Gönderen Konu: Köpek Psikolojisi ...! << Prof.Dr. Tamer DODURKA >>  (Okunma sayısı 3711 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Ali İŞLEMECİ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3626
  • Karma: 0
    • Avcı Sayfamız
Köpek Psikolojisi ...! << Prof.Dr. Tamer DODURKA >>
« : 05 Temmuz 2009, 04:39:24 »
.

* * * Köpek Psikolojisi Hakkında Herşey * * *


Prof.Dr. Tamer DODURKA



Tamer Dodurkayı tanımayananız yoktur. Üstelik hepimizin ona soracağı, ondan öğreneceği çok şey var şüphesiz. Biz de bundan yola çıkarak kıymetli zamanını bizeayırması için kendisinden rica ettik ve kabul cevabıyla yola çıktık. Levent Veteriner Polikliniğinde sevgili Prof. Dr. Tamer DODURKA'nın sıcak karşılamasıyla söyleşimize başladık. 

Meğer bilmediğimiz ne çok şey varmış...!




O bir köpektir, insan değil

Öncelikle bize köpek psikolojisinden bahseder misiniz ?

           Köpek evcilleşen ilk hayvan olup arkeolojik bulgulara göre en az 14 bin yıl insanlarla birlikte yaşamaktadır. Vahşi kurtların evcil torunları olan bu hayvanlar insanla birlikte olabilmek vahşi yaşama için gerekli olan birçok içgüdüsel dürtülerini bir kenara bırakmak zorunda kalmışlardır. Evcilleşme sürecinde 14 bin yıl çok uzun bir süre sayılmaz. Bu süreç boyunca köpeğin çevresel yaşam koşulları o kadar hızlı gelişmiştir ki, hayvanın iç dinamikleri bu değişime tam uyum sağlayamamıştır. Böylece içsel yapı ile çevresel koşullar arasındaki bu farklılık köpekte içsel çelişkilerin en önemli nedeni olmuştur. Bu içsel çelişkiler strese, stres ise agresyon, depresyon ya da endişe gibi birtakım psikolojik tepkilere yol açar. Köpek insana en yakın canlı olması
nedeniyle, psikolojisi, yakın çevresini oluşturan insandan en fazla etkilenen canlıdır. Dolayısıyla en sık davranış bozukluğu sergileyen evcil hayvan türü köpektir. Bizim en yakın dostumuzu bu sorunlardan uzak tutmak için psikolojisi hakkında bilgi sahibi olmak insani bir sorumluluktur.




Hayvan sahipleri sizce onların psikolojik durumları ile ilgili duyarlılığı gösteriyor mu ?

           Hayvan sahipleri köpekleri ile ya da kedileri ile iletişim kurabiliyorsa elbette onun sorunu olduğunu, mutsuz olduğunu fark edebilir. Ama önemli olan hayvan sahiplerinin bu bilince ulaşmasıdır. Bu bilince ve duyarlılığa sahip olan hayvan sahipleri bundan rahatsız olup elbette veteriner hekime gidiyor. Ama bunu başarabilen hayvan sahipleri çok fazla değil. Bu duyarlılığa sahip olabilmek için hayvan sahiplerinin şunu bilmesi gerekiyor; o bir köpektir, insan değildir.  Olaylara onun gözüyle bakabilmek gerekir. Onun gözüyle bakarsak onun psikolojik tavrını çözebiliriz. Ama çoğu hayvan sahibi maalesef olaylara onun gözüyle bakmayı pek beceremiyor.




Peki, hayvan psikolojisi insan psikolojisi kadar karışık mı ?

           Hayır, değil çünkü hayvanların gerek fiziksel gerek ruhsal yapısı genel olarak insan kadar gelişmiş değil. Köpeğin psikolojik yapısını etkileyen çevresel faktörler de insanın ki kadar çok fazla değil. Aslında psikolojik yapıları bu kadar sade olsa da onları anlayamamak bizim yetersizliğimizdir. Bu konuda zorlanıyoruz çünkü onları kendi ölçütlerimizle anlamaya çalışıyoruz. Köpekleri kendimizin değil, onların bakış açısıyla değerlendirebilsek çok kurallı ve oldukça düzgün bir psikolojik yapıya sahip olduğunu görebiliriz. Ýçlerindeki çatışmaları önlemenin çok zor olmadığını fark edebiliriz.




O zaman bir köpek ile birlikte yaşamak için, onu anlamak için belli bir bilinç ve eğitime sahip olmamız gerekiyor, yanılıyor muyum ?

           Bir cep telefonu kullanırken bile bazı şeyleri bilmemiz gerekiyor. Ki köpekler son derece gelişmiş, sosyal ve akıllı canlılardır. Köpeğin doğduktan sonraki 3. ve 12. haftalar arasındaki dönem yaşamsal öneme sahiptir. Sosyalizasyon dönemi dediğimiz bu dönemde köpeğin davranış yapısı yaşadığı ortama uyum sağlamak amacıyla biçimlenir. Köpeğin ilerdeki yaşamını belirleyen bu dönem çok kısa olduğu için daha köpek alınmadan bu dönemin nasıl değerlendirileceği planlanmalıdır. Yani köpek bakımı ile ilgili bilgileri  daha köpek sahibi olmadan önce edinmemiz gerekiyor.



Ya edinmezsek, aksi takdirde ne olur ?

          Aksi takdirde ne olur onu da söyleyeyim. Ýnsanlardan, gürültüden,arabalardan, başka hayvanlardan korkan, bu korku nedeniyle kendisinden büyük köpeklere bile çok agresif bir şekilde havlayan, bir türlü sakinleşmeyen, heyecanlı köpekler olur. Kısacası yeterli bilinç olmaması nedeniyle sosyalizasyon dönemi sahipleri tarafından yeterince değerlendirmeyen köpeklerin yaşamı hem kendisi hem de çevresi için çekilmez hale gelebilir.




Köpeklerde endişe, korku ve strese dikkat...!



Köpeklerdeki hangi davranış bozukluklar psikolojik problem olarak kabul edilir ?

