Gönderen Konu: MANGAL YÜREKLİ LUCKY İLE KEKLİK AVI - ANILARIM 28  (Okunma sayısı 1878 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Oğuz BABAÇOĞLU

  • Bölüm Editörü
  • *
  • İleti: 1701
  • Karma: 0
Çoğu avcıda köpeğinin çalınması sonucu ava karşı bir isteksizlik olur. Ava gitmek zor gelir, her zaman koşa koşa gittiğiniz meralar, köpek olmayınca size yavan gelir.
     1994 yılı sonbaharında köpeğimiz Garip’in çalınması sonrasında neredeyse sezonu erken kapatmak noktasına gelmiştik. Malum, keklik ve bıldırcın avları köpek olmayınca insanı tatmin etmiyordu.
    Suat Abi köpeksiz av olmaz diye Linda’yı arkadaşından geri aldı. Bir kez ava gittik. Linda aynı Linda’ydı.Av yapmıyordu. Hele ki Garip gibi bir köpekten sonra çok hafif kalıyordu. Bir hafta sonra Linda’yı, onu isteyen Yumurtacı Mehmet Abiye verdik.
    Biz de kendimize başka bir çıkış yolu bulmuş, ördek avlarına gitmeye başlamıştık. Söke’ye Yavlum Mithat’ın yanına gidiyorduk.
    Sonra günlerden bir gün Suat Abi dedi ki “Oğuz çok cins bir köpek buldum, bir iki güne kadar alıp getireceğim.” Dediği gibi de aldı getirdi.
    O zamana kadar bizim bildiğimiz üç köpek cinsi vardı. Pointer, kurzhaar ve setter. Bu köpek hiçbirine benzemiyordu. Daha çok magazin programlarında kadınları kucağında sevdikleri süs köpeklerine benziyordu.
    Köpek bir yaşına yaklaşmış olmasına rağmen ufak tefekti. Ýlgi çekici bir başka durum, köpek Rusya’dan gelmeydi. Kendi köpeklerimizde aşı karnesine bile rastlanmazken köpeğin kendi adına düzenlenmiş cüzdanı vardı. Bir de kiril alfabesiyle kargacık burgacık yazılmış, ne olduğunu anlayamadığımız bir belgenin orasına burasına bakıp ne olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Elimizdeki belgenin hayatımızda ilk kez gördüğümüz bir soy kütüğü belgesi olduğunu seneler sonra öğrendik.
     Lucky’i çocuğu olmayan bir karı koca Rusya’dan getirtmişti. Adam, karısı evde sıkılmasın, oyalansın diye ona bir köpek hediye etmişti. Gel gelelim Lucky çok zeki, korumacı ve sert bir mizaca sahipti. Kadınla adamı hırlayarak bir araya getirmemesi, adamı yatak odasına sokmaması, adamın canına tak etmiş ve Lucky’i alıp Suat Abi’ye teslim etmek zorunda bırakmıştı. Suat Abi, adama köpeği verme nedenini sorunca “Yedi aydır hanımla kardeş olduk.” cevabını almıştı.   
     1994 yılı eylülünde bütünlememi verip mezun olmuştum. Tayin bekliyordum. Ancak 1994 krizi yüzünden öğretmen alımları durdurulmuştu. Ben de ücretli öğretmen olarak göreve başlamadan belki tayin çıkar diye bekliyor, Suat Abi’ye yardıma gidiyordum.
     Suat Abi’nin işleri çok bozuktu. Alacaklılar gündüz çok rahatsız ettikleri  için geceleri çalışıyorduk.
     Ýnce uzun dar bir dükkanı vardı.Hiç unutmuyorum bir gün preste çalışıyorum Lucky’i dükkanın girişine bağlamış, hayvan da uyuyordu.Aklıma bir şeytanlık geldi. Presten çıkan pullardan birini köpeğe atıverdim. Köpek uyku sersemi etrafına  bakınırken ben kıkır kıkır gülüyordum. Sonra yattı , ben bir tane daha atacakken elimi havada gördü. Kulaklarını dikip bana baktı. Aradan yarım saat geçti, yoruldum ve dinleneyim dedim. Presi  kapattım, dışarıdaki çeşmede elimi yüzümü yıkamak üzere tam çıkacakken köpek hart diye benim paçaya bir yapıştı. Zor kurtuldum. Öyle bir havlıyor ki beni de dükkana sokmuyor. Suat Abi’yi çağırdım . O köpeği tuttu da öylelikle içeri girebildim.
    Bir kaç kez ava götürdük ama hem çok başına buyruk hem de ava ilgisizdi. Belki de avın ne olduğunu henüz bilmiyordu ama bir konuda uzmandı: Bekçiliği. Suat gece dükkanda uyurken demirleri çalmaya çalışan hırsızları sokağın başına kadar kovalaması. Dükkanı sabaha kadar beklemesi. Suat Abi’nin etrafında pervane olması, ona toz kondurtmaması, onun değerini Suat Abi’nin nazarında daha da arttırmıştı.
   
