YAZAR KADROMUZ (Av,Avcı ve Avcılık Hakkında) >

Yusuf BİÇER Bıçaklar , ֓zellikleri , Hikayeleri

Haçlıların korkulu rüyası Türk icadı Şam çeliği - Damascus steel

<< < (2/4) > >>

Cengiz BUDAK:


Þam çeliği – Damascus nedir?

 
Ortaçağda Ortadoğu ve Anadoluda Hindistandan gelen WOOTZ (ham çelik) blokları özel ve gizli bir teknikle işlenerek dünyanın en keskin, en sağlam aynı zamanda da en esnek (kırılmaz) kılıçları ve bıcakları üretilmiştir. Aslında Ýsadan Önce 400 yılında Aristo tarafından da tarif edilen bu çelik işleme efsanesi ile Avrupalılar ilk kez birinci Haçlı Seferleri sırasında Suriye’de tanışmış ve bu nedenle buna Þam Çeliği = DAMASCUS STEEL adını vermişlerdir.
 

 

Bilindiği üzere çeliğin karbon oranı arttıkça çelik daha setleşmekte, daha keskin olmakta ancak bununla beraberde esnekliğini kaybettiğinden kolay kırılır ve zor bilenir bir hal almaktadır. Bu nedenle homojen çelikten mamül kılıçlarda hep ideal bir karbon (sertlik) oranı aranmış ve hiç bir zaman bulunamamıştır. Buna Japon metalurji ustalarının bulduğu çözüm ise kılıcın merkezinde sert, karbon oranı yüksek çelik kullanmak ve bunu daha yumuşak ve esnek düşük karbonlu bir çelikle üç tarafından kaplamak olmuştur. Belli bir noktaya kadar bu çözüm sağlasada sonuçta ürün homojen olmadığından yinede kırılmaya müsaittir.

 
Þam çeliği ise özel bir üretim ve dövme tekniği ile heterojen bir çelik karışımı içerisinde kat, kat yüksek karbon ve düşük karbon tabakaları oluşturulması prensibine dayanır. Aynen bir katmer de olduğu gibi ard arda ince hatta yer, yer mikroskobik katmanlar oluşturulur. Bu katmanlar ise çeliğe özel bir desen verir. Söylentilere göre en usta demircilerin elinden çıkan Þam çeliği kılıçlar kırılmadan ucu kabzasına değene kadar bükülebilir, bir ipek kumaşı havada kesebilecek kadar keskin olur ve haçlıların demir zırhlarını bir darbede ikiye bölecek kadar da sağlam olurmuş. Yine söylentilere göre Þam çeliği yapılırken kesinlikle demire su verilmez demir her dövülüşten sonra kat, kat dizilmiş taze hayvan postunda söndürülürmüş. Yine bazılarına göre ise, hayvan postu yerine kılıçların esir düşmanların bedenlerine saplanarak yapıldığı da iddalar arasındadır.
 
 

 

Bugün durum nedir?

Ne yazık ki orijinal Þam Çeliği yapım tekniği Osmanlı nın gerileme dönemine girmesi ile unutulmuştur. Son antik Þam çeliği parçaların 18. yüzyılda Osmanlı da üretildiği bilinmektedir. Ne var ki, son 60 senedir bu çeliğe olan ilgi giderek artmaktadır. Bu gün dünyanın en fazla Þam çeliği üreten ülkesi Amerika Birleşik Devletleridir. Ancak Avrupada çok az sayıda bazı ustaların gerçek Þam Çeliğine en yakın ve en güzel desenleri ürettiğide bir gerçektir.



 Solingen’de (Almanya) 1882’de kurulmuş olan Weidmannsheil (Avcı selamı) firmasının eski sahibi ve çelik ustalarından Wilhelm Weltersbach bu sanatın en ileri gelen ustalarındandı. Ne yazık ki 1991’de Weltersbach’ın ölümü ile bu üretim durdu ve fabrika kapandı. Ancak 1997’de firma tüm satılmamış stokları ve makine techizatı ile beraber Jim Parker tarafından satın alındı ve firma yine Parker ailesinin sahibi olduğu Solingen’de Bulldog firmasından bir grup usta ile tekrar faaliyete geçt. Ýlk üretim hattı Weltersbach’dan geri kalan çakıların bitirilmesi ve eski stoklarla beraber pazarlanması oldu. Çok büyük bir kısmı Amerikan pazarına sürülen bu ürünlerden ufak bir demet firmamızca Türkiye’ye getirilmiştir. Burada ilginize sunulan çakılar Weltersbach ustanın kendi elinden çıkma Þam Çeliği ile 2002 yılında montajı tamamlanmış son seridendir ve şimdiden antika niteliği kazanmış parçalardır. Bu çakılardan tekrar üretilmesi veya Türkiye ye ithali söz konusu değildir.
 
 
 
Bu Çakılar Hakkında:

Weltersbach’ın DAMASCUS tekniği Rose Bud (Gül goncası) desen tekniği olarak bilinir ve her bıcak ortalama 120 kat çelik katmanından oluşur. Bu teknikle ortaya esas olarak iki desen çıkmaktadır; 1) Muhammed’in Merdiveni, 2) Göz Yaşı. Efsaneye göre Hz. Muhammed’in sahip olduğu en kuvvetli kılıç ucundan kabzasına kadar periyodik tekrarlayan ve uzaktan bakıldıgında merdiveni andıran bir desene sahip Þam Çeliğinden yapılmış olanı imiş. Bu efsaneyi duyan Haçlılarda bu en çok korktukları Ýslam kılıçlarının üzerinde gördükleri enlemesine tekrar eden periyodik dalga desenlerini bu adla anar olmuşlar (resimde 1 numaralı MAVÝ çerçeveli desen). Gül desenine asıl adını veren iç içe geçmiş halkalardan oluşan ana desen ise savaş kılıçlarının darbesi ile düşmanın ardında bırakacağı dulların akıtacağı sel gibi göz yaşlarını imgelemek için yapıldığı sanıldığından genellikle göz yaşı bazen de GÜL Goncası deseni olarak adlandırılr (resimde 2 numaralı KIRMIZI çerçeveli desen).


 
ALINTIDIR.
 

Yusuf BİÇER:
Cengiz abi eline sağlık

Nedim UYSAL:
Paylaşım için teşekkürler. Süper ötesi yav bunlar....

Berk KEMİK:
Paylaşım için teşekkürler ...

Erkan TURHAN:
Elinize sağlık sahip çıkılamayan değerlere başkaları nasıl sahip çıkıyor en güzel ispatı.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git