           Ýnsanların hoşuna gitmeyen bir çok davranış köpek için son derece normal olabilir. Örneğin havlama önemli bir iletişim aracıdır ama aşırı olduğu takdirde sahipleri ve çevresini rahatsız edebilir. Territoryal agresyon dediğimiz, bekçilik saldırganlığı köpeklerde sık rastladığımız ancak hem onun için hem de bekçilik görevinin yerine getirilmesi için gerekli bir davranıştır. Ancak, davranış ne kadar doğal olursa olsun kendisi ve çevresi için zararlı olmaya başlamışsa bu bir sorundur ve düzeltilmesi gerekir. Örneğin, geniş alanlarda yaşayan köpeğin toprağı eşelemesi kimseyi rahatsız etmez ama aynı köpeği çiçeklerle dolu ufak bir bahçeye alırsak toprağı kazması kabul edilecek bir davranış olmaktan çıkacaktır. Bunları istenmeyen davranışlar kategorisine alabiliriz ama stres, endişe, korku vb. tarzındaki bireye zarar veren psikolojik tepkiler tam anlamıyla psikolojik sorundurlar.



          Sizin anlattığınız durumla ilgili üyelerimizden birinin yönelttiği bir soru var.  2.5 yaşında Chihuahua cinsi bir köpek ve son 3 aydır olur olmadık herşeye havlıyormuş. Uyarılar  sonucunda bu havlamalar küçük mırıltılara dönüyor. Bunun sebebi ne olabilir diye soruyor üyemiz. Sizce bu bir psikolojik sorun olabilir mi?


           Havlama köpekler için son derece önemli ve doğal bir tepkidir. Ama uzun süredir havlamayan bir hayvan, çeşitli sinyaller alıp havlıyorsa o sinyallere bakmamız gerekiyor. Bu sinyaller çevreden mi yoksa köpekte çelişkiler doğuran içsel bir nedenden mi kaynaklandığını bilmemiz gerekiyor. Yani bunun psikolojik bir sorun olup olmadığını anlamamız için havlamayı doğuran sebepleri bulmak gerekiyor. Ama köpek hiç bir sinyal olmaksızın, sebepsiz yere havlıyorsa aynı insanların nara atmaları gibi , bağırıp çağırmaları gibi bir bozukluksa bu psikolojik bir tepki olabilir. Belirttiğiniz örnekteki köpek, sahibinin uyarılarıyla susuyorsa olasılıkla bir uyaran nedeniyle havlama davranışı dürtüleniyor ama sahibini de kıramadığı için içindeki o havlama dürtüsünü bastırmak zorunda kalıyordur. Bunun psikolojik bir sorun olup olmadığı ancak yapılacak tetkiklerle anlaşılır.

           Hemen başka bir üyemizin sorusuna geçmek istiyorum. Evde bazen aile bireyleri arasında şiddetli tartışmalar oldugu zamanlarda köpeğimiz bundan çok etkileniyor,sürekli havlıyor, kasılıyor. Acaba bu krizlerin nedeni psikolojik olabilir mi?

           Evdeki olaylar köpekleri etkiler. Kargaşaya, huzursuzluğa onların dünyasında yer yok. Bu tür kargaşalar onun kafasını çok karıştırır ve hayvan, bu olanları  kafasında bir yere oturtamaz. Bazı köpekler bu tarz durumlara daha hassastır ve daha sert tepkiler verebilirler. Hatta sinir krizi bile geçirebilirler.



Peki, merak ettiğim bir şey var yine köpeklerin ruh sağlığı ile ilgili. Bir köpek şizofren olabilir mi? Ya da herhangi bir akıl hastalığı geçirebilir mi ?

           Ýnsanlarda görülen psikiyatrik bozuklukların önemli bir bölümü köpeklerde de görülür. Psikopatik kişilik bozuklukları, takıntı, korku,  anksiyete bozuklukları, depresyon gibi gibi rahatsızlıklar köpeklerde gözükebilir. Ama şizofren gibi kalıtımla da ilgisi olabilen bazı hastalıkların köpeklerdeki varlığı tartışmalıdır.





Duyarsızlaştırma tedavisi

Hazır depresyon demişken soralım. Köpekler neden depresyona girer ?

          Hayvanın iç ortamı yaşadığı dış ortamla çelişkiye düştüğü durumlarda bu çelişkiyi aşamıyorsa yapacağı tek şey kendine kapanmasıdır. Çünkü dış ortamla mücadele edememektedir. Bundan kurtulmak için kendi kabına sığınacaktır, depresyon onun için kurtuluş ve bir savunma tepkisi olacaktır.  Tabii ki bunun tedavisi için o çelişkiyi doğuran faktörü bulup ortadan kaldırma ya da hayvanı o faktöre duyarsızlaştırmak gerekecektir. Diyelim ki hayvanı korkutup neticede depresyona iten bir başka hayvan var. Bu durumda yapacağımız iki şey var. Birincisi ya o hayvanı başka bir yere alacağız ya da köpeğimizi bu hayvana karşı duyarsızlaştıracağız. Bu amaçla genel psikoloji yöntemlerini kullanabiliriz.




Peki, duyarsızlaştırma tedavisi nedir ?

           En önemli tedavi yöntemlerinden biri olduğunu söyleyebilirim. Örneğin hayvan gürültüden korkuyordur. Yapmamız gereken o gürültü anında hayvanı teskin edecek sözler söylemek bile bu duyarsızlaştırma tedavisine örnek olabilir. Hayvanı teskin edip onunla iletişime geçersek hayvan korkulacak bir şey olmadığını sahibi tarafından teskin edilerek öğrenir. Ama aslında bu söylediğim gibi basit değil, özel bir tedavi yöntemidir. Mesela bu uygulamalar zamanında yapılmazsa , örneğin hayvan korktuktan sonra yapılırsa bu korkunun hayvanda iyice yerleşmesine sebebiyet verir. Çünkü korktuktan sonra sevip onu teskin ederse korkuyu ödüllendirmiş dolayısıyla hayvanı korkuya koşullandırmış oluruz. Beyinde farlına varılmadan gelişen bu olaylar bize imkansız gibi gelebilir ama insanlarda bile bir çok ağrı, bayılma gibi olayların temelinde bu hatal ödüllendirmeler olabilir.Tabii her olay için aynı tip duyarsızlaştırma tipi yoktur. Her durumda değişik tedavi yöntemleri dizayn edilir.


           Biraz önce hayvanlarda depresyonu konuştuk hemen sormak istiyorum depresyon tedavisinde ilaç kullanıyor mu? Biz insanlarda bu tip vakalarda genelde serotonin salgılamamıza yardımcı ilaçlar verilir.




Hayvanlar da durum nedir ?

           Evet, aynen söylediğiniz gibi biz insanlar da nasıl serotonin düzeyini artıran ilaçlar kullanıyorsa hayvanlarda da yine aynı ilaçlar kullanılır. Çünkü metabolizma aynıdır. Hatta tedavi sürelerinin, tedavi sonuçlarının hatta yan etkilerin bile aynı olduğunu görmekteyiz.




