Avcı Sayfamız « SERBEST KÜRSÜ « Avcılık Dışındaki Hobilerimiz « GÜVERCİN HAKKINDA HER ŞEY (trt belgeselı eklenmıstır)
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: GÜVERCİN HAKKINDA HER ŞEY (trt belgeselı eklenmıstır)  (Okunma Sayısı 12464 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Serkan KARTALKAYA
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Kağıthane / İSTANBUL
Yaş: 31
Mesaj Sayısı: 4500


« : 21 Temmuz 2009, 00:54:35 »

.

GÜVERCİN BAKIMININ ESASLARI  


 Sevgili Yetiştiriciler, hepimizin ortak merakı olan güvercin yetiştiriciliğinin, güvercin sağlığı bakımından da  temelini oluşturan, olmazsa olmaz şeklinde de değerlendirebileceğimiz ana kuralları vardır. Uygulanması gereken kurallar nelerdir kısaca açıklayarak başlayalım;





1. Mutlaka standartlara uygun kümes veya kümesler.
2. Temizlik ve hijyen
3. Sağlıklı damızlık
4. Finansman      
5. Zaman
6. Sportmenlik



1.Kümes ;

Kümes deyince aklımıza gelen konu; güvercinlerimizin rahat edebileceği, sağlık koşullarına uygun ,yaşamları süresince barınabilecekleri güvercin evlerinden söz ediyorum. Kümesleri, bahçe kümesleri ,tavan arası kümesleri ve teras kümesleri olarak sınıflandırabiliriz. Kümeslerimizin cephesini , şayet şeçeneğimiz varsa rüzgarın daha ılık estiği, sabah güneşini ve gün boyu güneş ışınlarını alabilen doğu veya güney doğu yönlerine kurarsak kuşlarımızın güneş ışınlarından azami derecede faydalanmalarını sağlarız. Böylece sabahın erken saatlerinde kümesin içersindeki havanında ılıklaşmasını sağlarız. Kümeslerin çok lüks olması önemli değildir ancak ihtiyaçlara cevap vermesi çok önemlidir. Bahçe kümeslerini ve terasta inşa edeceğimiz kümesleri yerden 45cm gibi yüksekliğe kaldırırsak, kümesin altında oluşacak hava sirkülasyonu sayesinde kümes tabanının daima kuru kalmasını sağlarız. İyi bir kümeste dikkat edilmesi gereken en önemli husus kümesin tabanının sürekli olarak kuru kalmasını sağlayan ve kuşlarımızda  üst solunum problemleri yaratmayan havalandırma sistemlerinin bulunmasıdır. Bunun için belli zaman dilimlerinde devreye sokacağımız (kuşları yemleme zamanı gibi ) elektrikle çalışan havalandırma sistemlerini tercih edebileceğimiz gibi doğal havalandırma sistemlerini de oluşturabiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus kümes içersinde kuşlarımızı cereyana maruz bırakmamaktır. Bu nedenle kümeslerde tek cepheden, tercihen kümeslerin ön yüzünde alttan açılacak havalandırma delikleri ile kümesin içersine temiz hava girmesini sağlarız. Tavandan açacağımız havalandırma bacaları ile de kümesteki istenmeyen kötü hava ve kokuların dışarıya çıkmasını sağlarız. Böylece kuşlarımızı hava akımlarına (cereyan) maruz bırakmaksızın kümeslerimizin hava sirkülasyonunu sağlarız.

Ayrıca kümeslerde kuşlarımızın yuva ölçülerini ve şekillerini belli standartlara göre dizayn edersek hem kuşlarımız rahat eder hem de yuva temizliğinde bizler rahat ederiz. Standartlara uygun yuvadan kastım; bir çift kuşun yaşamlarını sürdürebileceği, rahatlıkla eşleşip yavrularını büyütebilecekleri, kolay temizlenebilmesi için altında tercihen yuva ızgarası olan, içersinde 2 adet yumurtalık konulabilen, önleri gerektiğinde kapatılabilmesi için yuva önü bulunan, yetiştirdiğimiz kuşların fiziki yapılarına uygun ölçülerdeki yuvaları kastediyorum. Bu yuvaların ölçüleri kişisel olarak değisse de, normal ölçüler 40x60x40 veya 40X70X40 gibidir. Konuyu biraz açmak gerekirse ideal bir yuva 40 cm derinlik, 60 cm genişlik, 40 cm yüksekliktedir. Bu standartlara sahip bir yuvada bir çift kuş, konulacak 2 adet yumurtalık sayesinde aynı anda bir çift yavru büyütürken, bir çiftte yumurtaya yatabilir. Yuva önleri sayesinde ise kuşlarımızı yuva içersine kapatıp, burada eşleştirerek, yemini ve suyunu burada vererek  doğacak yavruların istediğimiz çiftlere ait olduğundan emin olabiliriz. Ayrıca yuva önlerine takacağımız mamalıklara yem koyarak, hem yavruya bakan çiftlere yardımcı olabiliriz, hem de yavruların ebeveyinlerine bakarak çabucak yem yemeyi öğrenmelerini sağlarız. Yuva altı ızgaraları ise kuşlarımızın dışkılarıyla temasını kestiği için yemin dışkı ile bulaşması sonucu oluşabilecek olan enfeksiyonların önlenmesinde rol oynayan çok önemli faktörlerden biridir. Ayrıca haftada bir kez bu ızgaraları kaldırmak suretiyle yuvalıkları kolayca temizleyebiliriz.

Kümeslerimizin tabanlarını günlük olarak temizlemiyorsak yere koyacağımız taban ızgaraları sayesinde kuşlarımızın dışkıları ile temasını keseriz. Kuşlar yerdeki dışkılara basmadığı için, bu dışkılar daha kısa sürede kuruyup, temizlik aşamasında ise daha kolay temizlenebilecektir. Kümeslerde kuşlarımızın suluklarını yerden takriben 50cm yükseklikteki sehpaların üstüne yerleştirirsek, içeride uçuşan tozların sulukları kirletmesini belli oranda önlemiş oluruz. Kuşlarımızın mutlaka hergün sularını değiştirip tazeleyelim. Böylece uzun süre suluklarda bayat su kalmayacağından suyun bakteri üretmesini de belli oranda önlemiş oluruz. Günlük verdiğimiz suyu direk çeşme suyu yerine, içersine bir miktar su dezenfektasyonu ilave ederek verirsek, sudan geçmesi muhtemel olan bazı enfeksiyonları önlemiş oluruz. Ayrıca kuşlarımıza yemlerini mutlaka temizlenip dezenfekte edilmiş bir zeminde veya yemliklerde vermeliyiz. Sanırım hiç kimse tuvalette yemeğini  yemek istemez. Öyleyse bizlerde kuşlarımıza yemlerini özenle hazırlanmış yemliklerinde sunalım.Alacağımız bu basit tedbirlerle kuşlarımızın sağlıklı kalmalarını sağlamış oluruz.


2.Temizlik ve Hijyen ;

Temizlik ve hijyenik koşullar hastalıkların kolayca yayılmasını önleyeceğinden, mutlaka uygulanması gereken önemli tedbirlerdir.
Haftalık yapacağımız kümes temizliği, yerleri, yuvaları, yumurtalıkları, tünekleri ve kümeste kullanılan her türlü ekipmanı kapsamalıdır. Kümes temizliği birkaç aşamalıdır. Birinci aşamada kümesteki her yer ve ekipmanlar (yemlik, suluk vs ) temizlenmelidir. Bu periyotta mümkünse elektrik süpürgesi ile kümesteki her yerin küçük tozları alınır. İkinci periyotta ise bir kova içersine konulan bir miktar dezenfektasyon ilacı karıştırılmış ılık su ile bütün yüzeyler silinmek suretiyle, mikropların barınmasına uygun ortam yaratabilecek olan tozlar silinip temizlenir. Son olarak ta dezenfektasyon pompası ile püskürmek suretiyle kümesteki el girmeyen yerlerde dahil olmak üzere her yer dezenfekte edilir. Bu işleme alternatif olarak pürmüz ile yakmayı da deneyebilirsiniz.
Unutmamak gerekir ki yakma metodu da mikropların imha edilmesinde çok etkilidir. Ancak çok dikkatli olunmasını tavsiye ederim. Zira yangın çıkarabilirsiniz veya kendinize zarar verebilirsiniz.  


3 .Sağlıklı damızlık ;

Damızlık seçimimizi yaparken, kuşun gözle görülebilen ve aranılan vasıfları dışında ,sağlık barometrelerinin de dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Zira sağlıklı yavrular ancak sağlıklı damızlıklardan gelir. Dikkat edilecek olursa doğada sadece en sağlıklı ve en güçlü hayvanlar hayatta kalır ve onlar sürünün damızlığını oluşturur. Bizlerde tabiata fazla aykırı davranmamalıyız. Çok çabuk hastalanan bir damızlık kuşun yavruları da aynı olacaktır.Fakat sağlıklı, her türlü koşullarda hayatta kalmayı başarabilen ve hastalıklara karşı ilaç kullanmaksızın direnç gösterebilen bir damızlık, daima dayanıklı bir soyun atası olacaktır. Bilemiyorum bizler belki de posta güvercini yetiştiricisi olduğumuz için ve bu kuşlar sportif amaçlı yetiştirildiklerinden bu konuda çok hassasiyet gösterebiliriz. Ancak başka ırkları da yetiştirmiş olsaydım, aynı düşüncelerle hareket ederdim.


4.Finansman ;

Kuş bakımı sanıldığı kadar çok basit ve ucuz olmayıp, mutlaka belli oranda finansmana ihtiyaç duyulmaktadır. Bunları belirtmemdeki neden şayet yeni bir arkadaşımız bu hobiye merak salarsa, kendini nelerin beklediğini bilmesi içindir. Bu harcamaları kısaca özetlemek gerekirse; başlangıçta kuş edinebilmek için bir miktar harcama yapılır. Daha sonra kuşun olağan harcamaları vardır.Yem, ilaç, aşı, vitamin, yem katkıları vs. gibi. Form ve Performans ırklarını besleyen arkadaşların harcamaları aşağı yukarı bunlarla biterken, Posta güvercinleri ile uğraşanları daha farklı harcamalar da beklemektedir. Örneğin yarışları tertipleyen organizatörlere yaptıkları harcamalardan dolayı ödenen kuş başı ücret, ayrıca kuşları yarışlara hazırlamak için kişisel arabalarınızla veya yarış arabasıyla yaptıracağınız antrenmanlara harcanan paralar vs. Yaklaşık 80 –100 adet posta güvercini besleyip yarıştıran bir kümesin senelik harcamaları ortalama 1000 $ civarındadır.Bu bakımdan posta güvercini ile profesyonel anlamda uğraşmayı düşünen yeni arkadaşların işin bu yönünü de göz önünde bulundurmalarını tavsiye ederim.


5.Zaman ;

Hangi ırkları yetiştiriyorsanız yetiştirin, mutlaka bakımı için belirli bir zamana ihtiyaç vardır. Bu zaman diliminde eğer hava müsaitse kuşlarımızı mutlaka dışarı çıkarıp havalandırmalıyız. Bütün günü kümeslerde kapalı olarak geçiren kuşların bu özgürlüğe herşeyden fazla ihtiyacı olduğunu unutmayalım. Şayet posta güvercini yetiştiricisi ve yarışçısı iseniz size günde en az iki saat gerekiyor demektir. Sabahları 1 saat, akşamları da bir saat olmak üzere günde iki saat uçurtmak gerekiyor. Başka türlü bu GÖKYÜZÜ SAVAŞÇILARINI formda tutamazsınız.


