedi Hacer utanarak. Bir de bizim köyden şehre araç yok, bu yolu her gün yürüyorum o yüzden de çok yorgun okula geliyorum dersleri anlamakta güçlük çekiyorum. Hande'nin gözleri dolmuştu. Dışarıdan gelen ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu. Çok merak etmiş olmalıydı. Dışarıya koştu ve annesine sarıldı,ağlıyordu. Bir müddet sonra anne bu Hacer diye tanıştırdı sıra arkadaşını. Hacer'in yaptığı sıcak çorbadan içtiler birlikte. Hande annesine anlattı Hacer'in hayatını, ağlayarak.

"Bir şeyler yapalım anne" dedi.


    O hafta annesi ve Hande, Hacerlere gidip annesi ve Hacer'i kendi evlerine taşıdılar. Hacer artık Handeler den okula gidip geliyordu, ne dağınıktı, ne de aptal. Sınıfın en iyi öğrencisi olmuştu. Seneler geçti Hacer ve Hande bir arkadaş değil, iki kız kardeşlerdi artık. Mor menekşeler Hande'ye Hacer'i armağan etmişti. Hacer'e ise hem Hande'yi, hem hayatı. Seneler sonra ikisi de evlendi. Hacer şimdi bir doktor. Hande'den vicdanın ne kadar önemli olduğunu öğrendi, hastalarına vicdanıyla birlikte şifa dağıtıyor. Hande ise bir ögretmen. Çocuklara farklı olan şeyleri sevmeyi de ögretiyor. Bir kızı var adı, Hacer Menekşe. Hayatta en çok sevdiği iki şeye birini daha ekledi

Hande.




LÜTFEN SEVGiNiZE ÖNYARGI KOYMAYIN.

HERÞEY SEVÝNCEYE KADAR FARKLIDIR

SEVDÝKTEN SONRA ÝSE SEVGÝNÝN DÝLÝ HEP AYNIDIR



Kaynak : iyi insanlar (best people) mail grubu
Ali İŞLEMECİ
A Rh + 1961  İSTANBUL

Çevrimdışı Bayram VARIŞ

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 1776
  • Karma: 0
  • Sular yükseldikce balıklar karıncaları yer,sular ç
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #24 : 18 Ekim 2008, 14:11:38 »
Emeğine sağlık kaptan güzel ve öğretici bir hikaye
Bayram VARIŞ
A Rh + 1972 UŞAK

Çevrimdışı Gürkan GܓNGÖR

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 80
  • Karma: 0
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #25 : 18 Ekim 2008, 14:22:46 »
ali abi allah ellerine zeval vermesi
paylaşım için teşekkürler gerçekten harika bir hikaye
saygılar
Gürkan GܓNGÖR
1983 Çatalca İSTANBUL

Çevrimdışı Berk KEMİK

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 1076
  • Karma: 0
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #26 : 18 Ekim 2008, 14:36:10 »
çok güzel ve düşündürücü bir hikaye ali abi teşekkürler
Berk KEMİK
1990  ANKARA / BARTIN
0534 863 15 32



Çevrimdışı Metin GܓLMEZ

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 1859
  • Karma: 0
  • Doğru eğrilir ama asla yıkılmaz.!
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #27 : 18 Ekim 2008, 16:55:00 »
Çok düşündürücü ve ders alınması gereken olay.Paylaşım için teşekkürler kaptanım.
Metin GܓLMEZ
A Rh + 1962 Dursunbey BALIKESİR

Çevrimdışı Fatih SAVRAN

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 542
  • Karma: 0
  • HAK GELDİ BATIL ZAİL OLDU
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #28 : 19 Ekim 2008, 00:21:47 »
paylaşım için tşk. güzel bir konu hayatı dar ve zorluğunu çocukluktan öğrenmek
Fatih SAVRAN
B Rh + 1980 Dursunbey BALIKESİR

Çevrimdışı Cengiz BUDAK

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 9286
  • Karma: 0
  • BܓYܓK LOKMA YUT BܓYܓK LAF ETME
Ynt: Hayata Dair Hikayeler...!
« Yanıtla #29 : 19 Ekim 2008, 04:22:38 »
Paylaşım için teşekkürler .Doğru söze ne denebilir.
Cengiz BUDAK
A Rh + 1962 KOCAELİ    0 532 701 26 77