Gönderen Konu: YEŞİL ATEŞ YABAN TV'DE  (Okunma sayısı 981 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mehmet EKİZOĞLU

  • Bölüm Editörü
  • *
  • İleti: 207
  • Karma: 0
    • Mehmet EKİZOĞLU Blog Spot
YEŞİL ATEŞ YABAN TV'DE
« : 15 Mayıs 2012, 16:03:28 »
Değerli Yaban Dostları,

Dünyada korumacılık akımının öncülerinden Aldo Leopold’un hayatının ve mücadelesinin konu edildiği “Green Fire” (YEÞÝL ATEÞ) adlı belgesel film, Amerikan Aldo Leopold Vakfı tarafından çekilmiş olup 22 Mayıs’ta da Türkiye Prömiyeri yapılacaktır.

Bu vesileyle, Aldo Leopold’un düşünüş tarzını anlatan bir yazımı dikkatlerinize sunmak istedim.

Yeşil Ateş’i tüm avcılarımızın izleyip benimsemesinde büyük yarar gördüğümü bu vesileyle ifade etmek istiyorum. Bu prömiyeri ve filmi yayınlamak için girişimlerde bulunan YABAN TV'ye huzurlarınızda teşekkürlerimi sunarım.

Mehmet Ekizoğlu



“Dağ Gibi Düşünmek”

Bir Aldo Leopold Denemesi

Aldo Leopold, günümüzde kullandığımız anlamda çevreciliğin ve korumacılık fikrinin babasıdır diyebiliriz sanırım. Kendisi aynı zamanda ABD’de yaban hayatı yönetimi disiplininin babası kabul edilmektedir. 1948 yılında dünyamıza veda eden Leopold, bugün çevreci yazının ilk eserlerinden kabul edilen ve korumacı düşüncenin felsefesini oluşturan “A Sand County Almanac” kitabının yazarıdır.

Bu yazımda, Leopold’ün bu kitabının “Dağ Gibi Düşünmek”  adlı bölümünde anlattığı konuları işlemek istiyorum. Leopold’ün mirasını ise başka bir yazımızda konu edelim.

Aldo Leopold, bu yazısında o dönemlerde pek yaygın olmayan bir düşünce olan doğanın dengesini felsefi açıdan anlatmaya çalışmakla başlar. Dünyanın içerisindeki karşıtlıkları ve uyumsuz görünen unsurların aslında bir uyum içinde yaşadıklarını ortaya koyar ve bunu “yalnızca dağ, bir kurdun ulumasını tarafsızca dinleyebilecek kadar uzun yaşamıştır” şeklinde ifade eder. Yazar bunu bir kurdun ölümüne tanık olduğu anı anlatarak derinleştirir.

Leopold, 22 yaşında genç bir biyoloji mezunudur ve  arkadaşlarıyla ava çıkmıştır. Yüksek bir kayanın üzerinde öğle yemeklerini yemektedirler. O sırada aşağıda kendilerine doğru gelen, önce geyik sandıkları şeyin kurt olduğunu görürler. Dişi kurdun arkasında da altı tane yetişkin genç vardır. O zamanlar kimse bir kurt görünce öldürmeden geçmemektedir. Leopold ve arkadaşları hemen silahlarına davranarak kurt grubuna ateş etmeye başlar. Ýlk başta tepeden aşağıya isabetli atış yapmada biraz zorlansalar da tüfekleri boşaldığında dişi kurt yerde yatmaktadır. Genç kurtlardan birisi de yaralı bacağını kayalıklara doğru sürüklemektedir. Dişi kurt ölmeden yanına vardıklarında, Aldo Leopold kurdun gözlerindeki “yeşil ateşin sönmekte” olduğunu izler. Bu Leopold’ün daha önce görmediği, ancak dağın ve kurdun bildiği bir şeydir. Leopold itiraf eder; “O zamanlar gençtik ve tetik parmağımız sürekli kaşınıyordu. Daha az kurt demek daha fazla geyik demek diye düşünüyordum. Hiç kurt olmaması ise avcıların cenneti olmalıydı. Ancak kurdun gözündeki yeşil ateşin ölümünü  gördüğümde anladım ki, böyle bir fikri ne kurt, ne de dağ paylaşmıyordu”.