6.Sportmenlik ;

Her türlü yarış müsabakalarında olduğu gibi güvercin sporunda da yetiştiricinin diğer yetiştiricilere karşı sportmence davranması gerektiğine inanıyorum.Yetiştirici herşeyden önce başkalarının haklarına saygı gösteren, bilgi birikimini paylaşan, dürüst, birlikte aynı hobiyi paylaşan kişilerinde hobilerini yapmalarına imkan tanıyan, başkalarına ait kuşları yakaladığında, mümkünse sahibine iade etmeyi prensip edinmiş ve elindeki ile yetinmeyi bilen bir yapıya sahip olmalıdır. Bunun gerçekleştirilebilmesi içinde mutlaka her yetiştirdiğimiz kuşumuza yıl ve isim markası takılmalıdır. Kuş alımlarında kuş sahibi, sattığı kuşla beraber kuşun markasının karşılığı olan kartını veya pedigresini vererek bir anlamda alıcıya kuşun nüfus kağıdına sahip olma imkanı tanımış olur. Sanırım bu tarzda uygulamalar ile hepimizin korkulu rüyası olan kuş HIRSIZLIĞININDA önüne belirli oranda geçmiş oluruz. Güvercin yetiştirmenin bir AMAÇ değil, bizleri birbirleriyle tanıştıran ve kaynaştıran bir ARAÇ olduğu düşüncesinin, hepimizin bu olaya bakış açısını değiştireceğini tahmin ediyorum. Ayrıca hasta kuşunu bir başka yetiştiriciye satmanın da gittiği yerde doğuracağı sonuçlar açısından son derece sportmenlik dışı bir davranış biçimi olduğunu ifade etmeliyim. Şayet kümesimizde herhangi bir hastalık varsa, bunu çevremizdeki kümeslerin sahiplerine bildirip tedbir almalarını sağlamakta herşeyden önce bir insanlık ve sportmenlik görevidir.
 

« Son Düzenleme: 03 Ocak 2010, 19:17:29 Gönderen: Serkan KARTALKAYA » Logged

Serkan KARTALKAYA
A Rh + 1982 Kağıthane İSTANBUL      
Serkan KARTALKAYA
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Kağıthane / İSTANBUL
Yaş: 31
Mesaj Sayısı: 4500


« Yanıtla #1 : 21 Temmuz 2009, 00:55:59 »

.

GÜVERCİNLERİN EŞE ATIMI
 
Bölgelere göre değişmekle beraber, kışı ayrı geçiren eşler genellikle şubat ayı içerisinde eşe atılırlar. İlk kez eş olacak güvercinlerin, eşe atılma tarihinden 1-2 hafta önce birbirlerine tanıtılmaları, yani yeterli büyüklükte boş bir bölmeye kapatılmaları, eşe atma tarihinde bu kuşların eş olmalarını kolaylaştırmaktadır.




Eşe atma tarihinden çok önce eş olacak kuşların belirlenmesi, eşsiz olanlara eş bulunması tamamlanmalıdır. Mümkünse tüm kuşlar aynı zamanda eşe atılmalıdırlar. Böylece, eşe atma tarihinden 8-12 gün sonra tüm çiftler yumurtlarlar. Yavru alınmayacak çiftlerin altına yumurta sürülmesi gerektiğinde, tüm kuşlar neredeyse aynı zamanda yumurtladıklarından hiç sorun yaratmaz. Yine yavrular yumurtlamadan 17 gün sonra toplu olarak çıkarlar. Anaçların yavru dönemine göre beslenmeleri sorunu da böylece çözülür.
 

« Son Düzenleme: 21 Temmuz 2009, 23:24:44 Gönderen: Serkan KARTALKAYA » Logged

Serkan KARTALKAYA
A Rh + 1982 Kağıthane İSTANBUL      
Ender GİRGİÇ
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Alibeyköy / İSTANBUL
Yaş: 42
Mesaj Sayısı: 4668



« Yanıtla #2 : 21 Temmuz 2009, 00:59:07 »

serkanım sen 10 sene evvel gelecektin de bana 1 ahır dolusu kuş vardı bizde hemde ne kuşlar mardinler,bursalar,kelebekler,ne ararsan vardı
Logged

Ender GİRGİÇ
1971 İSTANBUL 543 457 92 99
            
ŞAMPİYON PARİSİM
Serkan KARTALKAYA
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Kağıthane / İSTANBUL
Yaş: 31
Mesaj Sayısı: 4500


« Yanıtla #3 : 21 Temmuz 2009, 00:59:30 »

.

GÜVERCİN YETİŞTİRİCİLİĞİNDE YAVRULARIN BAKIMI


17 günde yumurtadan çıkan güvercin yavruları, ilk hafta gözleri kapalı ve hav tüyleri ile kaplıdırlar. Hav tüylerinin sıklığı ve uzunluğu ırklara ve renklere göre farklılık gösterir. Yavrular ilk günlerde ana ve babanın kursağından salgılanan ve “güvercin sütü” yada “kursak sütü” (halk dilinde maya) adı verilen proteince zengin bir besin maddesi ile beslenirler. İlk haftadan sonra bu süt yerini yavaş yavaş ana ve babanın kursağında ıslatılmış dane yeme bırakır. Özellikle bu dönemde yemin karışık muhabbet kuşu yemi ile takviye edilmesinin yavruların gelişmesine olumlu katkısı vardır. Yavru döneminde anaçlar sabah ve akşam olmak üzere günde iki öğün yemlenmelidirler. Yavru bulunmadığı döneme nazaran yemleme süresinin uzatılmasına dikkat edilmelidir. Zira ebeveyn kuşlar önce yavruları sonra da kendilerini yeterince besleyebilmelidirler. Eğer yemleme süresi kısa olursa yavruya verilen yemde bir süre sonra azalmakta, yavruların gelişmesi yavaşlamaktadır. Eğer mümkünse çok sıcak günlerde öğle vakti de çok az miktarda yemleme yapılarak, yem ile birlikte yavrulara su verilmesi sağlanmalıdır. Yavrulu anaçların önünde sürekli yem olması ilk günlerde bir sorun teşkil etmese de bir süre sonra yavrular doyduklarından dolayı ana ve babalarından yem istememektedirler. Yavru tarafından yemlenme isteği yeterince güçlü olmazsa bir süre sonra ana ve babaların da yemleme isteği azalmaktadır. Yavruya bakma güdüsünü ayakta tutabilmek için iki kez yemleme ile yavruların yemlenme isteklerinin her zaman güçlü kalması sağlanmalıdır.

Birinci haftadan itibaren tüylenme yavaş yavaş başlar. Bu günlerde yavrular künyelenmelidirler. Eğer yavruları 7 günlük yaşta künyelemezseniz künyelerin ayaklara geçmesi çok zorlaşmaktadır. Mümkünse 15 günlük yavruların yanına, yuvalıklara yem konmalıdır. Eğer bu mümkün değilse 21 günlük yavrular yere bırakılmalı, böylece yemlenirken ana ve babalarını görmeleri sağlanmalıdır. Bu şekilde yavrular çok kısa süre sonra yem yiyebilmektedir. Yavrular yere bırakıldıklarında yuvalıklara ulaşamayacak kadar küçük olmalıdırlar, yada yuvalıklar yerden yeterince yükseklikte bulunmalıdır. Aksi takdirde yavrular yabancı çiftlerin yuvalığına girmekte ve yuvalık sahipleri tarafından gagalanmakta, dövülmektedirler. Yavrular 28 günlük yaşta yem yiyebilmeliler ve ebeveynlerinden ayrılmalıdırlar. Yeme düşen yavruların önünde ilk hafta sürekli yem bulunmalıdır. Bu dönemde yavrular gözlenerek, hepsinin su içip yem yediklerinden emin olunmalıdır. Yavrular genellikle yem yemeye su içmeden daha önce başlamaktadır. Suyu bulamayan yavruların gagaları ara sıra suluğa sokularak içmeleri sağlanmalıdır. Bir süre sonra tüm yavruların yem yedikleri ve su içtikleri görülecektir. Bundan sonra yavrularınızın uçurma ve alıştırma antrenmanlarına geçebilirsiniz.

« Son Düzenleme: 21 Temmuz 2009, 23:24:57 Gönderen: Serkan KARTALKAYA » Logged

Serkan KARTALKAYA
A Rh + 1982 Kağıthane İSTANBUL      
Serkan KARTALKAYA
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Kağıthane / İSTANBUL
Yaş: 31
Mesaj Sayısı: 4500


« Yanıtla #4 : 21 Temmuz 2009, 01:01:04 »

serkanım sen 10 sene evvel gelecektin de bana 1 ahır dolusu kuş vardı bizde hemde ne kuşlar mardinler,bursalar,kelebekler,ne ararsan vardı
ender abım kusculuk bırakılmaz gordugum kadarıyla bahcede musaıt setterlerın yanına yap yıne bır kumes Grin Grin
Logged

Serkan KARTALKAYA
A Rh + 1982 Kağıthane İSTANBUL      
Serkan KARTALKAYA
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Kağıthane / İSTANBUL
Yaş: 31
Mesaj Sayısı: 4500


« Yanıtla #5 : 21 Temmuz 2009, 01:03:46 »

.

GÜVERCİNLERİN BESLENMESİ

Güvercinlerin gereksinimleri yıl boyunca değişiklik göstermektedir. Dolayısıyla güvercinlerin beslenmelerinde kullanılan dane karışımları da bu değişimlere uydurulmalıdır. Güvercinlerin yaşamında yıl boyunca görülen değişik dönemler şunlardır:



1. Üreme ve yavru büyütme dönemi
2. Performans dönemi ( Uçuş, gösteri )
3. Tüy dökümü dönemi
4. Kış durgunluğu dönemi

İyi bir güvercin yemi karışımında proteinler, karbonhidratlar, yağlar, vitaminler ve mineraller dengeli bir şekilde bulunmalıdırlar. Yem karışımlarında kullanılan daneler çimlenme yeteneklerini kaybetmemiş olmalıdırlar. Bu durum yem kalitesinin ölçüsüdür. Güvercin yemi karışımlarında kullanılabilecek yemler ve besin madde içerikleri aşağıda verilmiştir.

Baklagiller

Bu yemler proteince zengin yemlerdir. Güvercinlerde protein gereksinimi büyüme ve tüy değiştirme döneminde artar.



Bu yemlerde ağırlıklı olarak karbonhidrat bulunur. İyi yem karışımların temel kısmını oluştururlar.


Kısmen proteince zengin yağlı tohumlardır. Karışımlara az miktarda katılmalıdırlar. Fazla verilmeleri zararlıdır.




Vitaminler kuşlarımızın vücudunda bazı olaylarda elzem olan maddelerdir. En önemlileri A, B, C, D, ve E’dir. Piyasada çeşitli vitamin preparatları satılmaktadır. Bunların kullanımında en önemli husus doza dikkat edilmesidir.