Yalnızlık endişesi psikolojik rahatsızlıktır

           Üyelerimizin sorduğu sorulara geçelim. Bu biraz genel bir sorun, bizim forum sayfalarında kemirme ilgili bir çok soru görüyordum. Üyemizinde sorusu özetle şu şekilde; 8,5 aylık dişi goldenım ile yaşadığım en büyük problem kemirme. Son 3 haftadır yalnız kaldığında duvar köşelerini ve süpürgelikleri kemirmeye başladı.

 


Sorunu ne olabilir ?...

           Bu bizim yalnızlık endişesi dediğimiz psikolojik rahatsızlık olabilir. Köpeklerin doğasında ne olursa olsun yalnızlık yoktur. Köpeği anlamamız için her zaman köpeğin kalıtımını ve gelmiş olduğu yerden kalan kalıtımsal davranışlarını incelememiz gerekiyor. Köpeklerin ataları olan kurtlar kolektif yaşar ve yalnız bırakılmazlar. Yalnızlık ve bilinmeyenler köpeği tedirgin eder. Böyle köpekler endişe halini gidermek için havlama, işeme, eşyalara zarar verme gibi istenmeyen davranışlar sergileyebilirler.




Köpeklerin doğasında yalnızlık yok dediniz. Peki köpekler hiç yalnız kalamazlar mı ?

           Kalırlar tabii ama nasıl... Özellikle sosyalizasyon döneminde onları yalnızlığa alıştırmak gerekiyor. Köpek yavaş yavaş yalnız bırakılmaya alıştırılır ve sonuçta kaldığı yerin güvenli olduğunu ve sahibinin mutlaka geri geleceğini öğrenmiş olur.

           Peki, daha önce üyelerimizden gelen bir soruyu hatırladım, hemen sormak istiyorum. Tasmasız köpeğin psikolojisi farklı mı olur? Yani tasmalı iken yürüyüşe çıkardığımız köpeğimiz gayet uysalken, tasması çıkarıldığı anda sürekli etrafına havlıyorsa bu neyin işareti olabilir?

            Bu tamamen bireysel bir olay, yani, tasmalı köpek psikolojisi ya da tasmasız köpek psikolojisi diye bir şey yoktur. Bu olayda, köpeğin yaptığı davranışın nedenini ortaya koymak gerekir ama sanırım şunu söylemek yanlış olmayacaktır. Tasmaya alışmış köpek birden tasmasız kalırsa davranışlarını kontrol edmeyebilir. Çünkü tasmalı köpek kontrolünü sahibine vermiştir. Böylece kendini ve sahibini güvende hisseder. Ama tasması çıktığı zaman bu güven kaybolur ve fobik reaksiyonlar başlayabilir. Hele ki tasmasız dolaşma da tecrübesizse yani küçükken tasmasız dolaşmaya alışmamışsa tepkileri daha sertleşebilir. Sahibi köpeğin cesaretinden dolayı havladığını zannedebilir, hatta ufacık köpekler kendinden büyük köpeklere bile havlayabilir ama bu bir korku havlamasıdır.




Dikkat ! Stres, köpeğinizi hasta edebilir

           Hemen köpeklerin psikolojik rahatsızlıklarına dönmek istiyorum. Biliyorsunuz insanlarda bir çok fiziksel rahatsızlık ve hastalıkların kaynağı olarak stres ya da duygusal sarsılmalar gösteriliyor. Hayvanlar içinde aynı şey söz konusu olabilir mi ? Psikolojik sorunları olan bir köpeğin bu sorunu fiziksel bir hastalığa neden olabilir mi ?

           Elbette, stresin neden olduğu psikosomatik hastalıklar görülebilir. Bunun en belirgin örneği mide ülserleri, kalın bağırsak iltihaplarıdır. Hatta bu hastalıklara yakalanmış hayvanların kliniğe getirilirken bile diazem ile sakinleştirilip getirilmelerini istiyoruz ki ülser bir kanamaya yol açmasın.




Başka hangi hastalıklar var stres kaynaklı ?

           Bir kere stres bağışıklık düşürücü önemli bir etkendir. Stres esnasında bağışıklıktan sorumlu olan T hücreleri baskılanır ve direnç düşer, dolayısıyla hayvan her türlü enfeksiyona açık hale gelir. Sonrasında dolaşım sistemi etkilenirse kalp ve dolaşım hastalıklarına bağlı çeşitli hastalıklar görülebilir. Örneğin kan basıncı üzerine stres, korku vb. olayların önemli etkisi vardır. Yani kısaca stresin etki etmeyeceği tetikelmeyeceği hastalık yok gibi. Çünkü neticede vücutta ki bütün organları kontrol eden bir sinir sistemi var ve bu sistem etkilendiği zaman doğal olarak bütün organlarımız etkileniyor.




Aman dikkat diyoruz ve hemen üyelerimizden gelen sorulara dönüyoruz. Bir üyemiz gelin adayı bulunamadığından çiftleşemeyen bir köpeğin psikolojik sorunları olup olamayacağını sormuş...

           Erkeklik hormonu olan testosteron erkeklerde bir yığın davranış bozukluğunun tetikleyicisidir. Bunların başında erkekler arası rekabet, gelir. Ýkincisi hakimiyet saldırganlığı ya da dominant agresyon dediğimiz davranış bozukluğudur. Ülkemiz de en fazla görülen davranış bozukluğu hakimiyet saldırganlığıdır. Problem, bu hormonun yeterli düzeye ulaştığı ergenlik çağında görülmeye başlanır. Hormonal sebepler davranış bozukluklarının önemli tetikleyicisidir.Ancak çiftleşen köpeklerde cinsiyet hormonlarının bu tür davranış bozukluklarını tetiklemeyeceği anlamı çıkmasın. Çiftleşse de çiftleşmese de hormonal sorunlar şekillenebilir. Ancak çiftleşmeyen ya da yeterli sayıda çiftleşmeyen köpeklerde eşyalara cinsel nesne gibi davranma, kendi kendini tatmin benzeri davranışlar daha sık görülür.




Peki, dişilere dönelim. Sorumuz kısırlaştırılmış bir köpeğin anne olmaması onun etkileyip etkilemeyeceğiyle ilgili.

           Hiç bir şekilde etkilemez çünkü annelik köpeklerde bir iç güdüdür. Sadece o hormon etkisiyle vücutta oluşan değişiklikler, mesela memelere süt gelmesi, rahimin büyümesi bir takım değişimler olur o zaman bu dürtü bir uyarıdır. Bu iç güdüyü tetikleyen hormon olmadığı zaman köpek hiç bir zaman ben anne olmadım ya da anne olamayacağım gibi bir kaygı duymaz.