   
    Epagneul Breton
   
     Mehmet Binbaşı klüpten tanıdığımız bir subay emeklisiydi. Kıbrıs savaşı sırasında karnından iki makineli tüfek mermisiyle yaralanması sonucu tankçı binbaşılıktan emekliye ayrılmıştı. Ancak kim ne derse desin adamın kralıydı. Dürüst, beyefendi, herkese kendini sevdirmiş pırlanta gibi bir insandı.
    Her hafta klüple ava gidiyor, ama apartman katında kaldığı ve de köpek bakacak yeri olmadığı için sızlanıp duruyordu.
     Suat Abi “Biz ördek avına gidiyoruz, istersen Lucky’i al, hem köpek de gezmiş olur.” deyince dünyalar onun olmuştu. Anlaşmaya göre köpeği cumartesiden alıyor, pazartesi günü teslim ediyordu.
      Yine günlerden bir gün cumartesi günü köpeği almış ve oğlundan köpeği gezdirmesini istemiş. Oğlu da 7-8. sınıfa gidiyor. Gezdirirken sokakta 4-5 kişi çocuğun etrafını çevirmişler.  “Len, o köpek bizim. Sen nerden buldun bunu? Köpeği bize bırak…” diye başlamışlar çocuğu tartaklamaya. Köpeği çalacaklar. Vay sen misin benim sahibime saldıran. Köpek onlara bir dalmış. Saniyeler içerinde kimin bacağını ısırmış, kiminin pantolonunu yırtmış, kiminin zıplamak suretiyle gömleğini baştan aşağı cırt… Hepsi neye uğradıklarını anlayamadan apar topar kaçmışlar. Köpek boynunda zincir olduğu halde onları sokağın başına kadar kovalamış.     
     Tabi çocuk eve dönüp olayı anlatınca olayın kahramanı Lucky’e evin hanımı tarafından bol bol köfte ziyafeti verilmiş.   
      Lucky gel zaman git zaman bıldırcına başlamış. Ancak tek kusuru fermasının olmaması. Tabiki köpek yakın arayınca ve de kokusu sağlam olunca bu pek de sorun olmamış.
       Öte yandan biz güzel ördek avları yapıyoruz ve Mehmet Binbaşı’ya köpek av yapıyor mu, yapmıyor mu diye sormak pek aklımıza gelmiyor.
     Bir gün Berber Apo Abi’deyken köpeğin güzel av yaptığını biri çıtlatıverdi. Aldı bizi bir merak. Aylardan 1995 ocak. Pamuk tarlalarının hepsi sürülmüş, bıldırcına nereye gideceksin. Avlanacak mera kalmamış. Radikal düşünüp Korkut’larla Karaburun’a kekliğe gitmeye karar verdik. Korkut’un Soner diye polis bir arkadaşı var, onun Tempra’sıyla gidiyoruz.
    Sabah meraya vardık, bir yağmur bir yağmur. Dinmişi dineceği yok. Geri döndük. Tam otobana çıkacağız. Ana! Yağmur kesti. Geriye mi dönsek nereye gitsek diye düşünürken, birinin aklına Zeytineli geldi. Sezon kapanmak üzereyken Zeytineli’nde keklik mi kalır? Güzel soru. Ancak başka çare de yok. Battı balık yan gider, kırdık direksiyonu Zeytineli merasına.