Mineraller ve iz maddelerde kuşlarımızın beslenmesinde mutlak surette gerekli olan maddelerdir. Eğer kümesiniz bahçede ise ve kuşlarınız yeterli süre bahçede gezme olanağı buluyorlarsa bu maddeleri de topraktan almaları olanaklıdır. Ancak bu durumun sağlanmadığı koşullarda grit yada yalama taşı adı verilen ve piyasada satılan preparatlar kullanılmalıdır. Bunların içerisinde en önemlisi, özellikle yumurtlama döneminde gerekli olan kalsiyumdur. Yumurta veya midye kabukları da bu amaçla kuşlara yedirilebilir.

Kuşlarımızın önünde sürekli ve temiz su bulunmalıdır. Özellikle yavru döneminde suya gereksinim artar.

Güvercin başına verilecek yem miktarı, güvercinlerimizin canlı ağırlıkları dikkate alınarak ortalama, küçük ırklarda 20-30 g; orta büyüklükte ırklarda 35-50 g ve büyük yada ağır ırklarda 40-60 g’dır. Yem karışımındaki tüm danelerin yenmelerini sağlamak amacıyla günde iki kez yemleme tavsiye edilmektedir. Verilen yem kuşlar tarafından 15-20 dakikada tüketilmelidir. Eğer bu süre sonunda halen yemlikte yem kalıyorsa yem miktarı biraz azaltılmalıdır. Kuşlarımızın yem tüketimini bulmanın diğer bir pratik yolu onları bir gün aç bırakıp daha sonra yiyebildikleri kadar yem vermektir. Bu açken bir kerede yenen miktarın 1/3’ü sabah, kalan 2/3’ü ise akşam verilmelidir. Buna karşın yeni yeme düşen yavruların önünde yem sürekli bulundurulmalıdır. Yavrular büyüdükçe haftadan haftaya yem miktarı azaltılmalı ve bunun sonunda yavrularda da günde iki kez yemlemeye geçilmelidir.

Tüm hayvanlarda olduğu gibi güvercinlerde de yem miktarı ve dengeli beslenme cok önemlidir. Özellikle kapalı koşullarda yetiştirilen kuşların her zaman önlerinde yemin bulundurulması kuşların yağlanmasına neden olur. Yağlanma kuşlarda üreme problemlerine yolaçabildiği gibi özellikle uçucu kuşlarda uçuş performansını olumsuz olarak etkilemektedir.

 

« Son Düzenleme: 21 Temmuz 2009, 23:25:16 Gönderen: Serkan KARTALKAYA » Logged

Serkan KARTALKAYA
A Rh + 1982 Kağıthane İSTANBUL      
Ender GİRGİÇ
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Alibeyköy / İSTANBUL
Yaş: 42
Mesaj Sayısı: 4668



« Yanıtla #6 : 21 Temmuz 2009, 01:04:31 »

zaman yok ortağım var eski mardinleri var saatlik arada gidip seyrediyorum
Logged

Ender GİRGİÇ
1971 İSTANBUL 543 457 92 99
            
ŞAMPİYON PARİSİM
Serkan KARTALKAYA
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Kağıthane / İSTANBUL
Yaş: 31
Mesaj Sayısı: 4500


« Yanıtla #7 : 21 Temmuz 2009, 01:10:50 »

.

KORUYUCU BAKIM PROGRAMLARI

Güvercin bakım ve sağlık programı deyince 365 günlük bir periyodu kapsamalıdır. Bir yıllık uygulanacak olan bakım programları güvercinin içersinde bulunduğu yuva pozisyonuna ve mevsimine göre değişir. Bu nedenle güvercin bakım programlarını dönemler itibariyle şu şekilde sıralayabiliriz.



1- TÜY DÖNEMİ PROGRAMI
2- KIŞ DÖNEMİ PROGRAMI
3- ÜRETİM ( YAVRU ) DÖNEMİ PROGRAMI

Tüy dönemi programı güvercinlerin her sene mevsimsel olarak kanat ve vucut tüylerini yenilediği 1 Ağustos tarihinden itibaren uygulanmaya başlar ve kümesteki bütün kuşların tüyden tamamen çıktıkları tarihe kadar uygulanır. Güvercinin yaşı ve yuva pozisyonu bu süreyi etkilemekle birlikte genel olarak  (1 ağustos –1 aralık ) tarihleri arasındaki süreyi kapsar. Unutmamak gerekirki tüy dönemini iyi geçirmeyen güvercinden ne damızlık olur nede yarışçı olur. Tüy dönemi kuşun sağlık barometrelerinin sınandığı en önemli dönemdir. Kuşların tüy döneminden önce Salmonelle, kurt, trikonomasis vb. gibi hastalıklara karşı sağlık durumları kontrol edilir şayet gerek görülürse bu hastalıklara karşı ön tedavileri yapılır. Bütün ön tedaviler Temmuz ayının sonuna kadar bitirilmeli ve Ağustos ayı itibariyle kuşlar tüy dönemi programını uygulamaya hazır hale gelmelidir. Zira tüy dönemine yeterince sağlıklı olmadan giren güvercin bu dönemin yarattığı ekstra STRES nedeniyle hastalıklara ve enfeksiyonlara açık hale gelebilir. Sağlıklı bir güvercin hiçbir tibbi müdaheleye maruz kalmadan bu dönemi en iyi şekilde geçirmelidir. Tüy dönemi esnasında kuşlarımıza zorunlu kalmadıkça kesinlikle ANTİBİYOTİK ve KURT ilacı gibi ürünler verilmemelidir. Zira bu tarz ürünler kuşların tüy yapısını bozar.  


TÜY DÖNEMİ

TÜY YEMİ : % 30 MISIR, % 20 BUGDAY, % 10 ARPA, % 10 AK DARI, % 25 BEZELYE, % 5 ASPİR
Bu yemde kullanılan tahıllar içersinde Bezelye yerine diğer baklagiller (fasulye, mercimek, fiy, burçak, çılban) vs. gibi tahıllar kullanılabilir. Aspir yerine ise çekirdek kullanılabilir. Ayrıca 1 kg karşıma 1 yemek kaşığı Keten tohumu ilave edilir.

TÜY PROGRAMI

PAZAR  GÜNÜ : TEMİZ SU
PAZARTESİ    : DEPOMİN + MULTİVİTAMİN
SALI             : TEMİZ SU
YEM KATKISI  : BİRA MAYASI + Dİ-A-ZYM 256 (PROBİYOTİK) + SIVI YAĞ
ÇARŞAMBA     : NATURALİN (BİTKİ SUYU) + ELMA SİRKESİ
PERŞEMBE      : TEMİZ SU
YEM KATKISI  : BİRA MAYASI + Dİ-A-ZYM 256 + SIVI YAĞ
CUMA            : DEPOMİN + MULTİVİTAMİN
CUMARTESİ    : NATURALİN + ELMA SİRKESİ + SARIMSAK

Haftada bir gün kuşlarımıza yeşil salata, havuç, lahana vb. gibi sebzeler verilmelidir.
Haftada 1-2 defa mutlaka BANYO yaptırılmalıdır. Banyo suyuna GÜVERCİN BANYO TOZU katılabilir.
Veya bu suya 10 lt banyo suyuna 20 ml Sirke, 1 avuç Tuz, 2 çay kaşığı Göz taşı, 1 kapak Çamaşır suyu katmak suretiyle güvercinlerin banyo yaparken dış parazitlerden kurtulmalarını sağlayabiliriz.  


KIŞ DÖNEMİ

KIŞ YEMİ : % 30 MISIR, % 15 BUĞDAY, % 20 ARPA, % 10 AK DARI, % 20 BEZELYE, % 5 ÇEKİRDEK
Kış dönemi süreci takriben 1 aralık tarihinde başlar ve kuşlarımızı tekrar eşe atacağimiz Mart dönemine kadar sürer. Şayet kışın yavru almayı düşünüyorsak bu program yerine Üretim Programını uygulamalıyız. Kışın şayet yavru almıyorsak kuşlarımız aşırı efor sarfetmeyeceği için fazla kilo alıp yağlanmalarını önlemek için hafif yemle  bakılmalıdır. Bu döneme güvercinlerin çok fazla ihtiyacı vardır. Zira diğer zamanlarda uçtukları, yavru baktıkları veya posta güvercinlerinde olduğu gibi yarıştıkları için bünyeleri çok fazla yıpranmıştır. Bu dönemde bu nedenle iyi bir istirahate ve gelecek sezon için bünyelerini dinlendirmeye ihtiyaç vardır. Dikkat edilecek olursa doğada yaşıyan bütün canlılar bu dönemi yavrulamadan istirahatle geçirir. Bu bakımdan bizlerde kuşlarımızı doğalarına uygun olarak bakmalıyız.

Kış döneminde şayet günde bir kez yemleme yapıyorsak kuş başı 30 gr yem yeterlidir. Şayet sabah, akşam olmak üzere günde 2 defa yemleme yapıyorsak kuş başı sabah 10 gram, akşam ise 20 gram vermek suretiyle yemleme yapabiliriz. Sabah az yem vermemizdeki sebep kuşların gün boyu canlı kalması, akşam ise iyice doyurmak suretiyle geceyi tok karnına istirahette geçirmesi içindir. Unutmamak gerekirki sağlıklı ve canlı kuşlar istiyorsak yemleme bunun yegane formülüdür. Kursağı aşırı derecede yemle dolu olan güvercinin sağlıklı kalması çok zordur.  

KIŞ PROGRAMI


PAZAR GÜNÜ   : TEMİZ SU
PAZARTESİ     : SİRKE + BAL
SALI              : TEMİZ SU
ÇARŞAMBA      : MULTİVİTAMİN
PERŞEMBE       : TEMİZ SU
CUMA             : SİRKE + SARIMSAK
CUMARTESİ     : TEMİZ SU
  

ÜRETİM (YAVRU) DÖNEMİ

[DAMIZLIK YEMİ : % 30 MISIR, % 20 BUĞDAY, % 10 AK DARI, % 35 BEZELYE, % 5 ÇEKİRDEK
Damızlık yeminde kullanılan tahıllar orta boy veya küçük boy olmalıdır.Zira ebeveyinler bu tahılları yavrularına daha rahat sunma imkanı bulmuş olur. Yavru alma dönemi tarih itibariyle her kümese göre değissede genelikle Mart ayının ilk haftası bu iş için uygundur. Zira doğadada canlılar mart ayı itibariyle eşleşmeye ve yavrulamaya başlar. Kuşlarımızı eşleştirmeden önce sağlık barometreleri gözden geçirilir, Salmonella, kurt, koksidiyoz vs.gibi hastalıklara karşı  gerekliyse ön tedavileri yapılır. Bu nedenle bu tedavilere kuşlar eşe atılmadan 1 ay önce başlanmalıdır.Tedavilerin bitiminde mutlaka aşıları yapılır. Özellikle PMV 1 (PARAMYXOVİRÜS) aşısı çok önemlidir. Zira bu hastalığın tedavisi yoktur. Sadece aşı sayesinde koruma sağlamak mümkündür. Bunun dışında Salmonella ve Pox aşılarıda vurulmalıdır. Yapılan bu 3 aşı sayesinde kuşlarımızı en tehlikeli 3 hastalığa karşı önlemini almış oluruz.
Aşılama periyotu bittikten 3 hafta sonra kuşlar eşe atılır. Eşe atmadan önce son 3 gün kuşlarımıza döl verimini arttırmak için özellikle E vitamini takviyesi yapılır.