Köpeğiniz ya da kediniz endişe hallerinde kıl dökebilir...

           Bir çok hayvan sahibinin ortak sorunu kıl dökme. Bazı durumlarda damlalar, ilaçlar bile fayda etmiyor. Kıl dökme pskolojik olabilir mi ?

           Özellikle kedilerde endişe hallerinde görülebilir. Psikojenik kıl dökme dediğimiz bir hastalık var. Sadece stres nedeniyle oluşan kaşıntı sonrasında o bölge kaşınıyor ve o bölgede bir kıl dökümü meydana geliyor. Bazen veteriner kliniklerine girer girmez, kedinin endişe nedeniyle ciddi bir şekilde kıl döktüğünü izliyoruz.




Hazır siz kedilerden bahsetmişken soralım. Kedilerle köpekler bir arada nasıl yaşarlar ?

           Yaşar ama iki hayvanında mizacı çok önemli. Bu iki hayvanın aynı evde yaşayamasının en önemli sebebi birbirlerinin davranışlarını yanlış anlamalarıdır. Mesela köpeğin oyuncu davranışları kediler tarafından çok tolere edilen bir davranış değildir. Artı, köğek kedinin kaçmasını oyun olarak algılar ve onu kovalamaya başlar. Bu nedenle birbirlerini anlamadıkları ya da yanlış anladıkları için iletişim zorluğu vardır. Ama eğer sosyalizasyon dönemini birlikte geçirmişlerse birbirlerini daha iyi anlarlar. Kedilerle köpekler anlaşamazlar derler ama bu görüşü yıkan çok örnek gördük. Birbirlerini koruduklarını , birbirlerinin hastalıklarına üzüldüklerini gördük. Önemli olan mizaçları ve birbirlerini anlamaları.





Peki, psikolojik rahatsızlıklar en çok kediler demi yoksa köpekler de mi görülüyor ?

           Köpekler de daha çok görülür. Çünkü kediler insanların etkilerinden daha bağımsız yaşarlar. Doğada da kediler daha güçlü olup yaşamları ve avlanmaları için grup kurma ihtiyacı duymazlar. Bu nedenle kimseye yaltaklık yapmazlar ve dolayısıyla kurdukları ilişkilerden fazlaca etkilenmezler. Ama ataları grup halinde yaşayıp birbirleriyle güçlü sosyal bağlar kuran köpekler sahibipleriyle çok fazla özdeşleşiyor, sahibinin mimiklerini kapacak kadar çok yakın bağlar kuruyor. Bu durum da köpekler sahiplerinin ve yakın çevresinin hatalı tutumlarından çok
daha fazla etkileniyorlar.




Köpeği sadece eğitmen değil, sahibide eğitmelidir... ?

Hemen bir üyemizin daha sorusuna geçmek istiyorum. Üyemizin merak ettiği şey şu ; köpek eğitmenden mi yoksa sahibinden mi eğitim almalı ?

           Köpeği eğitebiliyorsa elbette sahibinden almalı. Ama şunu belirtmem lazım. Köpek eğitimi sadece 2 aylık 3 aylık bir süreç değildir. Köpek eğitimi köpeğin doğduğu andan başlar ve ölene kadar sürer. Bunu tabii ki hayvan sahibi yapacak, fakat, hayvan sahibinin bir takım şeyleri öğretmesi için bilgisi olmaz, zamanı olmaz işte bu durumda elbette bir eğitmenden yardım almalı. Ama köpeği bir yere bırakıp eğitilmesini istemek doğru bir tutum olamaz. Köpek sahibi mutlaka eğitimde bulunmalı ve önce kendisi eğitilmelidir.




Yani,  köpeği eğitmene teslim edip  bir ay sonra almak mantıklı olamaz değil mi ?

           Aslında genel olarak yapılan bu uygulama çok sağlıklı olmayabilir. Eğitimin en ideali az önce belirttiğim gibi üçlü bir çalışma içerisinde olmasıdır. Yani, köpek sahibi, köpek ve eğitmen şeklinde. Köpeği eğitmenin gözetiminde sahibi eğitmelidir.




Ýtaat eğitimini en çabuk alan köpekler

           Üç aylık bir Huskymiz var ve hiç bir şekilde hayır komutunu dinlemiyor, ne yapabiliriz diye bir soru gelmiş. 3 Ay biraz erken mi sizce bu tarz şikayetler için. Yani sonuçta hala bebek ve belki biraz şımarıklık yapmak istiyor.


            Þimdi burada 2 durum var. Birincisi; evet, 3 ay biraz erken diyebiliriz bazı şeyleri öğretmek için. Ýkinci ise; husky itaat bakımından en kötü köpeklerden bir tanesidir. Yani bu hayvanımız maalesef ilerde de pek hayır komutunu dinlemeyecek gibi gözüküyor. Yine de imkansız gibi düşünülmesin ama böyle köpekleri eğitmek için çok daha fazla bilgi ve efor gerekiyor.





Peki, en iyi eğitimi hangi ırklar alıyor ?

           Eğitim bir çok alanda verildiği için itaat eğitimini baz alırsak Alman çoban, labrador, border collie üst sıralarda yer alıyor. Ama husky, chow chow, jack russel gibi ırklar bayağı alt sıralarda yer alıyor.





Köpeklerde aşılama ilgili bir sorumuz var. Kaç yaşına kadar devam etmeli ve 10 yaşına gelmiş bir köpeğin hangi aşıları olması gerekir ?

           10 yaşına gelmiş bir köpeğin daha önce ki aşıları düzenli olarak yapılmışsa bundan sonra aşı olmasına gerek yok. Ama ben yine debu yaştaki köpeklere iki yılda bir kere karma aşı öneriyorum.





Veterinerlik fakültelerinde hayvan psikolojisinin yeri

           Evet, Sevgili Prof. Dr. Tamer DODURKA ile söyleşimiz bitiyor, elimizde ki bütün soruları sorduk, hepsine en güvenli elden yanıtlarını aldık, çayımızı içtik, sohbetimizi ettik. Site dahilinde bütün üyeler ve hayvan severler olarak hayvan psikolojisinde tek uzmanın kendisi olduğunu biliyoruz. Ama merak ediyoruz ve soruyoruz...




Veterinerlik fakültelerinde psikoloji eğitimi ne durumda ?

