Gönderen Konu: Dış Parazit Mücadelesi  (Okunma sayısı 3599 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Vet.Hek.Serhat TORUN

  • Bölüm Editörü
  • *
  • İleti: 168
  • Karma: 0
Dış Parazit Mücadelesi
« : 20 Haziran 2009, 00:42:35 »
Merhaba Avcı dostlarım
Bu ayki yazımda sizlerle aslında uzun zamandır içimde olan ve sizlerle paylaşmak istediğim birkaç konu ile ilgili görüşlerimi aktaracağım..
Bu ayki yazımda sizlere öncelikle avcı arkadaşların bu aylarda başının belası haline gelen dış parazit yani pire-bit –kene ile ilgili mücadele metodları hakkında bilgiler vereceğim. Ayrıca belki ilgili birimlerin pek üstünde durmadığı ve envanter çalışmaları yapılamadığı için konunun gerçek boyutunun bilinemediği meralarımızda artan predatör (yırtıcı hayvan) baskısı ve bu konunun öneminden bahsetmemde yarar var.

Dış Parazit Mücadelesi:

Sıcaklıkların artması ile birlikte doğa uyanışa geçerken bunun bir parçası olarak da kışı toprakta ve korunaklı yuvalarında geçiren dış parazitler aktif hale geçerek beslenmeye ve üremeye başlarlar. Beslendikleri ve üredilkleri yegane mekan ise memeli canlılar ve dolayısı ile köpeklerimizdir.  Hepimizin bildiği gibi av köpeklerimizi bizim belki de avcılığı sürdürmemizin ve avdan keyif almamızın bir numaralı aktörleridir. Günümüz Türkiye’sinde yavru bir av köpeği fiyatının asgari ücreti geçtiği bir ortamda binlerce liralık masraf edilerek büyütülen ve ayrıca eğitimleri için paha biçilemeyecek zaman ve emek harcanan köpeklerimizin bu küçük ve bence yüz kızartıcı canlılarla muhatap olmaları kabul edilemez. Þimdi bu satırları okuyan belki bazı avcı büyüklerimiz ‘’köpek piresiz olmaz’’ ‘’pireyi köpek kendi üretiyor’’ ‘’toprakta duran köpek illa pireli olur’’ şeklinde yorumlar yapıyor olabilirler. Hatta eminim  ki yapıyorlardır. Ancak bu yorumların hepsi gerçekten uzak tamamen bizim uydurmamız olan durumlardır. Günümüzde Veteriner sağlık alanındaki gelişmeler o kadar artmıştır ki bu parazitler ile mücadele son derece etkin ve kolay hale gelmiştir.
Bu konuda belirtmeden geçemeyeceğim ana nokta avcı dostlarımızın köpekleri ile ilgili mamalar ve bu tarz ilaçlar konusunda illa en ucuza yönelme çabalarıdır. Genelde duyarız toz veya banyo ilaçlar özellikle pire tedavisinde kullanılır. Hatta inekler için üretilen solusyonları köpeklerine uygulayan dostlarımız mevcuttur sırf daha ucuz diye. Pire ve bitleri köpeğin vücudunda öldürmek belki de dünyanın en kolay işlerindendir. Yine avcı dostlarımız bilir ki tilkiler üzerindeki pirelerden kurtulmak için boğazına kadar dere suyuna girer ve pirelerin boğulmasını sağlar. Yani aslında en ucuz yöntem köpeğinizi yıkmaktır. Ancak burada çok önemli bir fark vardır sevgili dostlar. Bu da bizim dış parazit mücadelesindeki amacımız o an köpeğinize musallat olan parazitleri öldürmek olduğu gibi yeni gelecek olanları da köpeğinizden olabildiğince  uzak tutmaktır. Piyasada enseye damlatılan spot on dediğimiz damlalar ve pire tasmaları sıkça kullanılır ve güvenlidirler. Tekrar yıkama veya toz solusyonlara dönersek bu tarz ilaçlar o anlık bulunan parazitleri öldürmeye yönelik hazırlanmış zehirlerdir. Özellikle üzerlerindeki uyarıları okursanız çıplak elle dokunulmaması gerektiği, kapalı odalarda bu toz ilaçların solunmaması gerektiği, hatta zehirlenme durumlarında kullanılabilcek panzehirler bile yazar. Yani bu ilaçlar pireleri bitleri keneleri öldürdüğü gibi maruz kalırsanız sizi ve köpeğinizi de öldürür. Özellikle açık yarası olan veya bu toz ilaçları veya banyo soulsyonlarını yalayarak ölen pek çok köpek bilirim. Þimdi tüm bunları bile bile o çok değerli köpeklerimizi bu riskin altına sırf bu ilaçlar ucuz diye sokmaya değer mi? Ayrıca etki süresi ense damlalarında 2-3 ay pire tasmalarında 4.5-6 ay iken sizin toz veya banyo solusyonlarınız sadece 2-3 gün etkili kalabilmektedir. şimdi siz 30-40 lira vererek aldığınız ve 6 süresinde köpeğinizi koruyan bir uygulama varken her 10 günde bir köpeğinizi yıkayarak veya toza bulayarak nasıl bir ekonomik kazanımda bulunacaksınız ki? En ucuzu 5 lira olan bu ilaçlardan 6 ay süresince 10 kutu kullansanız zaten tasma veya ense damlasından daha çok masraf etmiş olursunuz.