ÜRETİM  PROGRAMI

PAZAR GÜNÜ    : TEMİZ SU
PAZARTESİ      : MULTİVİTAMİN + DEPOMİN + ELEKTROLİT
SALI               : TEMİZ SU
YEM KATKISI   : BİRA MAYASI + Dİ-A-ZYM 256 + SÜT TOZU + SIVI YAĞ
ÇARŞAMBA      : NATURALİN + ELMA SİRKESİ
PERŞEMBE       : TEMİZ SU
YEM KATKISI   : BİRA MAYASI + Dİ-A-ZYM 256 + SÜT TOZU + SIVI YAĞ
CUMA             : MULTİVİTAMİN + DEPOMİN + ELEKTROLİT
CUMARTESİ     : ELMA SİRKESİ + SARIMSAK

Yemleme tercihen sabah ve akşam olmak üzere günde 2 defa yapılmalıdır. Kuşlar yavrularına baktıktan sonra önlerine bir miktar yem daha konup kendilerinide doyurmaları sağlanır. Daha sonra yemlikler önlerinden alınır. Akşam yeminde aynı işlem tekrarlanır. Yemi gün boyu önlerinde bırakmamakta fayda vardır. Şayet zaman yetersizliği nedeniyle günde 1 defa yemleme yapılıyorsa bu öğünde bolca doyurulup yuvada yavrusu olan güvercinlere küçük kaplarda ayrıca yem bırakılır. Yavrular yeme düşünce ebeveyinlerinin yanından alınarak özel olarak hazırlanmış yavru kümeslerine konulur. İlk hafta sadece  temiz su ve bol miktarda yem verilir. Yem yemeleri ve su içmeleri kontrol edilir. Gerekiyorsa ilk birkaç gün kafaları suluğa sokulmak suretiyle suyun yeri öğretilir. Ertesi hafta 5 gün süreyle Amprasol + Ronidazol sularına verilir. Bu iki ilaç trikonomasis ve koksidiyosise karşı koruma sağlar. Tedavi bitiminde 2 gün süreyle Multivitamin verilir ve PARAMAKSİ aşıları yapılır. Yavrulara yeme düştükten sonra 60 gün süreyle %50 Damızlık yemi + %50 Bezelye verilir. Bu uygulama fiziki gelişimlerini en iyi şekilde tamamlamaları için gereklidir. Yavrular sadece akşamları yemlenmek suretiyle kümeslere daha kolay alışmaları ve terbiye edilmeleri sağlanır. Bu süreçte yavrulara uygulanıcak haftalık program ebeveyinlerle aynı olabilir. Sadece yemleri farklıdır.

ÜRÜN BİLGİLERİ - KULLANIM :

DEPOMİN                : Sıvı mineral ve amino asit kombinasyonudur. 1 lt suya 1 çay kaşığı verilir.

MULTİVİTAMİN      : İsmindende anlaşılacağı gibi vitamin kombinasyonudur. Bir çok firmanın bu tarzda ürünü mevcuttur. Örnek; Polisamin, Gerwit-w, Rovimix, Vitalyte, Supervit  vb.gibi. Bu nedenle kullanım yazmıyorum.

NATURALİN : Güvercinler için hazırlanmış 15 Çeşit bitki suyudur. Özenle hazırlanmış olan karışımı sayesinde güvercinleri sağlıklı tutar. Özellikle sindirim ve solunum sistemine faydalıdır. 1 lt suya 1 kapak atılır.

ELMA SİRKESİ       : 1 lt suya 1 tatlı kaşığı      
 
SARIMSAK               : Doğal antibiyotik. Kabukları ayıklandıktan sonra havanda ezilerek 1 lt suya 1 diş atılır.

BAL                          : 1 lt suya 1 tatlı kaşığı.

ELEKTROLİT            : Bu ürünüde piyasada faklı firmalara ait bulabilirsiniz. Örnek :Baymiks (bayer), Karserin C gibi.

BİRA MAYASI         : 1 kg yeme 1 yemek kaşığı.

DI-A-ZYM 256        : Probiyotik.1 kg yeme 1 yemek kaşığı.

SÜT TOZU               : 1 kg yeme 1 yemek kaşığı.
 
Yazan : Rahmi BOZKIR


.
« Son Düzenleme: 21 Temmuz 2009, 23:25:32 Gönderen: Serkan KARTALKAYA » Logged

Serkan KARTALKAYA
A Rh + 1982 Kağıthane İSTANBUL      
Serkan KARTALKAYA
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Kağıthane / İSTANBUL
Yaş: 31
Mesaj Sayısı: 4500


« Yanıtla #8 : 21 Temmuz 2009, 01:11:56 »

.

GÜVERCİNLERİN BARINDIRILMALARI

Yurdumuzda güvercinler oldukça yüksek paralar karşılığı alınıp satılırken barındırılmaları konusuna yeterli titizlik gösterilmemektedir. Çoğu kuşçumuz rastgele bulduğu malzemelerden kuşlarına barınak yapmaktadır. Halbuki güvercin yetiriciliğinde başarının anahtarı

barınağın kuşların gereksinimlerine uymasından geçer. Mevcut kümeslerde yetersiz havalandırma ilk anda göze çarpan en önemli unsurdur. Güvercinlerimizin soğuktan zarar görmeyecekleri gerçeğinden hareketle kümes havalandırılmasına dikkat edilmelidir. Hava cereyanı ve nem hayvanlarımızın sağlığını olumsuz olarak etkiler. Bu nedenle kümeslerin bir tarafında ve yeterli büyüklükte havalandırma pencereleri bulunmalıdır. Hatta bunun yanısıra, hava cereyanının doğrudan hayvanların bulundukları (yuvalık, tünek) yere gelmemesine dikkat ederek havalandırma bacaları da konulmalıdır. Böylece güvercinlerin dışkısından kaynaklanan nem ve amonyağın da kümesten atılması sağlanır. Havalandırma pencereleri veya açıklıklarının hakim rüzgar tarafında olmamasına dikkat edilmelidir. Buna bağlı olarak kümeslerin önünün genellikle güney, güneydoğuya bakmasını önerebiliriz.

Sorunlu diğer bir nokta altlıktır. Kümeslerimizin tabanının beton olması ve sık sık dışkının temizlenmesi en idealidir. Ancak zaman darlığı nedeniyle birçok kuşçu bunu yapamamaktadır. Kümeslerde altlık olarak kuru kum-kireç karışımı konulabilir. Bu takdirde dahi belli aralıklarla bu kum yenisiyle değiştirilmelidir. Avrupa’da Posta güvercini yetiştiricilerinin kullandığı diğer bir altlık türü ise kalın buğday sapıdır. Bu şekilde altlık ıslandıkça veya kirlendikçe üzerine yenisi konulur.

Kümesin büyüklüğünün içeride barındıracağınız güvercin sayısı ile doğru orantılı olmasına dikkat edilmelidir. Güvercin sayısının yüksek olduğu nispeten küçük kümesler, hastalıklardan tutun da dölsüz yumurtaya kadar birçok sorunun ana nedenidir. Ülkemiz yetiştiricisi bu konuyu da yeterince dikkate almamaktadır. Güvercin literatüründe verimli kümeslerde 1 m3’e bir çift güvercin düşmesi gerektiği bildirilmektedir. Elbette ki bu standart bir çiftten yıl boyunca elde edilecek yavru sayısını dikkate almaktadır.

Mümkünse kümesin birkaç bölmeye ayrılmasının bazı noktalarda büyük yararı vardır. Örneğin, salgın hastalıklarda, bir bölmedeki kuşlar hastalanınca, yeterli titizlik gösterilirse diğer bölmedekilerin hastalanmaları önlenebilir. Bunun yanısıra yeme düştükten sonra yavruların anaçlardan ayrılması daha iyi gelişmelerini sağlamaktadır. Ayrıca kışın eşlerin ayrılması gerekmektedir. Bu takdirde de birden fazla bölmeye gereksinim vardır.

Anaçların bulunduğu bölmede her çift için bir yuvalık ve en az güvercin sayısı kadar tünek bulunmalıdır. Yuvalıkların yeterince büyük olması gerekir. İdeal yuvalık büyüklüğü 70 cm x 40 cm x 40 cm olmasına rağmen yer durumuna göre yuvalıkların boyutları ile oynanabilir. Ancak 50 cm x 35 cm x 35 cm boyutlarından daha küçük yuvalıklar önerilmemektedir. Yuvalıkların tamamen kapatılabilmesi gereksiz olarak pisletilmelerini önlerken, diğer yandan istediğiniz kuşa istediğiniz yuvalığa alıştırma kolaylığı da sağlar. Hatta bu yuvalıkların yarıdan kapatılabilmesi eşleştirmede de kolaylık getirir. Erkek güvercin yuvaya alıştırıldıktan sonra eş olarak verilecek dişi yuvalığa kapatılır. Erkek güvercin yuvalıktaki kapatılmayan bölmeye girip çıkabilir. Böylece erkeğin dişi kuşu dövmesi önlenir ve eşleşme çok çabuk gerçekleşir.

Her bölmede güvercin sayısından fazla sayıda bireysel tünek bulunmalıdır. Tüneklerde hayvanların birbirlerini kirletmemelerine dikkat edilmelidir. Bu amaçla çatı şeklinde bireysel tünekler kullanılabileceği gibi diğer pratik bir tünek şekli kümesin bir duvarının 7 cm genişliğinde tahta ile her kuş için 30 cm aralıklarla bölünmüş bir çerçevedir.
 
Hazırlayan : Doç. Dr. Türker Savaş[/color]


.
« Son Düzenleme: 21 Temmuz 2009, 23:25:48 Gönderen: Serkan KARTALKAYA » Logged

Serkan KARTALKAYA
A Rh + 1982 Kağıthane İSTANBUL      
Serkan KARTALKAYA
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Kağıthane / İSTANBUL
Yaş: 31
Mesaj Sayısı: 4500


« Yanıtla #9 : 21 Temmuz 2009, 01:15:08 »

.

YAVRU VERİMİ

Kümesimizdeki güvercinlerimizin arzuladigimiz yöndeki özelliklerini gelistirebilmek icin, yani en iyilerini secip, en iyilerinden yavrular elde etmek icin yavru veriminin bol olmasi gerekir. Yavru verimi denilince yilda cift basina yeme düsürdügümüz yavru sayisi kastedilmektedir. Eger bir üretim sezonunda cift basina ortalama yavru sayimiz 6 degilse kümesinizde bir problem var demektir. Üretim sezonu subat ile temmuz aylari arasidir. Subat ortasinda ciftlestirme, Subat sonu yumurtlama,mart ortasi yavrularin cikisi, nisan

 

ortasi yeme düsmeleri ve asagi yukari her ay bir cift yavrudan temmuz ortasina kadar eder dört cift yavru. Elbetteki her ciftten sekiz yavru elde etmek mümkün degil. Dolayisiyla cift basina ortalama üc cift yavru diyoruz.

Düsük yavru veriminin cesitli nedenleri olabilir. Öncelikle en iyi sayida yavruya ulasabilmek icin önkosullar neler onlara bir göz atalim.