     Arabayı bırakıp sol tarafa tırmanmaya başladık. Gezdiğimiz yerler çıplaktı. Yağmur yeni yağdığına göre kuş sık meşelerin kenarlarında olmalıydı. Yukarıyı gösterdim “Oraya gidelim.” dedim. Sol taraf sık meşelik sağ tarafı çıplak. Keklik varsa buralarda olmalıydı.     
      Derken Lucky’nin kuyruğu hızlı tiktaklarla sallanmaya başladı. Önümden giderken hafif sağa kaydı. Aşağımda Korkut üstümde Suat Abi gidiyordu. Lucky kekliklerin arasına bir dalış yaptı. Tam alayın içine girmiş. 12-13 tanesi yürekleri titreten o FARRRR sesiyle havalandı. Bir tanesi balonlayıp Korkut’un üstünden geriye giderken benim namluya girdi. Korkut önünden kalkanlara atar diye düşünürken o da balonlayan kuşa namlu çevirmiş. Ne var ki benim tetik önce düştü. Kuş bir tüy demeti bırakıp düştü. Lucky kuşu aportlayıp bana getirdi. Siftah kuşu torbaya atmanın, biraz da Lucky’nin ilk avını görmenin sevinciyle yolumuza devam ettik.   
      Korkut, önünden kalkan kekliklere traş çekince biraz  morali bozuldu. Kuşların inmesi muhtemel iki yer boş çıkmıştı. Aklıma kuşun tekrar yukarıya çıkabileceği düşüncesi geldi Suat Abi’ye “Yukarı çıkalım.” dedim. Yine sık meşe palamutlarının kenarlarını arıyoruz. Suat Abi’ye baktım yürümüyor. Bir kayanın üstüne efevari bir tavırla ayağını, ayağının üstüne de tüfeğin dipçiğini dayamış soluklanıyor. Tam orman kenarında gür bir çalı var. “Taşlasana.” dedim. “Ohooo keklik olsa şimdiye kırk kere kalkar!” dedi. Bu arada köpeğin hızlandığını fark ettim. Sanki içime doğdu. “Abi sen ne biçim avcısın? Ya pusmuşsa!” dedim. Patates kadar bir taşı çalıya atmamla birlikte o muhteşem çatırtılarla iki kekliğin parladığını gördüm. Suat Abi kuşların sağından, ben arkasından atıyorum. Acele etti. DAN, DUN  ben birinci sıkıda ıskaladım ancak ikinci sıkıda kuşun biri, hafif bir sarsıntıyla irtifa kaybetmeye başladı ve aşağıdaki seyrek çalıların bulunduğu yere indi. Koştuk ara babam ara kuş yok. LUCKY, LUCKY! Çağırdık.Koştu geldi kerata.  Kokuyu tutturur tutturmaz sağa aşağı doğru kaymaya başladı tepeyi geçti. Vicyk, vicyk bir ses geldi. Sonra baktık iri kuşu aportlamış gerine gerine geliyor bizimki. “Aferin oğlum!” sev babam sev.
     Suat Abi “Kuşu ben vurdum.” dedi. Hemen bir otopsi sonucu gerçek ortaya çıktı. Sağ kanat hafif kırık, kıç taraftan üç saçma. Sol taraf tertemiz…
     Korkut aşağı giden kuşun peşine gitti. Oraya kondu, buraya kondu. Derken, Bir parlama sesi, ve salisesinde bir tüfek sesi Korkut’tan. Kuş havalanmaya fırsat bulamadan aşağıda. Kuş çok gür sık bir çalıya düştü. Çalı öyle pis ki girecek herhangi bir yeri yok. Tüfekle bir yerini aralayarak, küçük boy köpeğimizi içeri salıverdik. Girdiği delikten ağzında keklikle çıktı. Maşallah!
     