           Bugün asistanım bana bizim okulda neden hayvan psikolojisi eğitimi verilmiyor diye sordu.  Bu gerçekten çok önemli bir soru. Hayvan psikolojisi çok önemli, çünkü bir veteriner kliniğine gelen hayvan bir yığın korkuyla geliyor. Ýçeride duyduğu kokular bile orada korkulacak bir şeyler olduğunu hissettiriyor. Düşünün ki az önce buradan çıkan bir hayvanın korkmuş olduğu kokusunu bile hissedebiliyor. Ee durum böyle olunca biz bu hayvanı hemen ağzını bağlar masaya yatırırsak bu hayvan elbette buraya gelmek istemeyecek ve hep aynı korkuyu yaşayacak. Bu nedenle veteriner hekimin gerek hayvanın gerek hayvan sahibinin psikolojisini bilmesi gerekir. Bakın sadece hayvanın psikolojisini bilmek yetmez, çünkü hayvan sahibi de otaya geldiğinde psikolojik bir çöküntü yaşıyor. Belki orada düşüp bayılacak, belki depresyona girecek bir tarmva yaşayacak. Bu yüzden veteriner hekim bilgi sahibi olmak zorunda. Psikoloji eğitimi çok önemli ama kendisi hayvan sahibi olmayan bir veteriner hekimin sadece teorik derslerle kendisini yetiştirebilmesini çok zor görüyor bu nedenle her zaman öğrencilerime zaman geçirmeden hayvan sahibi olmalarını öneriyorum. Bu mümkün değilse birçok hayvanın bulunduğu barınaklar, ahırlar, çiftlikler vb. yerlere geniş zaman ayırmaları gerekiyor.




Peki bu durum bu kadar önemliyken veteriner hekimlerin gördüğü bir ders var mı ?

            Maalesef hiç bir veteriner fakültesinde bu konuyla ilgili bir ders yok. Sadece etholoji dersleri var. Etholoji dersleri de  hayvanların olağan davranışlarını, tepkilerini anlatan çok önemli bir ders. Ama psikoloji ayrı bir branş. Avrupada bu konuyla ilgili enstitüler var. Biz de bu dersin fakültelerde yer alması için zamanında çok çaba gösterdik ama çeşitli nedenlerle fazla başarılı olduğumuz söylenemez.


 

Þimdiye kadar iki kitap çıkardınız? Üçüncü kitap olacak mı ?

           Tamamlanmış olan, davranış sorunlarının çözümü üzerine oldukça detaylı bir çalışmam var, sanırım yakında piyasada olacak. Kedi psikolojisiyle ilgili ve psikolojik olmayan diğer hastalıklarla ilgili bir çalışmalarım devam ediyor.


Kaynak : frmtrcom , kuçukuçu com




.

Ali İŞLEMECİ
A Rh + 1961  İSTANBUL

Çevrimdışı Ali İŞLEMECİ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3626
  • Karma: 0
    • Avcı Sayfamız
.


Köpekler ve gerginlik




Stres ve kompulsiyon : Hayvanlarda görüp anlam veremediğimiz bir çok davranışın tek sebebi...

           Köpeklerde stres dog Stress Stresin çağımızın hastalığı olduğu söylenir. Çünkü çağın getirdiği gelişmiş, teknoloji, arabalar, yollar, beton binalar, şehir gürültüsü vs. bunların tamamı, hiçbir canlının doğasında olmayan stres faktörleridir. Ýnsan dahil bütün canlıların içsel organizasyonu, doğal yaşam koşullarına uygun şekilde teşkil edilmiştir. Doğadan uzak yaşama mecburiyeti, canlıların içsel çatışmalarını artıran bir faktör haline gelmiştir. Bu durum, sadece biz insanoğlu için değil, bizimle birlikte kentler de yaşamaya mecbur ettiğimiz hayvanlarımız için de geçerlidir. Hatta kentsel çevre şartları, strese en az bizim kadar duyarlı olan hayvanlarımızı belki de bizden daha da fazla etkilemektedir.



V. Virgaya göre hayvanlarda strese yol açan çevresel faktörlerden bazılar :

    * - Yetersiz mental (beyin) uyarım,
    * - Yetersiz egzersiz,
    * - Yetersiz iletişim,
    * - Sosyal izolasyon,
    * - Çatışma ve engellemeler,
    * - Pet veya aile bireylerinin sayısında artma ya da azalma,
    * - Pet veya aile bireylerinin sağlık durumunda değişmeler,
    * - Pet veya aile bireylerinin rutinlerindeki değişimler,
    * - Yeni ev ya da çevre,
    * - Pansiyon ya da hastaneye yatırılma,


           Stres, canlının iç güdüsel dürtülerine ters düşen dış faktörlere adapte olma sürecidir. Bu nedenle organizma için yararlı ve gereklidir. Hatta bazı araştırıcılara göre stres olmasaydı, canlılar değişen dünya şartlarına adapte olmaz ve nesillerini sürdürmeyi başaramazlardı.

           Ancak şiddetli stres, ya da strese yol açan faktörler bazen organizmada anksiyete (*) ve depresyon gibi daha farklı adaptasyon stratejileri olarak karşımıza çıkarlar. Bunların tamamında beyin kimyasında da bir takım değişimler oluşmaktadır. Bu değişimlerin amacı da organizmayı değişen çevre şartlarına adapte edebilmektedir. Bazen bu  değişimler organizmanın aleyhine olabilecek kadar şiddetli olabilir ve bu durumda tedavi edilmesi gerekir. Tedavi edilmeyen canlı stres ya da anksiyeteyi kendi imkanlarıyla çözmeye çalışır ve sıkıntısını başka davranışlara kanalize eder. Kanalize edilen bu davranışların başında kompulsiyonlar gelir. Yani hayvanda stresle başa çıkmanın yolu kompulsif davranışlardır. Bu davranşlar, hayvanın kontrol altına alamadığı, tekrarlayıcı, takıntı halini almış, amaçsız davranışlardır.



Bazı araştırıcılara göre, insanlarda kompulsiyonu genellikle zihinsel bir uyarım başlatırken hayvanlarda, dışardan gelen bir uyarım başlatmaktadır.

           Bu tür problemler için söylenebilen " Nöroz " terimi köpekler için tartışılmaktadır. Yine bu tür problemlere " obsesif kompulsif bozukluklar " denildiğini duymuş olabilirsiniz. Obsesyon terimi, düşüncede takıntıları ifade ettiği için köpeklerde tartışmalıdır. Bu tartışmalar netleşmediği için, bu tür problemlerden  " kompulsif " terimini kullanmak daha doğru gibi görünmektedir.

           Sık sık kompulsif davranışla birlikte bahsedilen " stereotipik davranış " terimi ise hayvanda hiçbir amaca hizmet etmeksizin yapılan ve kalıp olarak diğer hayvanlardakiyle aynı yapısal özelliklere sahip olan tekrarlayıcı davranışları ifade eder. Kompulsiyonlara benzer ancak daha şiddetli, düzenli ve süreklidir. Hayvanın, kompulsif davranışlara kıyasla stereotipik davranışları kontrol etmekte daha az çaba gösterdiği izlenir. Hayvanlarda çoğu stereotipik davranışlar kompulsif karakterde değildir.




Kompulsif bozukluklara örnekler.

    * - kuyruk kovalama ve bir daire etrafında dönme,
    * - kuyruk yeme,
    * - kendi ayaklarını kemirme,
    * - kaşıntı ve yalama takıntıları,
    * - böğür emme,
    * - volta atma,
    * - olduğu yerde sıçrama,
    * - hayali olarak uçan cisimleri yakalama hareketleri ( Halüsinasyonlar )
    * - gölge veya ışıklara saldırı veya takip etme takıntıları,
    * - pika ( Gıda niteliğinde olmayan maddeleri yeme )
    * - aşırı su içme,
    * - aşırı yeme,
    * - objeleri kemirme,
    * - boş çiğneme ya da çene açıp kapama,
    * - kumaş emme,
    * - agresyon,
    * - halüsinasyonu takiben agresyon,
    * - bir objeye sabit halde baka kalma,
    * - duvara ya da bir objeye dayanmış halde durma, perdenin altında sabit durma,
    * - emeğine veya alakasız nesnelere ritmik havlamalar, hatta



Bu davranışların kompulsif olarak nitelendirilebilmesi için takıntı halinde yani tekrarlanan hareketler şeklinde olması gereklidir.

           Köpek kemirme gnav Bu davranışlardan bazıları hayvanın kendisine zarar vermektedir. Örneğin hayvan kuyruğunun tamamını ısırarak yok etmekte,  ayağını kemirerek parçalamakta ya da patilerinin ön yüzlerini sürekli yalayarak delik deşik edebilmektedir. Bu yönleri, stres nedeniyle kafasını duvarlara vuran veya kendilerini jiletleyen insanlara benzemektedir.

          Hayvanın bu davranışlar sırasında acı duymamasının nedenleri de açıklanmıştır. Kompulsif davranışlara yol açan ve sinir sisteminden salgılanan bir madde, hayvanın acı duymasını engelleyen başka bir maddenin salınmasına yol açmaktadır. Böylece hayvan kendisine zarar verirken herhangi bir acı duymamaktadır.

           Diğer davranış problemleriyle komplike olmayan ve tedavide geç kalınmamış kompulsif davranış problemleri,  hayvanı bu davranışa iten sebep belirlenebiliyorsa kolayca çözülebilmektedir.

           O halde tedavi de ilk adım olarak nedenin yok edilmesi gerekir. Neden, belirlendiği halde ortadan kaldırılamıyorsa duyarsızlaştırma ve zıt koşullandırma denilen tedavi yöntemleri uygulanır. Ancak kompulsiyonlar sayesinde hayvan, sahibinin dikkatini çekebilmekte ve böylece sahibi tarafından ilgi görmektedir. Böylece ikincil kazanımlar elde eden hayvanın tedavisi çok zor olmaktadır. Bu durumda hayvan sahibinin tutum ve davranışlarının da düzenlenmesi gerekmektedir.

Ýlaç tedavisi , hayvanın anksiyetesine ve bu davranışı yaptığında tekrar acı duymasını sağlayacak mekanizmaların uyarılmasına yöneliktir.

Prof. Dr. Tamer DODURKA
Ý. Ü. Veteriner Fakültesi Ýç Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı

Kaynak : Kucukucu net
.
Ali İŞLEMECİ
A Rh + 1961  İSTANBUL

Çevrimdışı Ali İŞLEMECİ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3626
  • Karma: 0
    • Avcı Sayfamız
Köpek Psikolojisi ...! << Prof.Dr. Tamer DODURKA >>
« Yanıtla #2 : 05 Temmuz 2009, 05:38:09 »
.

PSÝKOLOJÝ






DÜÞÜNEMEYEN BÝR CANLIDA PSÝKOLOJÝDEN NASIL BAHSEDEBÝLÝRÝZ ?
 
      Dekart hayvan psikolojisinin gelişimine önemli derecede engel oldu. Çünkü hayvanların fiziksel veya duygusal acı çekmeyen biyolojik makineler olduğunu söylemişti.
 
 Bu, bilimin ve insanlığın gerçeği görmesini uzun süre engelledi. Artık diyoruz ki, felsefeciler insanla hayvani ayırt etmek için başka şeyler bulsunlar; Çünkü hayvanlar da düşünebilir!
 
    Düşünme yetenekleri insanla kıyaslandığında elbette çok sınırlıdır.Ancak psikolojinin temeli sayılan öğrenmenin mekanizması açısından pek fazla fark yoktur. Fark öğrenilen şeye gösterilen tepkilerin çeşitliliğindedir.Ýnsanlar, bir uyarana sayısız şekilde tepki verebilirken köpekler ancak sınırlı sayıda tepki verebilirler. Köpekleri psikoloji açısından insanla mukayese ettiğimizde bir konuda daha üstün olduklarını görüyoruz:
 
    Köpekler insan psikolojisinden gayet iyi anlıyorlar. Maalesef ayni şeyi insanlar için söyleyemiyoruz.
 
PSÝKOLOJÝK PROBLEMLER
 
    Önce psikolojik problem kavramını açıklayalım. Köpeğin kendi doğasına ters düşen ve herhangi bir amaç taşımaksızın yapılan davranışların sebebi psikolojik problemler olabilmektedir. Bunlardan bazıları, sebebi dış faktörler olsa bile, köpeğin kendi iç hesaplaşmalarıdır. Buna, anoraksia nervosa dediğimiz sinirsel sebeplere dayalı iştahsızlık,depresyon,demoralizasyon ve sebepsiz kaşınmadan tutun, kuyruk yemeğe kadar varan obsessiv-kompulsiv davranışlar örnek gösterilebilir.Bunlar genellikle insan-köpek ilişkisini doğrudan etkilemezler. Ancak bu ilişkiyi doğrudan etkileyen bozukluklar vardır ki, bunun en tipik örneği agresif (saldırgan) davranışlardır ve köpeğin anksiyetesi (gerginliği) dışarıya yönelmiştir. Bunların tamamı tedavi gerektiren psikolojik problemlerdir.
 