1. Kuslara (ana, baba) bagli nedenler:

a- Ana babaya bagli nedenlerin en basinda saglik gelmektedir. Ancak saglikli kuslardan saglikli ve yeterli sayida yavru elde edilebilir. Disi kusun cinsiyet organlari onun yumurtlamasi icin gerekli isleyise sahip olmalidir. Ayni zamanda erkegin cinsiyet organlari da yumurtayi dölleme yeteneginde olmalidir. Saglik ile ilgili konulari baska bir yazimda detayli olarak isleyecegim.

b- Ana ve baba yumurtlama gerceklestikten sonra onlarin üzerinde yatarak ve gerektiginde onlari cevirerek, bu yumurtalardan yavru cikmasi icin gerekli davranislari gösterme yeteneginde olmalilar.

c- Bildigimiz gibi yavrular ciktiktan sonra ilk günlerde kursak sütü ile beslenirler. Iste yine ana ve babanin süt salgilama yetenekleri yerinde olmalidir. Kursak sütü salgisi kus yaslandikca geriler. Dolayisiyla esler secilirken yasli kuslara genc eslerin verilmesine dikkat edilmelidir. Cift, yavrularina düskün olmali yani yavruya bakma özellikleri güclü olmalidir.

2. Cevreye bagli nedenler:

a- Cevreye bagli nedenlerin basinda besleme gelmektedir. Üretim sezonu disinda özellikle disilerin yaglanmamasina dikkat edilmelidir. Bu nedenle kisin mümkünse agirlikli olarak arpa verilmelidir. Yemleme bir kez yapilmali ve kuslarin yiyebildikleri kadar arpa verilmelidir. Eger bugday veriliyorsa miktarini dörtte bir oraninda azaltiniz. Özellikle soguk günlerde veya uzunca ucuslar sonrasinda yemlerine bir miktar misir katiniz yada normalde verdiginiz yemden biraz fazlasini veriniz. Kuslarinizi ciftlestirmeden bir hafta önce, onlarin eni konu kizmalarini saglamak icin yemlerine fig, kirik bakla, burçak ve yemlik bezelye gibi proteinli daneler katiniz ya da dörtte bir oraninda pilic besi yemi veriniz. Yumurtlama sonrasinda bu tip yemlemeye devam ediniz. Yavrular 7-10 günlük olduktan sonra yemdeki proteinli dane oranini yada pilic besi yemini arttiriniz. Yem yanisira temiz ve berrak suda cok önemlidir. Mümkünse kümeste hergün taze su bulundurulmalidir.

b- En az besleme kadar kümesin havalanmasi ve günes olmasi da önemlidir. Hayvanlarin gübresinden dolayi kapali kümeslerde amonyak orani cok cabuk yükselir. Amonyak, özellikle nemli bölgelerde daha da büyük bir sorundur. Kuslarimizin üsümesinden korkmayalim. Kümeslerimizi elimizden geldigince iyi havalandiralim. Nem ve kötü hava soguga nazaran kuslarimizin daha büyük düsmanlaridirlar. Kümesimizde büyük havalandirma acikliklarinin olmasi ve özellikle iyi havalarda bunlarin acilmalari cok önemlidir. Diger zamanlarda da rüzgardan korumak yeterlidir. Kümesin havasinin kötü olmasinin diger bir nedeni de kümesin hayvan sayisina göre kücük olmasidir. Sevgili yetistiriciler, hayvan sayinizi kümesinize göre ayarlayiniz. Önemli olan kuslarimizin sayica fazla olmalari degil, kaliteli ve saglikli olmalaridir.

c- Yuvaliklar mümkün oldugunca büyük olmalidir. Yuvalıklar, yetistirdigimiz kuslarimizin büyüklüklerine bagli olarak en az 50 cm genisliginde, 40 cm derinliginde ve 30 cm yüksekliginde olmalidir.Yuvaligin icerisine ya tahtadan yada piyasada satilan yuvarlak plastik folluklardan koyunuz. Bunlar yavrularin temiz kalmasini, dolayisiyla kolay kolay hastalanmamasini saglar.

Sevgili güvercin severler, gördügünüz gibi basarili bir kümes yönetimine giden yol kolay degil. Elbetteki yukarida size önerdiklerimizi yapmak zorunda degilsiniz. Dedigim gibi bunlar öneri. Yavru veriminin nelere bagli oldugunu gördükten sonra eminim sizler de kendi kümesinizde düzeltmeniz gereken problemleri, bizim de önerilerimizi dikkate alarak kendi yöntemlerinize göre cözeceksinizdir.
 
 
Hazırlayan: Doç. Dr. Türker Savaş


.
« Son Düzenleme: 21 Temmuz 2009, 23:26:07 Gönderen: Serkan KARTALKAYA » Logged

Serkan KARTALKAYA
A Rh + 1982 Kağıthane İSTANBUL      
Serkan KARTALKAYA
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Kağıthane / İSTANBUL
Yaş: 31
Mesaj Sayısı: 4500


« Yanıtla #10 : 21 Temmuz 2009, 01:23:21 »

.

SAĞLIKLI YAŞAM KOŞULLARI
 
Sağlıklı bir yaşam için gerekli olan koşullar kısaca hijyenik koşullar olarak ifade edilir. Bir canlının yaşamını devam ettirebilmesi ve verimli olması için bazı özel koşullara gerek vardır. Bunlar ısı, rutubet,

havalandırma, ışık, yem, su, yerleşim sıklığı, çevrede bulunan çeşitli mikroorganizmalar ve miktarları önemli çevresel faktörlerdir. Söz konusu olan bu faktörler hayvanın ihtiyaçlarına uygun şekilde sağlanmaz ise yada değişkenlikler gösterirse sağlık durumu bozulur. İlk olarak büyüme, gelişme gerilikleri, verimsizlikler gözlenir. Söz konusu canlılar daha kolay hasta olma eğilimi gösterir.

Sağlık koruma amaçlı temizlik kurallarının bilinmesi üretimde ve sorun yaşamama da çok önemlidir. Söz konusu kurallar ile çevrede bulunan hastalık yapan yada üretime darbe vuran mikroorganizmaların ( virüs, bakteri, mycoplasma, küf, mantar, parazit) ve çeşitli toksit maddelerin çoğalmalarının önlenmesi, onların zayıflatılmaları veya tümden yok edilmeleri amaçlanır.

Kümeslerde, yem kaplarında, suluklarda, yuvalıklarda, tüneklerde ve çevrelerinde periyodik olarak temizlik yapılmalıdır. Yapılan temizlik işleminden sonra belirli aralıklarla dezenfeksiyon uygulamaları yapılmalıdır.

Temizlik uygulamasını 3 ana başlık altında toplayabiliriz :

1- Mekanik Temizlik
2- Dezenfeksiyon
3- Sterilizasyon

Mekanik olarak yapılan temizlik tüm kaba kirlerin gübre ve benzeri maddelerin kazınması, toplanıp süpürülmesi işlemleri ile başlatılır. Sonra su ile yıkama ve artık maddelerin yüzeyden sökülüp atılması işlemi yapılır. Son yıkama suyuna deterjan veya sabun katılması yağlı kirlerin sökülmesine yardımcı olur.

Kaba temizliği yapılan ve yıkanan bir yüzey temiz görünümlüdür. Fakat bu yüzey üzerinde pek çok bakteri, küf ve benzeri maddelerin bulunabileceği unutulmamalıdır.

Temizleme işleminin ikinci aşamasında yüzeylerde bulunan mikroorganizmaların öldürülme işlemleri yapılır. Bir ortamdaki virüs, bakteri, mantar ve benzeri mikroorganizmaların sayıca azaltılıp zarar vermeyecek düzeye indirilmesine dezenfeksiyon tüm olarak öldürülüp yok edilmelerine ise sterilizasyon denir.

Kümeslerde dezenfeksiyon işlemlerinin iyi ve periyodik bir şekilde yapılması yeterlidir. Kümesleri yaparken kolayca temizlenecek şekilde yapılmasına özen gösterilmelidir. Kümes tabanında su birikmemelidir. Tahta ve toprak zeminli kümeslerin dezenfekte edilmesi çok zor veya imkansızdır. Suluk, yemlik ve yuvalıkların temizliklerine özen gösterilmelidir.


SAĞLIK ve HASTALIK

Canlı bir organizmanın yaşamı çeşitli sistemlerin düzenli ve uyumlu çalışması sonucunda devam eder. Fizyolojik sınırları içerisinde canlının tüm sistemlerinin düzenli ve uyumlu olmasına sağlık denir. Bu uyumu bozan yada etkileyen bir sebebin canlı vücuduna girmesi sonucu oluşan duruma da hastalık denir. Hastalık durumunun ortaya çıkması için en az bir etkenin canlıyı mutlaka etkilemesi gereklidir.


HASTALIK ETKENLERİ

A- DIŞ ETKENLER

1- Fiziksel etkenler ( çeşitli ışınlar, ısı, elektirik vb. )
2- Kimyasal etkenler (gazlar, zehirler, beslenme vb.)
3- Mekanik etkenler ( vurma, çarpma, boğulma vb.)
4- Biyolojik etkenler
a) Virüs
b) Bakteri
c) Mantar
d) Protozoon
e) Parazit (iç parazit, dış parazit)[/color]


B- İÇ ETKENLER

1- Hormonal
2- Metabolik
3- Genetik

Bunların dışında canlının bireysel duyarlılığı, bağışıklığı önemli rol oynar.

Hastalık canlının :

- Türüne
- Irkına
- Yaşına
- Cinsiyetine
- Bağışıklığına
- Çevresel etkilere bağlı olarak ta değişir.[/color]

C- ÇEVRESEL ETKİLER

1- İklim
2- Yerleşim
3- Barınak
4- Stres
5- İnsan


HASTALIKLARIN BULAŞMASI VE YAYILMASI

Mikroorganizmaların vücuda giriş yolları :

a) Sindirim sistemi yoluyla
b) Solunum sistemi yoluyla
c) Üreme sistemi yoluyla
d) Deri yoluyla
e) Göz-kulak yoluyla
f) Dolaşım sistemi yoluyla
g) Yumurta yoluyla

Mikroorganizmaların vücuttan çıkış yolları:

a) Deri yoluyla
b) Sindirim sistemi yoluyla
c) Solunum sistemi yoluyla
d) Üreme sistemi yoluyla
e) Salgılar yoluyla atılan bu hastalık etkenleri canlı ve cansız aracılarla veya insanlarla diğer canlılara bulaştırılır.

Bu etkenlerin taşınma ve bulaşma yolları:

- Kümes ekipmanları (yemlik, suluk, yuvalık vb.)
- Sinek, böcek, kemiriciler, keneler vb.
- İnsan
- Yem, su, gübre
- Tüyler
- Yabancı kuşlar
- Rüzgar
- Nakiller ile diğer canlıya taşınır bulaştırılır ve enfekte edilir.