               (Bir keklik avı sonrası Korkut, Manisa)
      Bekçiliğinin yanında avda da kendini kanıtlayan Lucky Suat Abi’nin hayatında en çok sevdiği köpeği haline geldi. 
      Ne var ki Haziran ayında Çandarlı’daki evin mağazasında fare gören aklı evvel Meral Teyzem, odanın ortasına bir gazete üzerine fare zehiri dökmüş. Sabahleyin gelen Suat Abi de farkında olmadan köpeği mağazaya salıvermiş. Hayvan da gazetenin üstüne yatınca … sabahleyin kaskatı kesilmiş.
       Bu manzarayı gören Suat Abi deliye döndü. Ağzına ne geliyorsa söyledi. Ne çare ki olan olmuş, ölen ölmüştü.
       Dedem Korkut geldi. Boy boyladı soy soyladı. Bu olay üzre gelip şu maniyi düzdü.
                               Bir yılda kaybettiğiniz köpek sayısı iki
                               Ýnsanın başına böyle talihsizlik gelir mi
                               Nur içindeki o meralarda huzur bulasın
                               Boyu küçük yüreği büyük aslan  Lucky
      Ýzmir’deki bir ilköğretim okulunda ücretli öğretmen olarak göreve başlamıştım. Ağustos ayında beklenen tayinim gerçekleşmişti. Suat Abi’yle bir yol ayrımına geliyorduk. Ben Adapazarı’na o da uçsuz bucaksız denizlere gidecekti. Hayatımın avcılıkla ilgili bir dönemi kapanıyordu artık. Ancak o gitmeden önce Çandarlı’da son bir kez ava gidip jübile yapacaktık. Ne zaman?
      Ýşte o başka bir hikaye, sezonun av anılarıma ait son hikayesinde buluşuncaya kadar şimdilik, kalın sağlıcakla… ;)

Oğuz BABAğOğLU
A Rh + 1971 DENğZLğ

Avcğlğk: Kğrk gğn taban, bir gğn y

Çevrimdışı Serkan KAHRAMAN

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 1257
  • Karma: 0
  • 3.5 atacağğna 4x4 lğk yağa !!!
Ynt: MANGAL YÜREKLİ LUCKY İLE KEKLİK AVI - ANILARIM 28
« Yanıtla #1 : 11 Ekim 2013, 06:26:50 »
Hocam bir solukta okudum, sizinle beraber yaşadım, kalemine sağlık...
Serkan KAHRAMAN
AB Rh + 1978 KOCAELğ

Çevrimdışı Ahmet KURŞUN

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 623
  • Karma: 0
Ynt: MANGAL YÜREKLİ LUCKY İLE KEKLİK AVI - ANILARIM 28
« Yanıtla #2 : 11 Ekim 2013, 16:44:37 »
Oğuz abi,yazılarını okurken o anları bende yaşıyorum.Eline,emeğine sağlık.

 ^-^ ^-^ ^-^
Ahmet KURŞUN
B Rh (-) 1975 ADANA


Çevrimdışı Mehmet GENÇ

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 883
  • Karma: 0
  • Bak bir bildiğim var. öl! demezse Tanrı, yaşar kul
    • Facebook
Ynt: MANGAL YÜREKLİ LUCKY İLE KEKLİK AVI - ANILARIM 28
« Yanıtla #3 : 11 Ekim 2013, 22:33:09 »
yüreğine sağlık hocam
Mehmet GENÇ
1984 Kadıköy İSTANBUL    
Avcılık, bana babamdan kalan miras değil.. Oğluma olan borcumdur ...

Çevrimdışı Oğuz BABAÇOĞLU

  • Bölüm Editörü
  • *
  • İleti: 1701
  • Karma: 0
Ynt: MANGAL YÜREKLİ LUCKY İLE KEKLİK AVI - ANILARIM 28
« Yanıtla #4 : 15 Ekim 2013, 02:33:58 »
Hocam bir solukta okudum, sizinle beraber yaşadım, kalemine sağlık...
Teşekkür ederim Serkan'ım...

Oğuz abi,yazılarını okurken o anları bende yaşıyorum.Eline,emeğine sağlık.

 ^-^ ^-^ ^-^
Sağolasın Ahmet'im ben de yazarkn yaşamış kadar oluyorum. Bu elektriği sizlere iletebiliyorsam ne mutlu bana...

Herkese Denizli'den selamlar...
Oğuz BABAğOğLU
A Rh + 1971 DENğZLğ

Avcğlğk: Kğrk gğn taban, bir gğn y