O tarihten sonra da devlet, Wisconsin Eyaletindeki kurtları kökünü kazımıştır. Aldo Leopold ise önce geyik sürülerinin artışını, daha sonra geyiklerin bütün dağlardaki ağaçları ve çalıları yok edişini ve daha sonra da açlıktan ve hastalıktan bütün sürülerin geride kemikler bırakarak mahvoluşunu görecek kadar yaşamıştır. “Geyik sürüsü nasıl kurtların korkusuyla yaşıyorsa, dağ da kendi geyiklerinin korkusuyla yaşamaktadır. Belki de kurtlar tarafından öldürülüp yenilen bir geyik iki ya da üç yılda yerine gelse de, geyik sayısının fazlalığı nedeniyle bozulan bir yaşam alanının eski halini alması on yıllar sürmektedir.”

Leopold bu yazısında dağın yani doğanın, bitki örtüsü, yırtıcıları ve diğer faunasıyla birlikte bir bütün olduğu mesajını vermektedir. Okuyucudan istediği de, ister avcı, ister yönetici, ister politikacı ve ister çiftçi olsun, dağ gibi düşünmesidir.

Geyik sayısını artırmak için kurtların yok edilmesi, geyik sayısını gerçekten de artırmıştır. Ancak aynı zamanda çoğalan geyikler yaşam alanlarındaki bitkileri tamamen bitirerek erozyonun artmasına ve ekosistemin bozulmasına yol açmışlardır. Yiyecek bulamayan ve sürüdeki hastalıklı bireyleri elenmeyen sürü sonunda yok olma ile karşı karşıya kalmıştır. Sonuçta hem ekosistem bozulmuş, hem de elde edilmek istenen sonuç elde edilememiştir. Leopold’ün “Dağ Gibi Düşünmek” yazısı, kısa olmasına karşın, yaban hayatı yönetimi düşünce sistemini çok derinden etkilemiştir. Önceleri yalnızca insan ihtiyaçları doğrultusunda daha etkin kullanım ilkesi ile yönetilen doğal kaynakların aslında insan da dahil bütün bir yaşam sistemi olarak anlaşılması akımı yani bildiğimiz çevrecilik hareketi doğmuştur. Doğaya her şeyiyle insan için yaratılmış bir sebze bahçesi olarak bakan eski anlayış terk edilmiştir. Her bilimsel gelişmenin temelinde olduğu gibi, ekolojik hareketin de temelinde bu düşünce değişikliği yatmaktadır.

Günümüzde ekolojistler ve yaban hayatı biyolojisi uzmanları daha karmaşık ve kompleks analiz sistemleri kullanmaktadırlar. Bir çok modern yönetim sistemi karmaşık bilgisayar modelleri ile çalışmaktadır ve makro düzeyde atmosfer ve bütün organizmaların da dahil olduğu bir denge düşüncesi ön planda tutulmaktadır.

Bugün neredeyse tüm insan faaliyetlerini etkileyen ve ileride de daha fazla belirleyici olacağı düşünülen ekoloji ve çevre düşüncesinin temelinde, Aldo Leopold gibi, Thoreau gibi düşünürlerin katkısı ve liderliği yattığı kabul edilir. Leopold’ün kitabının başka bir bölümünün başlığı olan “Land Ethic” yani doğa ahlakı, yine kendi tanımıyla; “insan ile doğa arasındaki uyum durumudur”.

Aldo Leopold’ün, “Dağ Gibi Düşünmek” yazısının sonunda dediği gibi;

“Belki de dağların çok uzun zamandan bu yana bildiği ama insanın çok az anlayabildiği, kurdun ulumasında saklı anlam budur.”

Mehmet Ekizoğlu


Mehmet EKİZOĞLU
1973 Yenipazar AYDIN