GENEL KORUNMA ÖNLEMLERİ

1- Hastalıklı ve diğer kümeslerle temas kesilmelidir.
2- Hasta ve hastalıktan şüpheli hayvanlar acilen ayrılmalı mümkünse imha edilmelidir.
3- Kümese giriş çıkışlar kontrol edilmeli, yabancı kişiler ve kuşlar sokulmamalı, bilinmeyen yem verilmemelidir.
4- Çevrede hastalık görüldü ise kümes dezenfekte edilmeli dışarıdan insan-hayvan giriş çıkışları kontrol altına alınmalıdır.
5- Karantina tedbirleri uygulanmalı ve hastalık etkenleri uzak tutulmalıdır.
6- Mümkünse genç ve yaşlı hayvanlar ayrılmalıdır.
7- Kümeste havalandırma, ışık, rutubet, yemlik, yuvalık ve m2’ye düşen hayvan sayısı ayarlanmalıdır.
8- Hayvanların hastalıklara karşı dirençli bulundurulmaları ( aşılama) gerekir.
9- Hayvanlara ihtiyacı olan yem karmaları verilmeli, kesinlikle aç-susuz bırakılmamalıdır.
10- Bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılmalı, hasta hayvanlar ayrılmalı ve başka bir yerde tedavi edilmelidir. Ancak bazı hayvanlar kendileri iyileşse bile hastalığı taşımaya ve yaymaya devam ederler. Böyle hayvanlara taşıyıcı yada portör denir. O yüzden tedavi her zaman geçerli ve ekonomik değildir.

Unutmayınız ki hasta hayvanlara karşı bilinçsiz kullandığınız ilaçlar yarardan çok zarar getirmektedir. Bugün bir çok mikroorganizma çoğu ilaca direnç kazanmıştır. Sağlığı koruma tedavi etmekten daha kolay ve ucuzdur. Örneğin dişlerimizi her gün fırçalayarak diş fırçası ve macunu maliyetine katlanıyoruz eğer bu düşük maliyet ve cüzi zahmetten kaçınırsak tedavi etmek için çok daha fazla acı, zahmet, masraf ve zaman kaybıyla karşılaşırız. Ve asla dişleriniz eskisi gibi olmayacaktır. Aynen öyle güvercin yetiştiriciliğinde de koruyucu bakım ve programları ihmal edilmemelidir.
 
 
Hazırlayan : Eren YAVUZ

« Son Düzenleme: 21 Temmuz 2009, 23:26:19 Gönderen: Serkan KARTALKAYA » Logged

Serkan KARTALKAYA
A Rh + 1982 Kağıthane İSTANBUL      
Serkan KARTALKAYA
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Kağıthane / İSTANBUL
Yaş: 31
Mesaj Sayısı: 4500


« Yanıtla #11 : 21 Temmuz 2009, 01:30:59 »

.

YURDUMUZDA BULUNAN GÜVERCİNGİLLER

GÜVERCİNGİLLER ( COLUMBIDAE )

Columbiformes takımı iki alt takıma ayrılmaktadır. Bunlardan biri Columbae, diğeri ise Pterocletes’dir. Columbae alt takımı ise iki familyadan meydana gelmektedir. Bunlardan ilki Columbidae diğeri ise Raphidae’dir.  


Konumuzu oluşturan Columbidae familyasının güvercin ve kumruları da içine alan bir çok alt familyası bulunmaktadır. Columbidae familyası içine dahil olan 250’den fazla kuş türü bugün dünyanın kutuplar hariç hemen her yerine dağılmış olarak yaşamaktadır. Toplu halde yaşama eğiliminde olan kuşlardır.
Ülkemizde Columbidae familyasının üyelerinden sadece 7 tanesine doğal olarak rastlanmaktadır. Bu araştırma ülkemizde rastlanan 7 türü tanıtmayı amaçlamaktadır. Bu 7 türü tanıtmadan önce Columbidae familyasının bazı özellikleri üzerinde durmak istiyoruz.

GÜVERCİNGİLLERİN GENEL YAPISI

Bu gruba giren kuşların çoğu orta irilikte, küçük ve yuvarlak başlı, kısa ayaklı, uzun ve sivri kanatlı kuşlardır. Yerde beslenmeye uyarlanmış bir vücut yapıları bulunan bu kuşlar iyi uçucudurlar.
Güvercingillerin gaga biçimleri beslenme alışkanlıklarına göre değişiklik göstermektedir. Güvercingiller genellikle tane ( tohum ) ile beslenen kuşlardır. Ancak yurdumuzda bulunmayan ve meyve ile beslenen bazı türleri de vardır. Tane ile beslenen türlerde gaga, uzun ve incedir. Meyve ile beslenenlerde ise gaga kalın ve papağanlarınkine benzer şekilde ucu kancalıdır.
Güvercingillerde yemek borusunun üzerinde yer alan ve besinleri depolamaya yarayan bir kursak bulunmaktadır. Ağızlarında diş gibi kesici ve öğütücü organları bulunmadığından güvercinler yediklerini direkt olarak kursaklarına gönderirler. Besinlerin depolanma ve sindirilme işlemi kursakta başlar ve tohumları öğütebilecek kadar gelişmiş olan taşlıkta devam eder. Tohumla beslenen güvercingillerde bağırsak uzundur. Meyve ile beslenenlerde ise daha kısadır.  
Güvercingillerde bahar ayları ile birlikte çiftleşme ve yumurtlama dönemi başlar. Erkek güvercinler kendi üreme bölgelerini diğer erkeklere karşı koruma eğilimindedirler. Genellikle erkek kuş kendi üreme bölgesinde öterek dişi kuşu buraya çeker ve çiftleşirler. Dişi kuş, türe göre değişmekle birlikte genellikle iki tane yumurta yapar. Yuva yeri seçimi ağaç dalları üzeri, ağaç ve kaya kovukları, hatta toprak üzerine bile olabilmektedir. Güvercin yuvaları, diğer bazı kuşlarla karşılaştırıldığında son derece basittir. Çalı çırpıdan oluşan ufak bir yığınak şeklindedir.
Dişi ve erkek kuş nöbetleşe olarak kuluçkaya yatarlar. Kuluçka süresi ortalama 15 gün kadardır. Yavrular yumurtadan çıktıklarında tüysüz ve gözleri kapalıdırlar. Yavrunun bakımı da gene ana ve baba kuş tarafından ortaklaşa yürütülür. Yavrunun gözleri 5-6 gün içinde açılır. 1 aylık olduklarında bütün tüyleri çıkmış ve uçabilecek hale gelmiş olurlar. Başlangıçta yavrunun gagası yumuşaktır ve kendi kendine yem yiyemez ve ana ve babası tarafından beslenir. Gaganın sertleşmesi 40 gün kadar sürmektedir. Bu sürenin sonunda yavru kuş kendi başına beslenebilecek ve tam olarak uçabilecek konuma gelmektedir.

GÜVERCİNGİLLERİN FARKLI ÖZELLİKLERİ

Güvercin, insanoğlunun evcilleştirdiği ilk kuş olma özelliğini korumaktadır. Dolayısıyla güvercin yetiştiriciliğinin tarihi de oldukça eskilere kadar gitmektedir. Güvercingilleri diğer kuşlardan ayıran bazı önemli özellikler bulunmaktadır. Bunların başında, su içme şekilleri ve yavru besleme özellikleri gelmektedir.

SU İÇME ŞEKİLLERİ


Güvercingillerde su içme şekli diğer bir çok kuştan farklıdır. Diğer kuşlar, bir yudum su alıp kafalarını yukarı doğru kaldırarak suyu yutarlar. Kuşlarda burun delikleri ile gagaları arasını kapatabilecek bir yapı bulunmaz. Bu nedenle kuşlar, vakum oluşturup suyu ememezler. Suyu gırtlaklarına iletebilmek için kafalarını yukarı kaldırma gereksinimi duyarlar. Ancak güvercingiller, burun deliklerini de suya daldırırlar ve yemek borusundaki kasların yardımı ile vakum oluşturarak aynı memelilerde olduğu gibi suyu emerek içerler. Bu özellik sadece güvercingiller familyasına ait kuşlarda bulunmaktadır. Bu özellikleri nedeni ile güvercinlerin içecekleri su kaynaklarının ya da su kaplarının gaga ve burun deliklerini daldırabilecekleri derinlikte olmaları gerekir.


GÜVERCİN SÜTÜ SALGISI

Bütün kuşlar içinde yalnızca Columbidae ( güvercingiller ) üyelerinde rastlanan benzersiz bir özellik yavruların beslenmesi için “güvercin sütü” adı verilen bir salgının salgılanmasıdır. Yavrular yumurtadan çıktıktan sonra yaklaşık bir hafta süre ile bu salgı ile beslenirler. Daha sonra ana ve babalarının kursaklarında öğüttükleri yarı sindirilmiş besinle beslenmeye geçerler. Yavru kuş gagasını ebeveynlerinin ağzının içine sokar ve ebeveynlerinin kusmasını sağlayarak bu salgıyı alır.
Güvercinin beynin altında bulunan hipofiz bezinin salgıladığı prolaktin adı verilen bir hormon, bu salgı mekanizmasını harekete geçirmektedir. Kursak çeperinden salgılanan bu besleyici maddenin bileşimi memelilerdeki süte oldukça yakındır. Halk arasında “kuş sütü” olarak bilinen bu salgı, güvercinlerde sadece kuluçka dönemi sonuna doğru yaklaşık bir hafta süre ile salgılanan bir maddedir.


GÜVERCİNGİLLERİN YURDUMUZDA BULUNAN ÜYELERİ

250’den fazla üyesi bulunan güvercingiller ailesinin yurdumuzda sadece 7 türü doğal olarak  yaşamaktadır. Bu 7 türden biri göçmen, diğerleri yerli kuştur. Evcil güvercini de dahil edersek 8 tür olduğunu söyleyebiliriz. Bu türleri Türkçe, Latince ve İngilizce ve Almanca adları ile şu şekilde sıralayabiliriz.

1) Kaya Güvercini   ( Columba livia ) ( Rock Dove )  ( Felsentaube )
2) Tahtalı   ( Columba palumbus ) ( Woodpigeon ) ( Ringeltaube )
3) Gökçe Güvercin   ( Columba oenas ) ( Stock Dove ) ( Hohltaube )
4) Evcil Güvercin   ( Columba domestica )
5) Kumru   ( Streptopelia decaocto ) ( Collared Dove ) ( Türkentaube )
6) Küçük Kumru   ( Streptopelia senegalensis ) ( Palm Dove) ( Palmtaube )
7) Üveyik   ( Streptopelia turtur ) ( Turtle Dove ) ( Turteltaube )
8 Doğu Üveyiği   ( Streptopelia orientalis ) ( Rufous Turtle Dove )


KAYA GÜVERCİNİ  ( Columba Livia )

Evcil güvercinlerin atası olduğu kabul edilmektedir. Görünüş olarak evcil güvercinlere benzer. Gövdesi kurşuni mavidir. Kanatlar açık kurşuni mavi olup üzerinde iki tane siyah şerit ( çubuk ) bulunur. Boyun yanları yanar döner erguvani ve yeşil renktedir. Kuyruk tüylerinin ucu siyahtır. Kuyruk üstü tüyleri beyaz ya da açık gridir. Kanat altları beyazdır. Gaga siyah, ayaklar kırmızı, tırnaklar siyah, göz rengi koyu portakal, kırmızı, göz halkası sarıdır. Boyu 32 cm’dir.

Kırlarda, tarlalarda kaya kovuklarında yaşar. Dünyada en yaygın olan güvercin türüdür. Bu türün şehirlere adapte olmuş bir grubu “şehir güvercini” adı ile anılır. Cami avlularında, şehir meydanlarında büyük gruplar halinde karşılaştığımız bu güvercinler, son yıllarda evlerin çatılarına ve balkonlarına kadar yayılmışlardır.