  Öncelikle şu soruyu cevaplandırmalıyız: Köpekte problem olarak nitelendirdiğimiz husus gerçekten köpeğin problemi mi yoksa bizim problemimiz midir? Aslında ortaya çıkan davranış problemlerinin önemli bir bölümü, köpek tarafından normal olan davranışların, insanlar tarafından anormal olarak algılanmasıdır.Bizler hayvanlardan, bizim gibi hareket etmelerini ve bizim monoton hayat düzenimize uymalarını bekleriz. Tabi ki, evcilleştirmeyle birlikte, köpekler de kendi kabiliyetleri doğrultusunda bize uymaya çalışmışlardır. Ancak, bazen bizim isteklerimiz çok abartılı olabilmektedir.
 
Maalesef, köpek için tamamen normal olan birçok davranış insan-köpek ilişkisine zarar verecek boyutlardadır. Örneğin; köpeğin evde liderlik iddiasında bulunması, köpeğin içgüdülerine ters düşmeyen, son derece normal bir davranıştır. Bu tür davranışlar, köpek açısından davranış bozukluğu olmasa da, köpeğin insanla beraber yaşamına olumsuz etki ettiği için, istenmeyen davranış sınıfına girer ve bunların giderilmesinde de psikolojinin tedavi yöntemleri uygulanır.
 
Bazı istenmeyen davranışlar, sadece basit bir nedenden dolayı oluşmaktadır. Örneğin; bekçilik amacıyla yetiştirilen ancak sonradan küçük bir ev içinde yaşamaya mahkum edilen, dolayısıyla sürekli olarak havlayan bir köpek, bahçe içine konulsa havlamayacaktır. Eğer hayvana bu ortamı sağlayamıyorsak, hayvandaki bu davranışı anormal diye nitelendirmeden evvel biraz düşünmemiz gerekmiyor mu?
 
DAVRANIÞ BOZUKLUÐUNA YAKLAÞIM
 
     Bu problemlerin çözümü, bazen birçok organik problemin çözümünden daha zor olabilmekte ve daha fazla deneyim ve bilgi birikimi gerekmektedir. Ancak bu zorluğun yanı sıra, çözümde basarı şansı organik olanlardan daha az değildir.
 
    Bir canlı düşünme yeteneğine sahipse, gayet doğal olarak, bu yetenekle orantılı olarak psikolojik problemlere de sahip olacaktır. Psikolojik problemlerle istenmeyen davranış problemlerini bir birleriyle karıştırmamak gerekir. Bazı istenmeyen davranış problemleri eğitim yöntemleri ile düzelebilir ama psikolojik problemler eğitim yöntemleriyle daha da şiddetlenebilir. Bunun ne tür bir bozukluk olduğuna bırakın veteriner hekim karar versin. Veteriner hekim, gereken medikal tedaviyi yapacak, medikal tedaviyle beraber veya tedavisiz, eğitim yöntemlerinin uygulanması gerekiyorsa güvendiği bir eğitimciye, psikolojik bir problem için gerekli görüyorsa Veteriner Fakültesinde bulunan "Psikolojik Danışma ve Tedavi Birimi"ne havale edecektir.
 
   Davranış tedavisinin hedefi, zorlu problemleri çözmektir. Bu tedavinin şekli problemin niteliği, hayvanın mizacı, hayvan sahibinin ve hattâ terapistin özelliklerine göre değişmektedir. Bu problemlerin çözümünde, terapistlerin, yani hayvanlar üzerinde uzmanlaşmış psikologlar veya psikolojide uzmanlaşmış veteriner hekimlerin görev alması bütün gelişmiş ülkelerin tercihidir.
 
Davranış bozuklukları nasıl tedavi edilir ?
 
   Davranış bozukluğu olan köpek, normal bir köpek değildir. Normal köpeklerin eğitim programları, bu bozuklukların giderilmesinde yarar sağlamaz.
 
   Davranış bozukluğunun tedavisinde, öncelikle problem ile bu problemi doğuran motive ve bunun kalıcılığını sağlayan takviyeler teker teker ortaya konulmalıdır. Bunu başarabilmek için, psikologun detaylı şekilde çalışması ve hayvan sahibinin çözüm için istekli ve sabırlı olması gerekir.
 
Hayvan psikologu kimdir, hayvanlarda psikolojik bozuklukları kim tedavi eder ?
 
    Bir çok değişik şekilleri olan psikolojik bozuklukların tedavisi için, birçok gelişmiş ülkede ayrı bilim dalları kurulmuştur. Bu bozuklukların tedavisi hem medikal hem de davranış değişimi olmak üzere iki yönlüdür. Medikal tedavi veteriner hekimin yetkisi, davranış değişim tedavisi ise psikologun yetkisi dahilindedir. Bu nedenle bu vakalarda, veteriner hekimle psikologun kolektif çalışması gerekmektedir. Ancak ülkemizde, bu iki meslekle de alâkası olmayan kişilerin, kendi kendilerine uzman kesildiklerine tanık oluyoruz.
 
   Davranış bozukluğu aynı tip olabilse de, onu yaratan sebepler tamamen farklıdır. Bunları ortaya çıkarmak için de davranış analizi gerekir. Bu analizi bilimsel psikoloji eğitimi olmayan kişilerin ne derece yapabileceğini belirtmeye gerek görmüyorum. Gelişmiş ülkelerde köpek psikologları eğitimle çözülebilecek olayları zaten köpek eğitim uzmanlarına havale ederler. Bilinçli köpek eğitim uzmanları da hangi durumlarda köpek psikologlarından yardım isteyeceğini bilirler.
 
   Ülkemizde de çok değerli eğitim uzmanları vardır; bu arada uzman diyemeyeceğim kişiler de köpek eğitimi yapabilir ve başarılı olabilirler. Bunda anormal bir durum söz konusu değildir. Ama bu kişi kendisini köpek psikologu olarak tanıtabiliyorsa, daha psikolojinin tanımından dahi habersiz demektir ve onun eğitimciliğinden de şüphe edilir; zira köpek eğitimcisi olmakla maalesef psikolog olunamamaktadır. Eğitimci köpek psikolojisinden tabi ki anlar, ama davranış analizi yapıp, bozuk davranışın nörolojik temellerini ortaya koyamadıktan sonra psikolog olamaz.Beyinde davranış bozukluklarının oluşumundan sorumlu nörokimyasal değişimlerin fizyopatolojisini ve bu bozukluğu giderecek psikofarmakolojiyi de bir hekimden başkası bilemez. Bu nedenle herkes haddini bilmeli, konu köpek diye küçümsenmemeli ve maddî çıkarlar uğruna bilime ve yasalara saygısızlık edilmemelidir. Eğitimci eğitimini, hekim ve psikolog da kendi işini yapmalıdır.Köpekte davranış terapisinde, desensitizasyon, karşı şartlanma veya reziprokal şartlanma yöntemleriyle beraber, medikal yöntemleri uygulayan hayvan psikologu gerektiğinde zaten eğitimciden yardım alacaktır. Burada anlatmak istediğim, birbirlerinin yöntemlerinden faydalansalar da psikologluğun ve eğitmenliğin tamamen ayrı dallar olduğudur. Ýnsan eğitimcileri de psikolojinin metotlarından faydalanırlar ama hangisi, “ben psikologum” diye ortaya çıkmaktadır?
 
    Peki, köpek psikologu kim olmalıdır. Þimdiye kadar mevcut durumda Avrupa ve ABD'de psikologlar hayvan üzerinde, etologlar ve veteriner hekimler ise psikoloji üzerinde ihtisas yapmak suretiyle hayvan psikologu olabiliyorlardı. Bu meslekler içinde, sadece veteriner hekimler medikal tedaviyi yapma yetisine sahip oldukları için, hayvan psikiyatri olabilmektedirler. Ülkemizde bu özel bölümler henüz kurulmamıştır, ancak veteriner fakültelerinde verilen nöroloji eğitimi sayesinde, bu fakültenin mezunları, psikiyatrik bozukluğun tedavisini yapma yetkisine sahiptir. Bunun dışında, yasal olarak yetkili yoktur. Ýsteyenin istediği gibi, hayvan doğrayabildiği ülkemizde yasaları kim takar? Þeklinde bir soru da sorabilirsiniz; ancak bu nedenden ötürü, “Ben bildiğimi okur, istediğimi yapabilirim” diyen biri varsa, bu onun ahlâki sorunudur.
 
     Ayrıca, davranış bozukluğunun temelinde organik hastalıklar yatabilmektedir. Örneğin; anal bezlerinde problemi olan köpek otur komutunu öğrenemez. Bunlar tedavi edilmeden, normal köpeklere uygulanan eğitim metotlarının böyle hayvanlardaki stresi ne derece arttırabileceğine siz karar verin.


Kaynak : konak.bel.tr


.
 
Ali İŞLEMECİ
A Rh + 1961  İSTANBUL

Çevrimdışı Ali İŞLEMECİ

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3626
  • Karma: 0
    • Avcı Sayfamız
Köpek Psikolojisi ...! << Prof.Dr. Tamer DODURKA >>
« Yanıtla #3 : 05 Temmuz 2009, 05:45:46 »
.

KÖPEÐÝNÝZÝN PSÝKOLOJÝSÝ






Köpeğin kendi doğasına ters düşen ve herhangi bir amaç taşımaksızın yapılan davranışların sebebi psikolojik problemler olabilmektedir


           Bunlardan bazıları, sebebi dış faktörler olsa bile, köpeğin kendi içsel hesaplaşmalarıdır. Buna, anoraksia nevrosa dediğimiz sinirsel sebeplere dayalı iştahsızlık, depresyon, demoralizasyon ve sebepsiz kaşınmadan tutun, kuyruk yemeye kadar varan obsessif - kompulsif davranışlar örnek gösterilebilir. Bunlar genellikle insan - köpek ilişkisini doğrudan etkilemezler. Ancak bu ilişkiyi doğrudan etkileyen bozukluklar vardır ki, bunun en tipik örneği agresif (saldırgan) davranışlardır ve köpeğin anksiyetesi (gerginliği) dışarıya yönelmiştir.



Bunların tamamı tedavi gerektiren psikolojik problemlerdir. Öncelikle şu soruyu cevaplandırmalıyız :

 Köpekte problem olarak nitelendirdiğimiz husus gerçekten köpeğin problemi mi,yoksa bizim problemimiz midir ?

           Aslında ortaya çıkan davranış problemlerinin önemli bir bölümü, köpek tarafından normal olan davranışların, insanlar tarafından anormal olarak algılanmasıdır. Bizler hayvanlardan, bizim gibi hareket etmelerini ve bizim monoton hayat düzenimize uymalarını bekleriz. Tabii ki, evcilleştirmeyle birlikte, köpekler de kendi yetenekleri doğrultusunda bize uymaya çalışmışlardır. Ancak, bazen bizim isteklerimiz çok abartılı olabilmektedir. Maalesef, köpek için tamamen normal olan birçok davranış insan - köpek ilişkisine zarar verecek boyutlardadır.

Örneğin ;

           Köpeğin evde liderlik iddiasında bulunması, köpeğin içgüdülerine ters düşmeyen, son derece normal bir davranıştır. Bu tür davranışlar, köpek açısından davranış bozukluğu olmasa da, köpeğin insanla beraber yaşamına olumsuz etki ettiği için, istenmeyen davranış sınıfına girer ve bunların giderilmesinde de psikolojinin tedavi yöntemleri uygulanır.



Bazı istenmeyen davranışlar, sadece basit bir nedenden dolayı oluşmaktadır.
 

Örneğin ;

           Küçük bir oda içinde sürekli olarak havlayan bir köpek, geniş bir bahçe içine konulsa havlamayacaktır. Bunu da davranış problemi olarak nitelendirebilir miyiz? Örneğin; yalnızlık endişesi diye adlandırılan problem nedeniyle, akşam eve geldiğimiz zaman birçok kıymetli eşyamızı köpeğimiz tarafından parçalanmış olarak bulabiliriz. Bir vakamda bunun sebebini bulmakta epey zorluk çekmiştim. Ama olayı iyice incelediğimde, bu problemin sebebinin çok komik ve basit olduğunu buldum. Köpeğin böyle davranmasının tek nedeni, gündüz vakti üst kattaki çocuğun oynadığı atariden çıkan acayip seslerdi. Hayvan bu seslerden dolayı gerginleşiyor ve gerginliğini bu şekilde çözüyordu. Eğer hayvana huzurlu bir ortam sağlayamamışsak ve havyan korkusundan dolayı bu tür davranışlarda bulunuyorsa, bu davranışı anormal diye nitelendirmeden evvel biraz düşünmemiz gerekmiyor mu ?


Kaynak : havmiyavcom


.
Ali İŞLEMECİ
A Rh + 1961  İSTANBUL