Benim burada firma veya marka ismim zikretmem doğru olmaz ancak hekiminize danıştığınızda mutlaka size uygun olan etkili ilaçları önerecektir.
Meralarımızdaki Predatör baskısı:
Avcılar bir araya geldiğinde hep konuşulan bir durumdur meralarımızıneski canlılığı ve çeşitliliğinin kalmadığı. Ülkemizde av ve yaban hayatı başkanlıkları envanter çalışması içindeler mi açıkçası tam olarak bilmiyorum ama bölgesel ve ülkesel bazda av ve yaban hayatındaki hayvan sayımlarının yeterli düzeyde olmadığı bir gerçektir. Bu konuda sizlere bir anımı nakledeyim. 2005 yılıydı sanırım Kuş Gözlemcilerinden oluşan bir gurp (derneğin veya grubun adını tam hatırlamıyorum) Uluabat gölünü ava yasaklatmayı gerekçe olarak da Küçük Karabatağın neslinin tükenme derecesine geldiğini yaptıkları sayımda 1000-1500 civarında Küçük Karabatağın Türkiye’de yaşadığını ve bunun da çoğunluğunun Uluabat’ta olduğunu bildiriyorlardır. Kuş sayım metodları ile ilgili ayrıntılı bilgiye sahip değilim ancak bir gün bu dernekten yetkili bir arkadaşı kayığımıza bindirerek gölü gezdirdik ve dere kenarında gözlem yapmasını sağladığımızda 10.000 den fazla kuş saymıştı sırf Uluabat gölünde.  Bu küçük örnek bize envanter çalışmalarında ne durumda olduğumuzu göstermektedir. Sanmıyorum ki herhangi bir Orman Çevre Ýl Müdürü sorumluluk alanında kaç ayı var kaç kurt kaç tilki kaç domuz var bilsin. Son yıllarda Av turizmi kapsamında bazı illerde Domuz sayıları belki biliniyordur ancak bu da sadece ticari gerekçelerden dolayı…
Doğa ile iç içe olan biz avcıların yakından tanık olduğumuz bir durum tavşan keklik çil gibi canlıların sayısı azalırken tilki,sansar ve çakal gibi yırtıcı hayvanların sayısında artış olduğu gerçeğidir.bu tespit tamamen benim kişisel tespitimdir. Her ava çıktığımda en az 10 tilki 2-3 sansar gören bir kişi olarak bu sayıların özellikle genç tavşan ve kanatlı nüfusuna zarar verdiği düşüncesindeyim. Bir bölgede kaç tilkinin yaşayabileceği bellidir ve bu sayının üzerindeki durumlar doğal dengeye negatif olarak yansımakta tilki ve sansarın beslendiği hayvanların sayılarının azalmasına neden olmaktadır. Bu tarz çalışmalar için geç kalındığı bir gerçek olmakla birlikte mutlaka bir an önce başlanılmalı ve ülkemizin yaban hayvanı populasyon haritası çıkarılmalıdır. Orman Çevre bakalığının ilgili Av yabana hayatı bölümünün tek sorumluluğu avcılara baskı uygulamak, merada belge kontrolü yapmak değildir elbette. Birinci dereceden ülkemizin av ve yaban hayatının devamı ve sürdürülebilmesi için gerekli bilimsel ve etkili çalışmaların yapılması gerekmektedir. Ben bu yazımı okuyan her arkadaşımdan rica ediyorum 10 dakikalarını ayırarak avlanma pulu vs alırken sorun bakalım o yetkili memur arkadaşlara bizim bölgemizde kaç tilki var kaç tavşan var vs diye. Bilebilecekler mi? Aslolan görevlerinden uzaklaştıktan sonra 50-60 bin civarı olan yasal avcının belgelerini düzenlemekten başka bir iş ellerinden gelmeyen bu kurumlar da belki bir nebze olsun görev bilincine erişirler (içimde en ufak bir umut olmasa da…)
Elbette umarım bu durum bizim bilgi eksikliğimizden kaynaklanıyordur ve bu birimler envanter çalışmaları yapıyorlar ve  yaban hayvanı sayılarını bölgerinde biliyorlardır. Eğer durum bu şekilde ise canı gönülden bir özrümüzü kendilerine iletmek boynumuzun borcudur…
Hepinize sağlık ve huzur dolu günler diliyorum…
Dr.Serhat TORUN
Dr. Serhat TORUN
1979 POLONYA

"Panta cwrei, oudei menei." Herakleitos. ''Herşey akar,hiçbirşey durmaz...

[

Çevrimdışı Metin GܓLMEZ

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 1859
  • Karma: 0
  • Doğru eğrilir ama asla yıkılmaz.!
Ynt: Dış Parazit Mücadelesi
« Yanıtla #1 : 20 Haziran 2009, 03:47:46 »
Emeğinize sağlık.
Bilgilendirme ve paylaşım için teşekkürler.
Metin GܓLMEZ
A Rh + 1962 Dursunbey BALIKESİR

Çevrimdışı Cengiz BUDAK

  • Dost Avcı
  • *****
  • İleti: 9286
  • Karma: 0
  • BܓYܓK LOKMA YUT BܓYܓK LAF ETME
Ynt: Dış Parazit Mücadelesi
« Yanıtla #2 : 22 Haziran 2009, 02:27:19 »
Teşekkürler serhat hocam elinize emeginize saglık.
Cengiz BUDAK
A Rh + 1962 KOCAELİ    0 532 701 26 77