Kaya güvercinlerinde eşlerin birbirine bağlılığı ömür boyu devam eder. Dişi kuş iki yumurta yapar. Yılda üç kez kuluçkaya yattıkları olur. Kuluçka süresi 18 gündür. Yavrular 1 ay içinde yem yiyebilecek ve uçabilecek hale gelirler. Yavruların eşeysel olgunluğa erişmeleri 6 ay kadar sonra olur.



TAHTALI  ( Columba Palumbus )

Güvercinlerin en irisidir. Boynun iki yanında ve kanatlarında beyaz bantlar bulunur. Boyundaki beyaz bant sadece erişkin kuşlarda vardır. Genç kuşlarda henüz oluşmamıştır. Özellikle uçarken kanadında bulunan beyaz şerit ile kolayca ayırt edilebilir. Boyun kısmı parıltılı yeşil, göğüs kısmı erguvani ve kanat uçları siyahtır. Kuyruk diğer güvercinlere göre daha uzundur. Gaga sarı, bacaklar kırmızıdır. Boyu 40 cm kadardır ve sert kanat vuruşları ile uçar.
Yapraklı ve iğneli yapraklı ormanlarda, dağlık alanlarda yaşar. Meşe palamudu ormanlarında sık rastlanır. Yurdumuzda ormanlık ve ağaçlı bütün bölgelerinde bulunur. Yuvasını ağaç dalları arasına, ağaç kovuklarına yapar. Dişi kuş 2 yumurta bırakır. Kuluçka süresi 15 – 18 gündür. Yılda iki kere kuluçkaya yatar. Yavrular 1 aylık olduklarında yem yer ve uçabilirler. Yavrular ikinci yaşın ortalarında eşeysel olgunluğa ulaşırlar. Bu kuşlarda yuvayı erkek kuş hazırlamaktadır. Eş seçimi sezonluktur. Her sezonda yeni eş edinilir.



GÖKÇE GÜVERCİN ( Columba Oenas )

Görünüş olarak kaya güvercinine benzer. Ancak rengi daha koyu mavi ve kurşunidir. Göğüs koyu erguvanidir. Kuyruk sokumunda beyazlık bulunmaz. Kanatları üzerindeki siyah şeritler ( kolon ) daha incedir. Kuyruk ucundaki siyah bant ise daha geniştir. Boyu 33 cm’dir. Gaganın dip kısmı kırmızı, uca doğru sarımsı, ayaklar ise kırmızıdır. Gözü koyu renklidir.
Ağaç, kaya ve toprak kovuklarına yuva yapar. Yaşlı ormanları sever. Kışın açık arazide bulunur. Yılda üç kez aynı yuvada kuluçkaya yatar. Kuluçka süresi 17 gündür. Yavruları 25 günde yem yiyebilecek hale gelirler. Eş seçimi sezonluktur.
Her türlü tane ve tohumla beslenen bu güvercine, yurdumuzun Orta Anadolu, Akdeniz ve Güneybatı Anadolu bölgelerinde devamlı rastlanırken, Karadeniz ve Kuzeybatı Anadolu bölgelerinde yaz göçmeni olarak görülür.  


 EVCİL GÜVERCİN ( Columba Domestica )

Değişikliği sevmemeleri, yuvalarına ve eşlerine olan bağlılıkları, yön bulma konusundaki ustalıkları onların belli yerlere kolayca alışmalarını sağlamıştır. Gerek bu özellikleri gerekse farklı bazı nitelikleri bu kuşların insanlar tarafından benimsenmesine ve yetiştirilmelerine neden olmuştur.
Tüm dünyada farklı amaç ve eğilimlerle beslenen evcil güvercinlerin dünya üzerinde 800 kadar farklı ırkı olduğu bilinmektedir. Tüm bu ırklar farklı renk, büyüklük ve özelliklere sahiptir. Bu ırklardan 30 kadarı ülkemizde de yetiştirilmektedir.
Ülkemizde en yaygın olarak yetiştirilen ırk “Taklacı” veya “Mardin” adı ile bilinen kuşlardır. Bunun dışında, Adana, Ankut, Atlas, Azman, Bağdat, Bango, Baska, Bayburt, Bayramlı, Bursa, Çakal, Dolapçı, Domino, Dönek, Gökela, Hünkari, İskenderun, Karakan, Kelebek, Kumru, Mavibaş, Selçuk, Tavuskuyruk, Trabzon, Trakya gibi ırklar bulunmaktadır. Her ırk kendi içinde farklı özellikleri olan bireyleri barındırmaktadır. Örneğin Taklacı ırkı içinde, Mavi ( gök ), Sabuni ( boz ), Arap, Miski, Çakmaklı, Beyaz, Sarı, Şekeri, Kırmızı, Kahverengi ( çikolata ), Yanardöner, Zeytini gibi alt bireyler yer almaktadır.
Evcil güvercinin atasının kaya güvercini ( Columba livia ) olduğu görüşü Darwin de dahil olmak üzere çeşitli araştırmacılar tarafından savunulmaktadır. Farklı bazı ortitologlar ( kuş bilimciler ) ise, evcil güvercinin 2 veya 4 tür yabani güvercin türünün melezlenmesi ile ortaya çıktığı görüşünü benimsemektedirler.  


KUMRU ( Streptopelia Decaocto )

“Kolyeli Kumru” adı ile de bilinen bu kuş, güvercinden biraz küçüktür. Boyu 31 cm kadardır. Genel olarak üzerinde kül rengi yada bej renkler hakimdir. Boynunun gerisinde siyah bir çizgi bulunmaktadır. Bu nedenle kolyeli kumru olarak da adlandırılmaktadır. Kanat telekleri koyu gri, kuyruk telekleri ise sırtının rengindedir. Gaga gri, ayaklar ise kırmızıdır. Göz beyaz ya da açık gridir.

İnsana yakın bir kuştur. Şehirlerde ve diğer yerleşim yerlerinde insanlarla birlikte yaşamayı sever. Ağaç üstlerine, elektrik ve telefon direklerine, çatı kenarlarına yuva yapar. Yaptığı yuvalar oldukça özensizdir. Dişi kuş yuvaya iki yumurta bırakır. Kuluçka süresi 15 gün kadardır. Yılda üç defa kuluçkaya yatar. Yavrular 3 haftalık olduklarında yem yiyebilecek ve uçabilecek hale gelirler. Bir yaşından itibaren eşeysel olgunluğa erişen yavrular, sezonluk olarak eş seçerler. Yurdumuzda Doğu Karadeniz sahili ile Doğ Anadolu’nun bazı yerleri haricinde her yerde rastlanır. Taneler, tohum, böcek ve üzümümsü meyvelerle beslenir.


KÜÇÜK KUMRU ( Streptopelia Senegalensis )

Görünüş olarak üveyiği andırmaktadır.  Boyu 26 cm olan bu kuşun kuyruğu üveyiğe benzer. Kanat örtüleri ve sırtı beneksiz kızıl kahverengi, kanat altı örtüleri gri-mavidir. Göğüsünün üst kısmında siyah benekler bulunur. Gaga siyah, ayaklar kırmızıdır.
İnsanlarla birlikte bulunmayı sever. Yuvasını pencere kenarlarına, ağaç dallarına, saçak çıkıntılarına yapar. Yaptığı yuvalar oldukça özensizdir. Dişi kuş yuvaya iki yumurta bırakır. Kuluçka süresi 15 gün kadardır. Yavrular 3 haftalık olduklarında yem yiyebilecek ve uçabilecek hale gelirler. Bir yaşından itibaren eşeysel olgunluğa erişen yavrular, sezonluk olarak eş seçerler. Yurdumuzda doğal olarak Güneydoğu Anadolu’da bulunur. Diğer bölgelere buradan dağılmıştır.


ÜVEYİK ( Streptopelia Turtur )

Kolyeli Kumrudan biraz küçük olan bu kuşun boyu 28 cm’dir. Üveyik bir yaz göçmenidir. Yurdumuza ilkbaharda gelir. Ülkemizde kuluçkaya yatar ve yavrular. Daha sonra kışı geçirmek üzere Orta Afrika ve Güney Asya’ya gider. Yurdumuzun hemen her bölgesinde görülür. Ürkek bir kuştur.
Kuş genel olarak kızılımsı pas rengindedir. Sırt ve kanat örtü tüyleri koyu kahverengidir. Karın ve kuyruk altı tüyleri beyazdır. Kuyruk tüyleri koyu gridir. Kuyruk tüylerin orta tüyler dışında kalanlarının uçları beyazdır. Gaga koyu gri, bacaklar kirli kırmızıdır. Göz portakal rengindedir. Sert ve hızlı uçar.
Ergen kuşlarda boyunun yanlarında enine üç tane dalgalı siyah şerit bulunur. Bu siyah şeritlerin etrafı beyazdır. Genç kuşlarda bu şeritler bulunmaz ve renk olarak daha kahverengine yakındırlar. Özellikle ötüş sesi ile tanınan bir kuştur.
 
Ağaçlık geniş tarım alanlarında, orman kenarlarında, bağ ve bahçelerde yaşar. Yuvasını ağaç dalları arasına veya sık çalılıklara yapar. Sıcak bölgelerde yılda iki kez kuluçkaya yatar. Dişi kuş çalı çırpıdan oluşan özensiz yapılmış yuvaya iki yumurta bırakır. Kuluçka süresi 15 gündür. Yavrular üç haftalık olduklarında yem yiyebilecek ve uçabilecek hale gelirler. Sezonluk olarak eş seçen bir kuştur.


DOĞU ÜVEYİĞİ ( Streptopelia Orientalis )

“Büyük Üveyik” adı ile de bilinen bu kuş, üveyikten biraz daha iricedir. Boyu 33 cm’dir. Büyüklük olarak bir güvercini andırır. Yaşayışı, beslenmesi, üremesi aynı üveyiğe benzer. Renk olarak sırtı ve kanatları daha koyu, üzerindeki lekeler daha büyükçedir. Kanatların altı koyu gri, uçma teleklerinin uçları siyahtır. Kuyruk teleklerinin uçları ise üveyikteki gibi beyaz değil gridir. Boyunda ergen kuşlarda bulunan beyaz zemin üzerindeki siyah şeritler üveyiği oranla daha ince ve sayıca daha fazladır.

Ülkemizde nadir olarak gözlenen kuşlardan birisidir. Ana vatanı Orta ve Doğu Asya olan bu kuşa yurdumuzda sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da rastlanmaktadır.
 
Yazan : Yavuz İŞÇEN


.
« Son Düzenleme: 21 Temmuz 2009, 23:26:35 Gönderen: Serkan KARTALKAYA » Logged

Serkan KARTALKAYA
A Rh + 1982 Kağıthane İSTANBUL      
Serkan KARTALKAYA
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Kağıthane / İSTANBUL
Yaş: 31
Mesaj Sayısı: 4500


« Yanıtla #12 : 21 Temmuz 2009, 01:34:30 »

.

GÜVERCİNLERİN YILLIK BAKIMI

 Bu yazımda sizlere güvercinlerin bir günlük değil bütün bir yılı kapsayan bakımlarından kısaca bahsetmek istiyorum; güvercin bakımından kastım bir güvercinin bütün yıl boyunca geçireceği devreleri inceleyip, içerisinde bulunduğu şartlara uygun olarak bakılmasıdır. Herhangi bir güvercin için önemli olan devreleri aşağıda belirtmek istiyorum.



1.Tüy dönemi
2.Kış Dönemi
3.Yarış Dönemi
4.Yavru Dönemi

Yukarıda bahsettiğim dönemlerin bazıları  sadece Posta Güvercinleriyle ilgili olup diğer ırklarla da uyum göstermektedir. Bu bakımdan her yetiştirici kendi baktığı kuşlarına uygun olarak senelik bakım programları geliştirebilir. Çünkü konunun temel mantığı yetiştirilen her güvercin için aynıdır.


TÜY DÖNEMİ

Yarışlar bittikten sonra veya fantastik güvercin yetiştiricilerinin yavru alma sezonlarının bitiminde yani Eylül ayı itibariyle büyük tüy değiştirme dönemi başlar. Yuva pozisyonuna ve sağlık durumlarına göre kuşlar bu dönemde eski tüylerini düşürüp, yeni tüylerine kavuşurlar. Normalde sağlıklı bir güvercin hiçbir tıbbı müdahaleye gerek duymaksızın bu dönemi en iyi şekilde geçirir. Bu noktadan hareketle kuşlarımız tüy dönemine girmeden önce eşlerinden ayrılıp, erkek ve dişiler ayrı ayrı kümeslere konulmalıdır. Bu sayede kuşlarımız yavru ve yumurta gibi stres arttıran ve tüye girmeyi geciktiren faktörler ortadan kaldırıldığı için daha kolay tüy dönemini geçirirler. Ben normalde Ağustos ayının ilk haftası kuşlarımı ayırırım. Şayet gerek görürsem bazı hastalıklara karşı ön tedavi uygularım. Zira sağlık barometreleri olumlu olmayan kuşlar mükemmel bir tüy dönemi geçirmez. Tüy dönemini en iyi şekilde geçirmeyen bir güvercinden ne yarışçı olur nede damızlık olur. Ayrıca tüy dönemi esnasında kuşlarımıza vereceğimiz antibiyotik türü ilaçlar, kuşlarımızın tüy yapılarında olumsuz etkiler yaratacağı için bütün ön tedavileri bu dönemden önce tamamlamalıyız. Şayet bulunduğunuz ilde kuşlarınızın dışkılarını tetkik ettirebileceğiniz laboratuarlar var ise mutlaka Kurt, Koksidiyoz, Salmonella vs. gibi hastalıklara karşı testlerini yaptırınız. Test sonuçları (+ ) pozitif ise bulgulara göre tedavilerini yapınız. Tüy dönemi kuşlarda çok yoğun stres oluşturduğu için, özellikle bakımı ve alt yapısı iyi olmayan kümeslerde çeşitli hastalıklar baş gösterir. Bazı kuşlar bu dönem öncesinde iyi hazırlanmadığı için tüye giremez ve ölebilirler. Bütün sorunların temelinde sağlık problemleri ve uygun olmayan yaşam koşulları yatar. Bu nedenle kuşlarımızın sağlıklı kalabilmeleri için uygun ortamları sağlamalıyız. Tüy döneminde kuşlarımız  yeni tüylerinin oluşabilmesi çeşitli vücut rezervelerini  kullanır. Bu nedenle döneme uygun olarak verilecek olan zengin ve bol çeşitli karışımlar içeren Tüy Dönemi Yemlerini tercih etmeliyiz. Ayrıca haftada 1 veya 2 gün sularına multivitamin verilmelidir. Suya veya yeme vereceğimiz sıvı yada toz minerallerde kuşlarımızın iyi bir tüye sahip olmasını sağlar. Bu konuyla ilgili Avrupa da çok çeşitli firmaların tüy programları ve ürünleri mevcuttur. Ben reklama girmemek için burada ürün adı belirtmiyorum. Sizlere tüy döneminde haftada 1 veya 2 gün olmak üzere kuşlarınıza Isırgan Otu çayını demleyip içme suyu olarak vermenizi tavsiye ediyorum. Aslında bu tür bitkisel çayları uzmanların hazırlayıp tavsiye ettikleri oranlarda mevsimine göre vermenizi öneririm. Bu sayede, hazırlanan çayın özelliğine göre kuşlarımızı doğal yöntemlerle hastalıklara karşı korumuş oluruz. Tüy döneminde Sayın Yavuz İşçen’inde yazılarında belirttiği gibi dış ve iç parazitlere dikkat edilmelidir. Haftada en az 2 defa  kuşlarımıza banyo yaptırırsak ve bu banyolardan bir tanesine güvercinler için hazırlanmış banyo tozlarını kullanırsak, hem tüylerin dökülmesine yardımcı oluruz, hem de istenmeyen parazitlerden kuşlarımızı korumuş oluruz. Şayet banyo tozu bulamazsanız banyo sularına bir miktar elma sirkesi ve sofra tuzu da katabilirsiniz. Her dönemde bakımın temel taşlarından olan bol çeşitli GRİT (güvercin taşı ) ürünlerini de vermeyi ihmal etmemek gerekir.


KIŞ DÖNEMİ

Genellikle kışın yavru almayı düşünmeyen kümeslerde kuşlar erkek ve dişiler ayrı ayrı tutulur. Bu dönemde kuşlar havalarında kötü gitmesi sebebiyle çok fazla uçurulmaz. Aslında bu dönem posta güvercinleri için dinlenme dönemidir .Zira bu kuşlar baharda ve yazın yeterince dışarıda bulunup, yarışıp, yavru baktıkları için oldukça yorulmuşlardır. Bu nedenle onlara bir nevi kış uykusuna yatıp, bünyelerini toparlamaları için gerekli ortamın sağlanması şarttır. Bu sezonda kuşlara yem olarak yüksek oranda arpa içeren hafif yemler verilir. Böylece aşırı derecede kilo almaları önlenir. Kışın çok soğuk havalarda kuşların yem yeme ihtiyacı artacağından kuşlara ekstradan yem verilmesinde fayda vardır. Kışın ayrıca kuşlarımızın sularına karıştırarak vereceğiniz bir miktar bal veya pekmez gibi doğal ürünler kuşların soğuğa karşı direnmeleri açısından hayati önem taşır.

YARIŞ DÖNEMİ


Kış döneminin bitiminde baharla birlikte yeni yarış sezonu başlar. Bu dönemden genel ilgi alanı olmadığı için çok fazla bahsetmeyeceğim. Kısaca şunu belirtmem gerekirse, bütün kuşlarımızın gerekli görülen hastalıklara karşı ön tedavileri yapılır ve özellikle PARAMİKSOVİRÜS, SALMONELLA, ÇİÇEK gibi hastalıklara karşı önleyici aşıları yapılır. Bu aşılama periyodunu bütün kuşçuların, hangi ırk kuşu beslerse beslesin , kuşlarını eşe atmadan önce yapmalarını tavsiye ediyorum. Unutmamak gerekir ki; 1GRAM TEDBİR, 1 TON TEDAVİYE BEDELDİR.


YAVRU (ÜRETİM) DÖNEMİ

Kuşlarımızı eşe atıp yavru almadan önce dışkılarını test ettirip, gerekli ise hastalıklara karşı tedavileri yapılır. Daha sonra bütün kuşlar eşlenip yavru (üretim) dönemi başlar. Bu dönemde de kuşlarımızın ekstradan vitaminlere, minerallere, aminoasitlere ve yumurta kabuğunun sağlam oluşabilmesi için kalsiyum ve benzeri elementlere ihtiyacı bulunmaktadır. Vereceğimiz bu ürünlerle hem kuşlarımızın kolay yumurtlamasını sağlarız, hem de doğacak yavruların iskelet yapılarının en iyi şekilde oluşmasını sağlarız. Ayrıca bu döneme uygun olarak yemlemede mutlaka uzmanların hazırlamış olduğu DAMIZLIK VEYA ÜRETİM yemlerinin rasyonlarına itibar edilmesi gerekmektedir. Yavrular 25-30 günlük olunca ebeveyinlerinden ayrılarak kendileri için özel olarak hazırlanmış kümeslere alınır. Böylece kart kuşlar arasında ezilmeleri önlenip yaşıtları arasında daha iyi gelişmeleri sağlanır. Yavrular ayrıldıktan bir hafta sonra Trikonamasis ve Koksidiyosis’e karşı ön tedavileri yapılır. Bu sayede yuvada almaları muhtemel olan enfeksiyonlar baskı altına alınmış olur. Daha sonra bu yavrular özellikle Paramiksovirüs ve Pox’a (çiçek) karşı aşılanır. Bu dönemde yavrulara ilk 3 ay boyunca gelişmelerini en iyi bir şekilde karşılamaları için YAVRU YEMİ verilir.

Burada yeri gelmişken birkaç kelime de Posta Güvercinleri ile ilgili yazmak istiyorum. Düşününki elinde hiçbir pusula veya benzeri gibi yardımcı ekipmanlar olmaksızın, bütün varını yoğunu ortaya koyarak ve her türlü çetin doğa koşullarıyla boğuşarak, atmaca gibi doğal düşmanlarının yanı sıra düşüncesizce onları vuran CANAVARLARINDA engellerine rağmen  yuvasına dönmeyi kendine görev arz etmiş olan bir güvercine ancak ve de ancak SAYGI duyulabilir. Bütün bu uğraşlar biz postacılar için sadece ve sadece 1 dakikaya endekslidir. O bir dakika ise kuşun yarıştan eve en önde dönüp ,sevinçle kümes üstünde uçtuğunu gördüğümüz andır. İşte o anda dünya ile ilişkiniz kesilir ve bütün dertleri ve yorgunlukları unutarak bu olağan üstü SAVAŞÇILARA verdiğiniz bütün emeğe değdiğini düşünürsünüz. Yediği yemi fazlasıyla hak eden bu SAVAŞÇILAR’a lütfen gereken saygıyı gösterelim.

Hiçbir posta güvercini yetiştiricisi de ’" O BİR DAKİKAYI UNUTMASIN...! "


 
Yazan : Rahmi BOZKIR


.
« Son Düzenleme: 21 Temmuz 2009, 23:26:53 Gönderen: Serkan KARTALKAYA » Logged

Serkan KARTALKAYA
A Rh + 1982 Kağıthane İSTANBUL      
Serkan KARTALKAYA
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Kağıthane / İSTANBUL
Yaş: 31
Mesaj Sayısı: 4500


« Yanıtla #13 : 21 Temmuz 2009, 01:50:53 »

cesıtlı guvercın fotografları (kuslar benım degıl ınternetten bulmadır)
Logged

Serkan KARTALKAYA
A Rh + 1982 Kağıthane İSTANBUL      
Serkan KARTALKAYA
Dost Avcı
*****
Offline
Nerden: Kağıthane / İSTANBUL
Yaş: 31
Mesaj Sayısı: 4500


« Yanıtla #14 : 03 Ocak 2010, 18:56:17 »

urfa guvercınlerı belgeselı Urfa Güvercini Belgeseli -1     Urfa Güvercini Belgeseli -2 Güvercin videolari
« Son Düzenleme: 03 Ocak 2010, 19:16:43 Gönderen: Serkan KARTALKAYA » Logged

Serkan KARTALKAYA
A Rh + 1982 Kağıthane İSTANBUL      
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: