Ali İŞLEMECİ
Ali K@pt@n
Şef
Dost Avcı
Nerden: İstanbul / TÜRKİYE
Yaş: 49
Mesaj Sayısı: 2325
« : 23 Mart 2009, 14:47:24 »
Doğa'da Yaşam Hayat'ta Kalma < < SURVİVAL > > DOĞADA HAYATTA KALMANIN YOLLARI " Bir insanın hayatından daha kıymetli bir şey yoksa , Onun hayatının da kıymeti yoktur ! "
Doğada hayatta kalma zannedildiği gibi doğaya karşı savaş vermek değildir. Zaten bu savaşı kazanmanız imkânsızdır. Doğada hayatta kalma; ihtiyacınız olan yardım gelene kadar, doğanın sunduğu ve elinizde olan imkânları birleştirerek doğa ile uyum içinde yaşamınızı sürdürmeye devam etmektir. Ama en önemlisi doğada hayatta kalmayı öğrenerek hayatın her alanında kendi kendinize yetmeyi ve doğru kararlar almayı öğreneceksiniz. Hayatta Kalmak
İnsanlık, pençeleri yerine aklını kullandıkça doğal düşmanlarına karşı avantaj kazandı ve giderek beyin gücü ve becerisi arttı. Bizler düşünen, azimle yaşamaya çalışan ve böylece değişip, diğerleri göçüp giderken hayatta kalmayı başaranların soyundan geliyoruz. Hayatta kalmayı en iyi başaran cins olarak insan neslinin, günlük survival tekniklerini bilmediği alanlarda uygulayabilmesi için tek gereken, biraz fazladan bilgi ve pratik beceri. Doğal yaşam, şehir insanı için ataları için olduğundan daha tehlikelidir, ama eğer gerekirse o da kendini rahatlıkla bu yaşama uydurabilir. Hayatta kalmak için uğraşırken en büyük düşman korkudur, ama biraz bilgi ve hayal gücüyle korkunun da üstesinden gelinir. Daima Hazır Olmak
Doğada hayatta kalmanın birinci kuralı her zaman beklenmeyeni beklemektir. Doğanın kucağında yalnız kaldığınızda ne yaptığınızı iyi bilmeniz gerekiyor. Bu gibi durumlarda kullanılan teknikler, sürekli böyle ortamlarda bulunan insanlar için geliştirilmiştir. Çünkü tehlike onların günaşırı karşılaştığı bir kavramdır. Oysa normal bir hayat yaşayan insanlar için bir otomobil kazası ya da doğal afet olağanüstü bir durumdur. Ancak ailecek yapılan küçük bir kır gezisinde bile birçok belaya bulaşmak mümkün. Eğer temel hava tahmini, ilkyardım, yön bulma, elbise ve ayakkabı seçimi gibi konulardan bihaberseniz bu tatlı ve sakin gezinti başınıza bir sürü dert açabilir. Doğada başınıza gelebileceklerden korunmak için vahşi hayat konusunda çok bilgili olmak da yetmez, tehlikeleri gerçek bir tehdit haline gelmeden fark etmeniz gerekir. Beklenmeyene karşı hazırlıklı olmak, olayların nasıl geliştiğini anlamaya çalışmak ve kendi tecrübelerimizle karşılaştığımız bilinmeyenleri birleştirerek devamlı gelişme kaydetmeyi gerektirir. Gezmek için az gelişmiş bir ülkedeki vahşi bölgeleri seçmiş olsak bile genellikle sadece modern hayatın imkânlarıyla donatılmış günlük yaşantımızdan bir an için uzaklaşmış seyirciler olmaktan öteye gitmeyiz. Ancak eğer hayatı anlamak istiyorsak konforlu korunaklarımızdan çıkmalıyız. Bir tropik adada bir başınıza kaldığınızı düşünün. Şişe suyu, hazır yemekler ya da güneş gözlüğü bile yok. Şehirde hayatınızı yaşanır kılan kredi kartlarınız bile bir işe yaramıyor. Bu yüzden sizi koruyan örtünün dışında ne olup bittiğini öğrenmek için elinizden geleni yapmalısınız. Eğer kendi fiziksel ve zihinsel sınırlarınızı kendinize dürüstçe itiraf edebilir ve böylece bu dünyanın neresine ait olduğunuzu iyice anlarsanız, ikinci adımı atabilir ve şartlar ne olursa olsun gerçek dünyada var olmak için savaşabilirsiniz. Teorik mi ? / Pratik mi ?
Başınıza nasıl dertler açılabileceğini önceden tahmin etmek zordur. Ama her tür felaketle baş etmeyi sağlayacak tüm bilgileri öğrenmek de mümkün değildir. Temel survival bilgilerini anlamak, teknikleri tek tek öğrenmekten çok daha önemlidir. Çünkü bu özel tekniklerin her seferinde duruma göre geliştirilmesi gerekir. Ne kadar iyi eğitilmiş olursanız olun işin temelini öğrenmediyseniz daha önce rastlamadığınız bir durumla karşılaştığınızda çaresiz kalırsınız. Modern teknoloji genellikle, aslında bütün işleri yapmakta kullanılan fiziksel gücü ikinci plana atar. Her işi yapan makineler olduğu için bizler normalde zamanımızın çoğunu alan bir sürü zahmetten kurtulmuş oluruz. Ama işte tam da bu yüzden, hava durumundan tutun aletlere kadar birçok önemli unsuru da giderek unuturuz. Hayatımız boyunca ne kadar çok şeyle karşılaşmış olursak olalım önemli olan, bunlardan edindiğimiz bilgilerin ne kadarını aklımızda tutabildiğimiz ve gerektiğinde uygulayabildiğimizdir. Akıp giden günlük hayat, bilgi kullanımı konusunda esnek olmamızı gerektirmez. Çünkü genellikle her şey tekdüze ve her gün birbirinin aynıdır. Uyarlama Geliştirme
Çocukken, devamlı olarak aletler keşfeder ve temel kuralları uygulamalı olarak öğrenirdik. Ancak bu gelişme, büyüyüp de bütün aletleri çarşıdan almaya başlayınca durur. Vahşi doğada bir anlamda çocukluğumuza dönmemiz, uyarlama ve geliştirmeye tekrar dönmemiz gerekir. Ancak çalışırken, bir yetişkin olarak basınç, güç ve gerilim gibi mühendislikle ilgili unsurları da göz önüne alarak, bütün bilgilerimizi, ulaşmak istediğimiz hedef doğrultusunda kullanabilmemiz gerekir. Başaramazsak ıslanabilir, aç kalabilir ya da üşüyebiliriz. Fiziksel ve Zihinsel Durum
Doğada sert kurallar geçerlidir ve birdenbire modern hayatın rahat mekânlarından uzak düşeriz. Böyle durumlarda fiziksel özellikler önem kazanır. Eğer mümkün olduğu kadar zinde ve sağlıklı kalmaya dikkat edersek, sadece bir sorunla karşılaştığımızda hayatta kalma şansımız artmaz, aynı zamanda vücudumuzun sınırlarını da iyi biliriz. İnsan, birçok hayvandan daha güçsüz bir yaratık; ama yetenek ve becerilerinin belli bir konu üzerinde yoğunlaşmamış olması, ona büyük bir avantaj sağlamaktadır. Zekâsı ve azmi sayesinde, koşullara daha kolay uyum sağlayabilir ve yeni beceriler geliştirebilir. Ama insan, şehir hayatında, vücudunu ve becerilerini çok daha az kullanır. Bu nedenle, vahşi doğada yaşayan atalarımızın, şehirde yaşayan bizlere oranla çok daha güçlü olduklarını söyleyebiliriz. İnsan, fiziksel açıdan diğer hayvanlara rakip olamaz, kendisini koruyacak pençe, diş ya da gagası veya içine saklanabileceği bir kabuğu olmadığı için doğadaki etobur hayvanlara kolayca yem olabilir. Görüşü ya da koku alma duyusu yeterince güçlü değildir, tehlikeleri fark edemediği gibi düşmanlarından kaçabilecek kadar hızlı koşamaz. Özel giysileri olmadan belirli iklimlerde yaşamını sürdüremez. Ama hayatta kalmak için kullanabileceği çok güçlü bir silaha sahiptir: Fiziksel güçsüzlüğü yüzünden son derece gelişen aklı hayatta kalmasını sağlar. Kısaca İnsan Vücudu
Koku Koku alma duyusu, doğada yiyecek bulmak, başka yaratıkları ve başa gelebilecek tehlikeleri fark etmeye yarar. İnsan burnu, köpeğinki kadar güçlü ve hassas olmasa da, yine de fena sayılmaz.Duyma Vahşi hayvanlar, tehlikenin gelişini, doğadaki sesleri dinleyerek anlar. Ama gürültülü bir ortamda yaşayan kent insanı, artık daha ağır işitiyor, kulaklarının duyarlılığı ve işitme gücü, etrafı dikkatle dinleme isteği azalıyor.Tat alma Dilimizin üzerindeki tat alma dokusu sayesinde, acı, tatlı, tuzlu, ekşi gibi tatlan birbirinden kolaylıkla ayırabiliriz. Beyin, bu dokudan gelen bilgileri ve yemeğin kokusunu yorumlayarak bir tat belirler.Solunum hızı Beynin oksijen gereksinimine göre, solunum hızı değişir. Çok çaba harcadığımız ya da korktuğumuz anlarda, oksijen düzeyinin düşük olduğu yüksek irtifada solunum hızı artar.Omurga İnsan vücudunun yapısı, aslında dört ayak üzerinde yürümeye uygun olduğu için, iki ayaküstünde yürümenin bedelini bel ağrılarıyla çekeriz.Parmaklar Birbirinden bağımsız hareket edebilen parmaklarımız, cisimleri kavramamızı ve karmaşık aletler yapıp kullanabilmemizi, çevre koşullarına daha kolay uyum gösterebilmemizi sağlar.Eklemler Diz ya da bilek gibi eklemler kolay incinirler. Şehir hayatında fazla egzersiz yapamadığımız için, eklemlerimizin zayıflığı çoğu zaman sorun çıkartırAyaklar Vücudumuzun bütün ağırlığını taşıyan ayaklarımız, kötü bir arazide sakatlanabilir ya da başka sorunlara yol açabilir.Beyin İnsan, beyni sayesinde, diğer duyularının zayıflıklarının üstesinden gelmeyi başarır, mantıklı düşünebilir, kendini koruyabilir; tarih, gelecek gibi kavramlar oluşturup evrendeki yeri hakkında felsefeler üretebilir.Görme Görüş açısı 210 derece civarında olan insan, 120 derecelik bir kısmı üst üste binen stereoskopik bir görüşe sahip. Böylece çevremizi üç boyutlu görebiliyor, uzaklıkları tahmin edebiliyor ve gün ışığında renkleri fark edebiliyoruz.Dişler İnsanların eti kesmek, bitkileri öğütmek ve çiğnemek için dişleri vardır. Dişlerimiz hem et hem de ot yiyebileceğimiz şekilde gelişmiştir.Kalp Kalp, oksijen içeren kanı vücuda pompalayarak diğer organların çalışmasını sağlar. Kalp sağlığını korumak için düzenli olarak egzersiz yapmamız gerekli, çünkü kalpteki herhangi bir rahatsızlık, vücudumuzdaki diğer organları da olumsuz yönde etkiler.Deri İç organları koruyan ve terleme yoluyla vücut ısısını ayarlayan deri, insan evrim geçirdikçe, kendisini koruyan kılların büyük bölümünü yitirdi. Bu nedenle, derimizi güneşten, yağmurdan ve soğuktan korunmamız gerekiyor. Doğaya Adapte OlmakBazı Adaptasyon Şekilleri
Fındık faresi Küçük ve sinirli bir hayvan olan bu sevimli yaratık, son derece hızlı bir metabolizmaya sahiptir. Yemek sıkıntısı çekmemek için kış uykusuna yatan fındık faresi, uykuya daldığında, solunumu yavaşlar ve vücudu daha önce depoladığı yağı kullanır.Balina Memeli olmasına ve hava solumak zorunda kalmasına karşın, okyanusa çok iyi uyum sağlayan balina, beslenmek için dibe dalması gerektiğinde nefesini 20 dakika tutabilir. Ama ortama çok iyi uyum sağladığı için, başka bir ortamda yaşayamaz.Çöl tilkisi Çöl tilkisi, en küçük sesin yerini saptamak ve gece gündüz avlanabilmek için her yöne dönebilen kulaklarının kocamanlığı sayesinde, çöl ortamında fazla vücut ısısından kurtulabilir.Sivri burunlu fare Küçücük vücudu ve hızı sayesinde sorekslerin metabolizması da çok çabuk çalışır. Ama bu yüzden hiç durmadan yemek zorundadır. İnsan, aklını kullanarak, dünyanın hemen hemen her yerini yaşanılır hale getirmeyi başardı ve zaman geçtikçe hem biyolojik hem de fizyolojik olarak, yaşadığı ortama, iklime ve arazi yapısına uyum sağladı. "İlkel" denen toplumlar, çevreyle içice yaşarlar; anlaşılması zor sosyal alışkanlıkları, şaşırtıcı biyolojik özellikleri vardır. Buna karşılık, "modern" insan, beton cangılın içinde varlığını sürdürebilmek için, doğayla ilgili alışkanlık ve becerilerinin büyük bir bölümünü yitirmiş; doğadan, iklimlerden ve şehrin dışındaki doğal yaşamdan soyutlanmıştır. Şehir insanı, vahşi doğada sağ kalabilmek için, ataları tarafından geliştirilen ve bugünün ilkel insanları tarafından hala kullanılan teknikleri öğrenmek durumundadırŞerpa Şerpalar dağlarda yaşama çok iyi uyum sağlamışlardır. Kısa ve güçlü bacakları, yüksek solunum kapasiteleriyle, fiziksel olarak yüksek irtifalarda yaşamaya uygundurlar. Alçak yerlerde yaşayan insanlara oranla, güç kaybetmeden ve soluk soluğa kalmadan daha çok yük taşıyabilirler. Yükseklerdeki düşük oksijen düzeyinde yaşayabilmek için, dağ insanlarının kanlarında fazladan alyuvar oluşur.Eskimo 40 yıl öncesine kadar hala hayvan postları giyen ve avlanırken sığınak olarak iglolar inşa eden Eskimolar, daha çok ete dayalı karbonhidratsız bir diyet sürdürüyorlardı ve yeterli protein üretebilmek için fazla mesai yapan karaciğerleri normalden büyüktü. Bugün Kuzey Kutbu`ndaki yerleşim birimleri modern olsa da, Eskimolar fiziksel olarak hala Kuzey Kutbu`nun ekstrem iklim koşullarına uygun bir yapıya sahipler.Hatam Dağlardaki yağmur ormanları, tropik konumlan nedeniyle hem çok sıcak ve yağmurlu, hem de yüksek irtifa yüzünden, özellikle geceleri son derece rüzgârlı ve soğuktur. Yöre halkı, aşırı sıcağa ve iklim koşullarına uyum sağlamak zorunda kalmıştır. Ama şehir insanının, gerekli elbise ve ekipman olmadan burada yaşaması mümkün değildir.Tuareg Bir yerde uzun zaman kalamayan bu çöl hayaletleri, hayvanların eti, kanı ve sütüyle beslenir; küçük aile gruplarıyla gezen Tuareg`ler, su kaynaklan arasında devamlı dolaşarak çul ortamına ayak uydururlar. Ancak günümüzde yaşadıkları sınır problemleri yüzünden bu insanlar, hayvanlarını besleyebilmek için çok küçük alanlara tıkılıp kalmak zorunda kaldılar.Avustralya yerlisi Avustralya`daki zor iklim ve arazi koşullarına karşın, Aborijin adı verilen yerliler, doğanın koynunda yaşamayı başarmıştır. Başarılarının sırrı, yerel özellikleri çok iyi bilmeleri, efsane ve geleneklerine bağlı kalmalarında saklıdır.Şehir insanı Hiç de doğal olmayan, tamamen teknolojik bir çevrede, yiyecek bulmak için mücadele etmesine gerek kalmadan yaşamını sürdüren şehir insanı, yolculuk ederken araç kullanır, vücudunu çok az çalıştırır. Merkezi ısıtma ve klimalar nedeniyle oda sıcaklığı genellikle sabittir; sıcaklığın kışın yüksek, yazın düşük olması sağlanır. Şehirde var olabilmek için gereken gizli refleks ve uzmanlıklar doğadakilerden çok farklıdır. Bu yüzden şehir insanı, teknolojinin nimetleri olmadan yaşayamaz. Vahşi doğada hayatta kalabilmek için, pratik zekâ ve bilimsel verileri koşullara uyarlayabilme yeteneği gereklidir. Oysa şehir insanı, böyle şeylere zamanı olmadığı ve genellikle böyle bir gereksinim duymadığı için, problemlere pratik çözümler getirmeye alışık değildir. Ama doğada kaldığınızda, bu pratik çözümlere bol bol zamanınız ve ihtiyacınız olacak ! Beslenme
Yağlar Önemli bir enerji kaynağı olan yağlar, vücut hücrelerinin yapımı ve yenilenmesi için gereklidir. Ayrıca insanın doymasını da sağlar. Yemekten sonra, yağları sindirebilmek için bol bol su içmeli; bu nedenle, yalnızca bol su içebileceğiniz zaman yağ yemelisiniz. Tohumlar, yağ kadar protein açısından da zengindir.Mineraller Metabolizmayı kontrol eden, kemik yapımında ve yaraların iyileşmesinde kullanılan mineraller, gerçekten birçok işe yarar. Mineral eksikliği krampa ve kas erimelerine yol açabilir. Eğer et yemiyorsanız yeşil sebze, fiştik ve meyvelerden oluşan bir diyet uygulamalı; başta demir olmak üzere, yaşamsal önem taşıyan mineralleri almalısınız. Mineral, mantar ve deniz yosununda da bol miktarda bulunur.Lif Lifli yiyecekler, boşaltım sisteminin daha rahat çalışabilmesini sağlar. Lifli besinler arasında, meyve, sebze ve ekmek başta gelir. Karbonhidratlar Vücuda enerji veren karbonhidratlar beslenmede önemli bir rol oynar. Nişasta ya da şeker olarak alabileceğiniz, karbonhidratlar, karaciğerde depolanır ve parçalanır, glikoza dönüşerek enerji sağlar. Enerjiye dönüşmeyen glikoz, yağ olarak birikir. Bal, mükemmel bir şeker kaynağıdır.Vitaminler Büyüme, vücut dokularının tamiri ve enerji üretiminin başlatılması için kullanılan vitaminler, taze meyvede bolca bulunur. Ama doğal besin kaynaklarının çoğu gibi, meyveler de sezonluktur. Mevsim özelliklerinin etkin olduğu yerlerde, uzun süreli survival durumlarında, meyvelerin toplanması ve kış için kurutulması gerekir.Proteinler Protein doku yapımı ve büyümenin devamı için gereklidir. Vücut için yaşamsal önem taşıyan ve kendiliğinden sentez yapamayan aminoasitlerin üretiminde kullanılan bazı proteinlerin, gıdalardan alınması gerekir. Et ve balık, gerekli aminoasit, vitamin ve minerallere sahiptir. Kimi sebzelerde de protein bulunur.Kalori Gereksinimi Gıdalardan elde edilen enerji kaloriyle ifade edilir. Yaşamımızı sürdürebilmek için kaloriye ihtiyacımız vardır. Bütün günü yatakta geçirsek bile, yine de yaklaşık iki bin kalori yakarsız. Gereksinim duyduğunuz kalori miktarı, yaş ve kilo gibi çeşitli etkenlere bağlıdır. Survival durumunda kaldığınızda, kalori giriş -çıkışını dengede tutmaya özen göstermelisiniz. İklim, fizik kondisyon ve harcanan efor gibi etkenlere bağlı olarak, farklı aktiviteler için farklı miktarda kalori gerekir. Aşağıdaki rakamlar "ortalama" bir erkek ya da kadının ihtiyaçlarını gösteriyor. Ama yaptığınız işe, hava koşullarına ve çalıştığınız araziye göre kalori gereksiniminizin değişeceğini sakın unutmayın!Aktivite Kalori / Saat Dinlenmek 70 Oturmak 90 Ateş yakmak 135 Yürümek 180 Bisiklete binmek 240 Odun kesmek 360 Sprint atmak 360 Koşmak 400 Yüzmek 500 Erkek metabolizması, kadınınkine oranla daha az verimli ve etkili çalışır; erkek vücudu da daha ince bir yağ tabakasına ve deri katmanına, dolayısıyla daha kötü bir izolasyona sahip olduğu için, daha fazla kalori yakar. Gençler de, hem daha çok hareket ettikleri, hem de metabolizmaları yaşlılara göre daha hızlı olduğu için, yaşlılara oranla daha çok kaloriye gereksinim duyar.
Ali İŞLEMECİA Rh + 1961 İSTANBULDüşünmeden Konuşmanın Cezası Sonradan Çok Çok Düşünmeye Mahkum Olmaktır...!
Logged
Ali İŞLEMECİ
Ali K@pt@n
Şef
Dost Avcı
Nerden: İstanbul / TÜRKİYE
Yaş: 49
Mesaj Sayısı: 2325
« Yanıtla #1 : 23 Mart 2009, 15:20:52 »
.
Hayatta Kalmak , Doğada Yaşam Barınaklar
Bir çok bölgede yıldızların altında uyumak mümkün olsa da bir çadır ya da barınağın içinde yaşamak daha rahattır.Uygun bir alan seçtikten sonra yapacağınız ilk şey bir barınak hazırlamaktır. Bu barınak bir çadır ya da dal ve sopalardan yapılmış bir korunak olabilir. Kutup bölgelerinde iglo, cangılda ise yerden yukarda bir yatak yapmak birincil öncelikli çözümdür. Barınağı hazırladıktan sonra ısınmak ve yemek pişirmek için bir ateş yakmalığınız. Bunu yapmak için kuru odun toplamalı ve hatta belki de kıvılcım çakmak için bir yol bulmalısınız. Kampı kurduktan sonra bir tuvalet çukuru kazabilir, güvenlik fenerleri asabilir, karanlıkta kaybolmamak için kampın et rafına bir kılavuz halat çekebilirsiniz. Kamp yerini terk edeceğiniz zaman, eğer kaybolduysanız, sizi arayan bir kurtarma ekibine bırakacağınız işaretler dışında, arkanızda hiçbir çöp ya da iz bırakmamaya gayret edin. Şehir hayatının aksine, doğadaki aktiviteler gündoğumu ve batışıyla kısıtlıdır. Eğer gündoğumundan önce kalkarsanız, doğayı hazırlıksız yakalayabilirsiniz. Çevrenize göre bir tempo yakalayın; öğlenleri dinlenerek ve her zaman hava kararmadan önce kampta olmaya dikkat ederek yaşamalısınız. Kamp yeri seçimi
Bir kamp yeri seçerken göz önüne almanız gereken birçok faktör var. Bu faktörlerin en önemlisi ise güvenliktir. Belirli bir noktadaki olası tehlike ve dezavantajları bir kerede fark etmeniz zor olsa da, şansınızı fazla zorlamamak için, kamp yeri seçimine akşam olmadan epeyce önce başlamalısınız. Zamanınızı günbatımından geriye doğru planlayın. Hava karardığında çadır ya da barınağınız kurulmuş, yemeğiniz pişmek üzere olmalı. Yerleşmek ve çevreyi biraz daha keşfetmek için de vakit ayırın. Bu yüzden eğer hava saat 18.00`de kararıyorsa, en geç saat 15.00 civarında kamp hazırlıklarına başlamış ve saat 16.00`da hareketi kesip kamp yerini hazırlamaya başlamış olmalısınız. Kamp yeri özellikleri / İdeal kamp yeri Ağaçların gölgesinde ama çadırın üzerine devrilebilecek kuru ağaçlardan uzakta, suya yakın ama sel tehlikesi taşımayan bir yerde, vahşi hayvanların çok bulunmadığı bir bölgede kurulan kamp güvenli demektir. Kamp, vadinin bir yakasına kurulmalı ama dibinde olmamalıdır. Rüzgâra açık bir bölgede çadır kurmamaya da dikkat edin.Baskın rüzgâr yönü Baskın rüzgâr yönünü tayin edip, çadırınızı, kapısı rüzgâr yönünün tersine gelecek şekilde kurmalısınız. Lağım çukurunu ise kampınızın rüzgâr altına kazın. Ateşin yerini seçerken de çadırınızı duman altı etmeyecek bir yer belirleyin.Ağaçlar Bol bol yakacak ve barınak için odun bulabileceğiniz bir yer olduğu için ağaçların yakınına kamp kurmak isteyebilirsiniz. Ama çadırınızın üzerine düşebilecek kuru ağaçlara ve ağaçlarda yaşayan vahşi hayvanlara dikkat edin.Nehir kıvrımı Nehirlerin kıvrıldığı yerlerin iç kısımlarından uzak durun. Toprak, dış taraftan daha alçak seviyede olduğu ve biriken çakıllar su akışını engellediği için nehir taşabilir.Çığ tehlikesi Eğer dağ yamacında kamp yapıyorsanız çadırınızı çığ ya da toprak kayması olabilecek yerlere kurmamaya dikkat edin. Ayrıca baharda eriyen kar sularının sellere yol açabileceğini de unutmayınSu Suyunuzu her zaman hayvanların su içtiği yerlerin ve kamp yerinizin, akıntı yönüne göre yukarısından alın.Bulaşıklar Yemek pişirdiğiniz tencereleri yıkamak için, su aldığınız yerlerle çamaşırlarınızı yıkadığınız yerin arasında bir bölge seçin. Tencereye yapışan yemek artıklarını kum ya da bezlerle kazıdıktan sonra durulayın. Yemek artıkları hayvanları çekebilir. Deterjan kullanmak da balıklara zararlı olur.Çadır Nehrin sesi hayvanların çıkardığı sesleri maskeleyebileceği için, çadırı sesten uzak, korunaklı bir yere kurun. Girişin rüzgâr ve lağım çukurunun yönünün tersine bakmasına dikkat edin.Lağım çukuru Lağım çukurunu kampın rüzgâr altına ve akıntı aşağı kurmalı; ama kirliliği engellemek için nehre çok yakın olmamasına dikkat etmelisiniz.Ateş Ateşin dumanı böcekleri çadırdan uzak tutar. Ancak alevlerin çadırı tutuşturmayacak mesafede olmasına özen gösterin.Çamaşır Çamaşırlarınızı su aldığınız yerden ve çadırınızdan akıntı aşağı yıkayın. Önce suya bastırıp sonra toprağın üzerine çıkartarak sabunlayın. Daha sonra suyla dolu bir kovada durulayın. Böylece nehri kirletmemiş olursunuz.Uzak durulacak yerler Kamp yeri seçerken ıslak zeminden ve rüzgâr ceplerinden uzak durun. Ayrıca sel izlerinin de üstünde olmaya dikkat edin. Eğer sağınızı solunuzu ısıran böceklerden şikâyetçiyseniz kuru, yüksek ve rüzgârlı yerleri seçin. Çadır
Çadırlar, rüzgâr ve yağmuru dışarıda, sıcak havayı içeride tutar. Çadırın dış tabakası sağlam ve sıkı olmalı, en güçlü yağmur ve rüzgârı bile geçirmeyecek kalitede olmalıdır. İç çadır daha gevşek, terlemeyi engelleyecek, sıcağı içeride tutup havalandırmayı mümkün kılacak bir malzemeden yapılmalıdır. İç ve dış Çadırların birbirine değmesini önleyin, yoksa ısı kaybı ve dış çadırın altında terleme oluşur ve iç çadıra damlayabilir. Çadırın altına geçirmez bir altlık dikerek, içeri su girmesini engellemeye çalışın. Eğer çadırınızı ilk defa kullanacaksanız kullanma talimatını iyice okuyunuz ve çadırı doğaya gitmeden önce mutlaka evde ya da bahçenizde kurunuz. Çift katlı çadırlar iki ayrı gruba ayrılabilirler: Önce iç tentenin kurulduğu çadırlar ve önce dış tentenin kurulduğu çadırlar. Önce iç tentenin kurulduğu çadırlar daha hızlı kurulabilirler. Ayrıca pollerle desteklenmiş iç tentenin üzerine gergi ipleriyle sabitleştirilmiş bir dış tentenin olması çadırı daha stabil hale getirir. Bu tip çadırların dezavantajı yağışlı havalarda çadırı kurarken ve sökerken iç tentenin ıslanabilmesidir. Önce dış tentenin kurulduğu çadırlarda ise dış tente kurulduktan sonra içine girilmekte ve iç tente dış tenteye asılmaktadır. Bu çadırların kurulması daha zor olsa da iç tentenin ıslanma şansı yoktur. Bazı dizaynlarda çadırın iç ve dış tentelerini ayırmak gerekmediğinden kurma işlemi tek bir seferde yapılabilmektedir. Bu çadırların dezavantajları ise ıslak olabilecek dış tenteyle iç tentenin aynı yerde taşınması gereğidir.Kamp yerinizi seçtikten sonra rüzgârın hangi yönden estiğini kontrol edin ve çadırınızı buna göre yerleştirin. Rüzgârlı ve yağışlı havalarda çadırınızı mümkün olduğunca kısa sürede kurmalısınız. Genelde kendi kendine ayakta durabilen dome çadırlarda çadır kurulduktan sonra en uygun yere yerleştirilir.Kurduğunuz çadırınızın sabitlemediğiniz zaman rüzgârda rahatça uçabileceğini unutmayın; hemen en az 4–6 noktasından zarar görmeyeceği ve uçup gitmeyeceği şekilde sabitleyin. Dış tentenin iyi bir şekilde gerilmesi de rüzgârda sallanmasını ve hatta yırtılmasını engelleyecektir. Eğer hava kötüyse ya da kötüleşme şansı varsa çadırınızı mümkün olan her yerinden kazıklarla sabitleyin ve gergi iplerinin hepsini kullanın. Kazıkların hepsinin sağlam bir şekilde yere girdiklerinden emin olun ve eğer çıkabilecek olanlar varsa bunları taşlarla sabitleyin. Kar veya buz üzerinde çadır kurmanız gerektiğinde ise durum farklılaşacaktır. Normalde kullanılan kazıklar bu zeminde işe yaramazlar. Yumuşak karda ufak alüminyum plakalar kara gömülerek ve kazma veya batonlar kullanılarak çadır sabitlenebilir.Sert kar ve buzda ise kazmalar ve bu iş için üretilmiş buz kazıkları kullanılmalıdır. Çadırı toplarken de kurma işleminin tam tersini yapmalısınız. Eğer dış tente ıslaksa iç tenteden farklı bir yere konulmalıdır. Rüzgârlı havalarda genelde çadırı toplamak için fazla zaman olmayacaktır. Bu durumlarda çadırın uçmaması için özel bir dikkat gerekir. Bir çadırın özellikleri
Birçok çadır çeşidi vardır. Ancak bu tiplerin çoğu basit üçgen şekilli çadırlardır. Çadır direklerin üzerinde, kazıklarla yere tutturularak dikilir. * Direklere bağlı ipler yere tutturularak şeklini koruması sağlanır. * Çadırın üzerine gerilmiş bir dış çadır olmalıdır. * Ön direk giriş çıkışı mümkün kılacak yükseklikte olmalıdır. * Kapının boylu boyunca uzanan fermuar, dış kapağı geceleri kapatmanızı ve yemek pişirirken açık tutmanızı sağlar. * Su geçirmez üst çadır direklerin ve iç çadırın üzerine iyice gerilmelidir. * Ayarlanabilir çadır ipleri olmalıdır (iç çadırı germek ve desteklemek için). * Küçük cepler, mutfak ve çanta odası olarak kullanılabilir. * Sağlam ve geçirmez altlık, zemindeki nemin çadırın içine girmesini engeller. * İç çadır sıcak bölgelerde gerekli olmayabilir. * Üst çadır iç çadırın üzerine gerilip kalın lastik halkalara takılan kazıklarla sağlamlanır. * Arka direk rüzgâra verilen yüzeyi küçültmek için ön direkten daha kısa tutulur. Doğru çadır seçimi
Birçok farklı çadır tipi olsa da, aslında bu tipler aynı kavram üzerine yapılan çeşitlemelerdir. Amacınızı tam olarak belirlediğinizde, hedefinizin mevkii ve iklimi de belli olacağından seçmeniz gereken çadır tipi de belli olur. Özellikle sırtınızda taşıyacaksanız, çadırın ağırlık ve boyutlarını da, göz önüne almalısınız. Bir kişilik bir çadırın içi her zaman soğuk olacağından iki kişilik çadırlar tercih edilmelidir. İki kişinin vücudundan çıkan ısının çadırı nasıl ısıttığını görmek çok şaşırtıcıdır.İki kişilik çadır İki kişilik, kama şekilli bir çadır çok hafif olmasına rağmen hem eşyaları koymak hem de iki kişinin yatması için biraz dardır.Üç kişilik çadır Bu kubbe şekilli çadırın içi hem eşyaları koyabilecek hem de gerekirse rahatça oturulabilecek kadar ferahtır. Üç esnek direk, çadırın güçlü rüzgârlara karşı bile dayanmasını sağlar. Dört kişilik çadır Bu çadıra biraz sıcak olsa da dört kişi sığmak mümkündür. Bu şekilde paylaşılan çadırlarda havalandırmanın iyi olması ve herkesin eşyalarını düzenli tutması gerekir. Araziye göre çadır
Her arazinin özelliklerine göre özel olarak yapılmış çadırlar vardır. Basit, alışılagelmiş üçgen çadırlar her yerde kullanılsalar da, jeodezik kubbe çadırlar kötü arazi ve sert iklim koşullarında, sert rüzgârlara ve ağır kar yağışına karşı daha iyi korunma sağlar. Dışardan direkli çadırlar sert rüzgârlara karşı içerden direklilerden daha dayanıklıdır. Çift kasnaklı çadırlar ekstrem havalarda dengesizlik gösterir.Üç kasnaklı tünel çadır Tünel çadırlar üç taneye kadar kasnaklıdır ve kasnaklar, ortaya doğru giderek büyür. Bu çadırlar iki ya da üç kişiliktir. Oldukça sağlam olmalarının yanı sıra kavisli şekilleri sayesinde yağmur üzerlerinden akar gider. Genellikle iki girişleri vardır.Kubbe çadır Bu çadırlar dağlar ve kutup bölgelerinde rastlanan ekstrem şartlarda kara gömülerek sabitlenebildikleri için çok kullanışlıdır. Ancak kar tabakası çok kalınlaşmadan çıkartılmaları gerekir. Çadırı kara gömmek rüzgârdan korunmak için de faydalıdır.Üçgen çadır Geleneksel üçgen çadırlar hemen hemen her yerde kurulabilir. Yatay bir üst direkleri vardır ve iki tarafları da aynı yüksekliktedir. Birçok farklı büyüklükte olabilir.Jeodezik kubbe çadır Jeodezik kubbe çadırlar sağlam, taşıması, kurulması ve toplanması kolay çadırlardır. Sert rüzgârlarda özel yapıları sayesinde oldukça sağlam olmalarına rağmen yere iyice bağlanmaları gerekir. Çadır ipi vazifesi gören çapraz ve esnek direkleri çadırı gergin tutar. Şekilleri sayesinde içlerinde rahatça oturmak mümkündür.Tünel çadır Tünel çadırlar, kubbe çadırla üçgen çadır arası çadırlardır. Bu çadırların bir kişilik olanları hafif olduğu ve kolay kurulduğu için sırt çantasıyla yapılan yürüyüşlerde idealdir. Otların üzerine ya da kayalık vadi tabanlarına kurulabilir. Sert rüzgârlara karşı dayanıklıdır.Yer çadırı Basit, su geçirmez bir uyku tulumu kılıfından yapılabilen yer çadırının giriş çıkışı ağzına dikilen kısa direklerle sağlanır. Hava geçiren bir malzemeden yapılmalı, ancak su geçirmemelidir. Yer çadırını aynı zamanda su geçirmez bir survival çantası olarak da kullanabilirsiniz.Uyku tulumu kılıfı Bir yer çadırı, uyku tulumunuz için su geçirmez bir kılıf olarak kullanılabileceği gibi çadır yerine de geçebilir. Çadır kullanımı
* Kış aylarında çadırın iki katını da kullanmalısınız. Ancak sıcak bölgelerde iç çadır gerekmeyebilir. * Sadece dış çadırı kullanarak içeride daha fazla yer kazanabilirsiniz. * Havalandırma çok gereklidir. Asla çadırın içinde yemek pişirmeyin. Ancak iç taraftaki boşluğu, fermuarı açmak şartıyla, yemek pişirmek için kullanabilirsiniz. * Çok sert ya da kayalık zeminlerde çadır kazıkları hasar görebilir. Böyle zeminlerde çadır iplerini büyük kayalara bağlayabilirsiniz. * İç çadırla dış çadır arasında yalıtımı sağlayacak bir hava tabakası olmalıdır. İki katın birbirine değmemesine dikkat edin. Aksi halde iç çadırın duvarlarında terleme olur ve oluşan su damlacıkları uyku tulumunuzu ve diğer eşyalarınızı ıslatır. Çadır bakımı ve onarımı
* Çadırı kaldırmadan önce tamamen kuru olduğundan emin olun. * Kuru çadır, hem daha hafiftir, hem de çürümez. * Çadırı uzun süre kızgın güneşin altında bırakmamaya ve kızmış durumda toplamamaya özen gösterin. * Çadırın lastik parçaları aşırı sıcaklıkta eriyip çadıra zarar verebilir. * Çadırın parçalarını düzenli olarak kontrol edin ve gerektiği zaman tamir edin. * Çadırı kaldırmadan önce temiz suyla yıkayıp durulayın. Torbasına koymadan önce asarak kurutun. * Çadırları ıslak olarak uzun süre saklamak kumaşın su geçirmez kaplamasının yıpranmasına ve küflenmesine sebep olacağından faaliyetlerden sonra çadırınızı mutlaka kurutmalısınız. Bunu yapmak için çadırı kurmak en iyi yoldur. * Çadırın dış tentesi güneşin UV ışınlarından etkilenen bir yapıda olduğundan direk güneş altında uzun süreli kurulu bırakmamaya dikkat etmelisiniz. * Çadırınızı kurarken zemin üzerindeki taş, çalı, dalı gibi sivri cisimleri temizlemek hem gece daha rahat uyumanızı sağlayacak hem de çadırınızın tabanının ömrünü uzatacaktır. * Çadırınızı yıkamanız gerekirse deterjan kullanmayın. Deterjan çadırınızın su geçirmezliğine zarar verecektir. Çadırı yıkamak için bir sünger ve su kullanın. * Çadırınızı her faaliyet öncesi gözden geçirmeniz sorunsuz bir faaliyet çıkarmanız açısından yararlı olacaktır. * Çadırınızın en doğru bakımı için kullanma kılavuzunu okuyunuz
Ali İŞLEMECİA Rh + 1961 İSTANBULDüşünmeden Konuşmanın Cezası Sonradan Çok Çok Düşünmeye Mahkum Olmaktır...!
Ali İŞLEMECİ
Ali K@pt@n
Şef
Dost Avcı
Nerden: İstanbul / TÜRKİYE
Yaş: 49
Mesaj Sayısı: 2325
« Yanıtla #2 : 23 Mart 2009, 21:24:40 »
.
.
Hayatta Kalmak , Doğada Yaşam Kamp
Kamp yeri seçimi / Güvenli bir kamp alanı
Mümkün olduğunca güvenli bir kamp alanı seçtikten sonra, bazı temel güvenlik kurallarını göz önüne almalısınız. Yaktığınız ateşten iyi havalandırılmayan toprak fırınlara kadar birçok yerde tehlike gizlidir. Hijyene önem vermeyi unutmayın ve asla çadırın içinde yemek yapmaya kalkmayın. Kumaş kolayca tutuşacağı için yangın çıkarabilirsiniz. ve diğer hastalıkların çok çabuk Ayrıca içerde yanan alev oksijenin azalmasına ve karbon monoksit gibi zehirli gazların ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu yüzden çadırınızı ya da kaldığınız diğer barınakları iyice havalandırın. Buzdolabı ve lavabo olmayan kamp yerlerinde gıda zehirlenmelerinin oluşabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Kamp çevresinde güvenlik
* Eğer bir geceden daha uzun süre konaklayacaksanız kamp yerini mümkün olduğunca güvenli kılmalısınız. * Kazalar genellikle gece olur; tuvalete kalktığınızda ateşin kalıntılarına basabilir, nehre düşebilir ya da karanlıkta kaybolup çadıra dönemeyebilirsiniz. * Her şeyi iyi planlamalı ve gerçekleşmesi imkânsız görünen kazalara karşı bile önlem almalısınız. * Su aldığınız yere bir güvenlik kazığı çakmalısınız.Kamp tuvaleti nasıl yapılır
Sadece uzun süre kalacağınız yerlerde ya da grup çok kalabalıksa lağım çukuru kazın ve bu çukuru sadece katı atıklar için kullanın. Hazırlayacağınız tuvalet, rüzgâr altında olmalıdır. Her kullanımdan sonra içine bir miktar toprak serpiştirin. Asla kimyasal madde atmayın. Bu maddeler pisliğin doğal olarak parçalanmasını engeller ve daha kötü kokmasına sebep olur. Kazdığınız geniş çukurun bir yerini küçük tuvaletinizi yapmak için belirleyin. Ayrılırken çukuru doldurmayı unutmayın. Tuvalet kutusu
İnsan pisliğini gömmenin yasak ya da sakıncalı olduğu yerlerde kapaklı bir kavanoza bir naylon torba yerleştirerek portatif bir tuvalet yapabilirsiniz. Torbanın içine biraz çamaşır suyu koyarak kokuyu azaltmanız mümkündür. Kutuyu sadece katı atık için kullanın. Çamaşır yıkamak
Elbiseleri temiz tutarak hem yalıtkanlıklarını hem de hijyeni korumuş olursunuz.* Tropik bölgelerde elbiselerinizi her gün yıkamalı, temiz ve kuru bir kat giysiyi de gece giymek için saklamaksınız. * Soğuk iklimlerde sadece çorap ve iç çamaşırlarınızı yıkamanız yeterlidir. Elbiseleriniz yırtıldığında hemen onarmalısınız, yoksa hasar büyüyerek elbisenin giyilmez hale gelmesine sebep olabilir. * Temiz ve tamir edilmiş elbiseler zor durumlarda size moral de verir. * Su kaynağınıza deterjan dökülmemesine dikkat edin. * Leke çıkarmak için taşa sürterek çamaşır yıkarken düğmeleri kırmamaya ve fermuarları bozmamaya dikkat edin. Kişisel temizlik
Temizlik malzemelerinizin tümünü bir çantada taşıyın. Böylece hiçbirini kaybetmezsiniz ve kirlenmelerini engellemiş olursunuz. Temizlik takımını kullanırken, malzemelere rahatça ulaşabilmek için çantayı yakındaki bir ağaca asın. Ayrıca genel kullanım için büyükçe bir havlu bulundurun. Bu havluyu gerektiğinde parçalayıp birçok farklı amaç için de kullanabilirsiniz. Doğal temizleyiciler
At kestanesi yaprağı * Ilık suda ezeceğiniz atkestanesi yapraklarını sabun olarak kullanabilirsiniz. Yaprakların hafif antiseptik etkisi de vardır.Çilek * Dişlerinizi temizlemek için çilekle ovuşturabilirsiniz. Odun külü de diş macunu ya da sabun olarak kullanılabilir. Çevreyi korumak
* Sabun parçalarını, yiyecek artıklarını ve diğer atıkları su kaynağınızdan uzak tutun. * Banyo yapacağınız ya da bulaşık yıkayacağınız zaman akıntı aşağı bir yeri kullansanız bile sizden daha aşağılarda kamp kuran insanların olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. * Çadırı uzun süre aynı yerde kurulu bırakmayın ki altındaki otlar tamamen ölmesin. * Barınak yapmak için kullanmayacaksanız çevrenizdeki bitki ve ağaçlara dokunmayın. * Yeni bir çukur kazmak yerine, varsa daha önce kullanılmış ateş çukurlarını kullanın. * Özellikle kuru bölgelerde çalı ya da orman yangını çıkarmamaya özellikle dikkat edin. * Ayrılırken tüm çöplerinizi yakın ve kalan artıkları yanınızda götürün. * Lağım ve ateş çukurunu doldurmayı unutmayın. * Ayrılırken geride hiçbir şey bırakmamaya özen gösterin..
Ali İŞLEMECİA Rh + 1961 İSTANBULDüşünmeden Konuşmanın Cezası Sonradan Çok Çok Düşünmeye Mahkum Olmaktır...!
Ali İŞLEMECİ
Ali K@pt@n
Şef
Dost Avcı
Nerden: İstanbul / TÜRKİYE
Yaş: 49
Mesaj Sayısı: 2325
« Yanıtla #3 : 23 Mart 2009, 22:02:18 »
.
Hayatta Kalmak , Doğada Yaşam Kamp Bozumu
Kamp bozumu bir rutin olarak yapılabilmeli ve gruptaki herkes, belirlenen zamanda üzerine düşen işleri tamamlamalıdır. Aşırı soğuk ve yağmurda bir kişi için tüm grubun beklemesi sinir bozucu ve tehlikelidir. Grubun sonunda yürümekle görevli olan artçı, herkes kamptan ayrıldıktan sonra son bir kontrol daha yapmalıdır. Normal şartlarda kamp yerini sanki oradan hiç geçmemişsiniz gibi terk etmelisiniz. Ama bir survival durumu söz konusu olduğunda sizi aramakta olanlara işaret bırakmalısınız. Çadır ya da barınağınızı en son sökün, son ana kadar kullanmanız gerekebilir. Kamp alanınızı sanki orada hiç kalmamışsınız gibi bırakmanız gerekir. Tüm çöplerinizi yanınıza almalı, söktüğünüz çimenleri yerine yerleştirmeli ve yerel kurallara uymalısınız. Bu şekilde sadece doğayı bozmamış olmakla kalmaz sizden sonrakilerin alanı kullanmalarını da mümkün kılmış olursunuz. Bir survival durumunda ise eğer olası kurtarıcılara mesaj bırakmanız gerekiyorsa bunu doğaya zarar vermeden yapmalısınız. Çadırı kaldırmak
Çadır en son kaldırılmalıdır. Böylece kötü havalarda son ana kadar kullanabilirsiniz. Kamp toplanmaya başlandığı andan itibaren herkes görevini eksiksiz ve planlanan zamanda yerine getirmeye özen göstermelidir. Çadırlar toplandıktan sonra herkes kampı terk etmeye hazır olmalıdır. Lağım çukuru
Lağım çukuru kapatılmalı ve üzerinden sökülen çimler tekrar yerleştirilmelidir. Ayrıca çukuru son defa kullandığınız tarihi de yazıp bırakırsanız sizden sonra gelecek kampçılara yardımcı olmuş olursunuz. Eğer çukuru kazdığınız yerdeki çevre bu iş için fazla hassassa, bütün pisliğinizi naylon torbalara doldurup yanınızda götürmeniz gerekebilir. Varlığınızın izleri
Kamp alanını sanki orada hiç kalmamışsınız gibi bırakmak çok önemlidir. Ateşi iyice söndürüp ateş yaktığınız yeri bitkilerle örtün. Bütün artık ve çöplerinizi yanınıza alıp lağım çukurunu örtmeyi unutmayın. Bunu alışkanlık haline getirirseniz doğaya zarar vermemiş ve diğer kampçılara saygısızlık etmemiş olursunuz. Ateşi söndürmek
Ateşi tamamıyla söndürdüğünüzden emin olun. Küller iyice dağıtılmalı ve gömülmelidir. Yanmamış artıkları daha sonra atmak için yanınıza alın. Çöp
Çöplerinizi naylon torbalarda biriktirip yanınızda götürmelisiniz. Ateşi temizlemek
Kampı bozarken ateşin tamamen söndüğünden emin olmalısınız. Ateşin üzerini tamamen örtseniz bile için için yanmakta olan korlar orman yangınına sebep olabilir. Ayrılacağınız gün kahvaltı hazırlarken mümkün olduğunca küçük odunlar kullanırsanız ateş daha kolay bitecektir.* Ateş öldüğünde artıkları ortaya toplayıp iyice kül haline gelmelerini bekleyin. Küller soğuduğunda etrafa yayıp gömün. * Yüzeyde çimenleri öldürecek kül kalmadığından emin olduktan sonra ateşi yaktığınız yerin üzerini toprakla kapatın ve ellerinizle düzleyin. Daha sonra ateşi yakmak için söktüğünüz çimi tekrar eski yerine yerleştirin. Eğer ateşin etrafına taş dizdiyseniz onları da etrafa yayıp üzerlerini yosunlarla örtün. * Keserek çıkardığınız çimenin boşluklarını toprak ve otlarla doldurup kesim yerinin belli olmamasını sağlayın. Ateş yerini örtmek için kullandığınız çimenin üzerine yaprak ve ot serpiştirin ve diğer yerlerle aynı görünmesini sağlayın. Yanmamış anıklan naylon torbalara yerleştirip daha sonra yakın ya da atın. Dikkat
Doğada birçok bölge, ziyaretçiler, araziye zarar veren, hayvanları, bitkileri ve ağaçları öldüren, su kaynaklarını kirleten çöpleri ortada bıraktıkları için zarar görmektedir. Geçtiğiniz yerlerden ve özellikle kamp yerlerinizden iz bırakmadan ve çevrenize zarar vermeden ayrılmalısınız. Çoğu milli park ve kamplarda ateş yakmak ya da lağım çukuru kazmak yasaktır. Ve bu kurallara uyulması gerekir. Bu şekilde hem doğaya zarar vermemiş hem de sizden sonra gelecek kampçıların da aynı güzelliklerden faydalanmasını sağlamış olursunuz. Eğer yiyecek artıklarını arkanızda bırakırsanız hayvanlar, sizden sonraki kampçılara rahatsızlık vererek hem insanlar hem de belki kendileri için tehlikeli olabilirler. Kurtarma Ekiplerine Mesaj Bırakmak
Sıra dışı her şey, özellikle eğer sizi arıyorlarsa, arkanızdan gelen kişilerin dikkatini çekecektir. Gittiğiniz yönü, hatta zaman ve tarihi kurtarma ekipleri için belli edin. Bırakacağınız işaretler ayrıca rotanızı tekrar bulmanıza da yarayabilir. İşaretleri mümkün olduğu kadar yüksek yerlere koyarsanız hayvanlar tarafından bozulmalarını biraz olsun engellemiş olursunuz. Bayrak
İki sopayı birbirine çatıp bir haç oluşturun ve üzerine parlak renkli bir tişört geçirin. Haçı yüksekçe bir açıklığa dikin. Eğer bu işaretlerden birkaç tane kullanırsanız gittiğiniz yön daha kolay tayin edilebilir. Çam kozalağı
Gittiğiniz yol boyunca yarık dalların arasına sıkıştıracağınız kozalaklarla işaret bırakın. Kendiliğinden asla oluşamayacak bu durum sizi arayan kişilerin dikkatini çekecektir. Hayvanların yiyebileceği bir şeyler kullanarak işaret bırakmayın. Yön okları
Açıklıklara büyükçe taşlarla çizilen yön oklarıyla gittiğiniz yönü belli edebilirsiniz. Bu oklar ayrıca havadan da görülebilir. Yön oklarını mümkün olduğunca sık bırakırsanız takip ettiğiniz patika kollara ayrılsa bile kurtarıcılarınız sizi izleyebilirler.
Ali İŞLEMECİA Rh + 1961 İSTANBULDüşünmeden Konuşmanın Cezası Sonradan Çok Çok Düşünmeye Mahkum Olmaktır...!
Ali İŞLEMECİ
Ali K@pt@n
Şef
Dost Avcı
Nerden: İstanbul / TÜRKİYE
Yaş: 49
Mesaj Sayısı: 2325
« Yanıtla #4 : 23 Mart 2009, 23:51:42 »
.
Hayatta Kalmak , Doğada Yaşam Su
İnsan vücudu, günde en az üç litre suya gereksinim duyar. Bu yüzden yolculuğa çıkarken yanınızda temiz içme suyu bulundurmanız yaşamsal önem taşır. Yolculuk süresi de genellikle su durumuna bağlıdır, çünkü motorlu araçlarla bile 4–5 gün yetecek sudan fazlasını taşımak mümkün değildir. Özellikle yürürken en azından bir günlük su ihtiyacınızı yanınızda taşımalı, buna ilaveten acil durumlar için de bir miktar su bulundurmalısınız. Her gün en az bir su kaynağına ulaşabilmeniz çok önemlidir. Bu yüzden suyu nasıl bulacağınızı ve nasıl elde edebileceğinizi iyi bilmelisiniz. Su nerelerde bulunabilir
Dağlara yağmur yağdığında küçük dereler oluşur ve bu dereler birleşerek daha büyük akarsular haline gelir. Ovalara ulaşınca bu akarsular geniş ve yavaş akan nehirlere dönüşür, nehirler ise denizlerde son bulur. Bu sistem içindeki her parçadan içme suyu sağlamak mümkündür. Doğadan elde edeceğiniz suyu içmeden önce mutlaka arıtmalısınız. Böylece sudan kaynaklanan hastalıklardan korunmuş olursunuz. Kum Tepeleri
Kum tepelerinin arasında bulabileceğiniz en çukur yeri nemli kuma erişene kadar kazın. Bu sayede yağmurun kum tepelerinin içine süzülerek biriktiği yerlere erişebilirsiniz. Çukurun içine taze su dolana kadar kazmayı sürdürün. Ağaçlar
Ağaç ve diğer yeşil bitkiler, çevrede su bulunduğunu gösterir. Etrafınıza dikkatlice bakıp görünür hayat belirtileri aramayı unutmayın. Buzullar
Buzulların etrafında genellikle eriyen suların oluşturduğu dereler vardır, ancak buzul suyunun içinde bulunan kaya tozu hastalanmanıza sebep olabilir. Kaya partiküllerinin dibe çökmesi için içmeden önce suyu bir gece dinlendirmeli, daha sonra iyice süzmelisiniz. Kayalıklar
Yosun, eğreltiotu ya da küf suyun varlığının göstergesidir. Bunların bulunduğu kaya yarıklarından su sızıyor olabilir. Plaj
Su yükseldiğinde kenara yığılan yosunların üst kısmını kazarsanız çukurun içine su dolar. Eğer kumun içinde taze su varsa suyun üzerine çıkar. Kaya Oyukları
Kayaların içindeki oyuklara bakın. Buralara genellikle yağmur suyu birikir. Kuru Nehir Yatağı
Daha önce su varmış gibi gözüken yerleri, örneğin eski bir nehir yatağının kenarını kazarak su bulabilirsiniz. Nehir yatağının içi genellikle çakıl ve kille kaplı olacağından kazmak zor olur. Suyun belirtileri
Suyun varlığı genellikle yeşil bitkiler, hayvan izleri ya da insan yerleşimi gibi işaretlerden anlaşılabilir. Ancak gizli su kaynaklarını gösteren başka işaretler de vardır. Cansız gibi görünen bir arazide canlı hayvanların varlığı bu işaretlerden biridir, ama akbaba gibi bazı kuşların kilometrelerce uçabildiklerini unutmayın. Ağaç ve Diğer Bitkiler
Bütün ağaçların yaşamak için suya ihtiyacı vardır. Bazıları ihtiyaç duydukları suyu bulabilmek için çok derinlere kök salarken palmiyeler genellikle yüzeye yakın su kaynaklarının olduğu yerlerde yetişir. Ayrıca bazı ağaç türleri de gövdelerinde su biriktirir. Hayvan İzleri
Geviş getiren hayvanların günde en az iki defa yani günbatımı ve doğumunda su içmeleri gerekir, bu zamanlarda genellikle su kaynaklarına doğru giderler. Hayvan izlerini takip edin. Özellikle izlerin yoğun olduğu yön sizi bir su kaynağına götürebilir. Eğer bir gölet bulursanız civarda karşılaşabileceğiniz etobur hayvanlara karşı dikkatli olmalısınız. Arı ve Sinekler
Arılar çoğunlukla yuvalarından en fazla beş kilometre uzaklaşır. Devamlı bir su kaynağına ihtiyaç duydukları için, yuvalarından ayrılırken uçtukları yöne bakarak su kaynağının yönünü tahmin edebilirsiniz. Sinekler ise su kaynağından yüz metreden fazla uzaklaşmaz. Ama çöllerde sanki yoktan var olmuş gibi ortaya çıkıverirler, bu nedenle onları izleyerek su kaynağının yerini tahmin etmek çok zordur. Karıncalar
Karıncaların da devamlı bir su kaynağına ihtiyacı vardır. Ağaca tırmanırken gördüğünüz bir sıra karıncanın tepedeki bir yağmur suyu birikintisine gidiyor olması güçlü bir olasılıktır. İnsan vücudunun su ihtiyacı
Su, insan vücudunun en önemli ve en yaşamsal ihtiyaçlarından biridir. Ancak vücudumuz suyu yağ gibi depolayamaz. Bu yüzden özellikle vücut ısımızın sabit kalması, böbreklerdeki artık maddelerin atılması ve sinir sistemimizin çalışması için suya ihtiyacımız vardır. İnsan vücudunun yaklaşık yüzde 75`i sudan oluşur. Terleme ve idrar yoluyla kaybedilen suyun yerine konması gereklidir. Aksi halde sağlık problemleri başlar ve kişiyi ölüme götürebilir. SU KAYBININ ETKİLERİ %1- 5 Kayıp %6- 10 Kayıp %11 -12 Kayıp Susama Baş ağrısı Hezeyan Rahatsızlık Baş dönmesi Dil şişmesi Uyuşukluk Ağız kuruması Titreme Huzursuzluk Eklemlerde karıncalanma Sağırlık İştahsızlık Morarma Göz kararması Kızarma Dilin dolanması Hissizlik Yüksek Nabız Nefes alma zorluğu Deride kızarma Bulantı Yürüme zorluğu Yutkunma zorluğu Güçsüzlük Bulanık görüş Ölüm Su kaybını engellemek
Sadece gölgelik bir yerde yatsa bile insan solunum ve idrar yoluyla günde bir litreden fazla su kaybeder. Özellikle sıcak havalarda terleme yüzünden su kaybı artacağı için eğer suyunuz azsa bol bol dinlenmeli ve geceleri yolculuk yapmalısınız. Terlememeye ve gölgede kalmaya gayret edin. Su kaybını azaltmak için burnunuzdan nefes alın ve sigara içmeyin. Sıcak toprağa yatmayın. Sağ kalmanıza yetecek kadar yiyin. Yağlı yiyeceklerden kaçının ve kesinlikle alkol almayın. Yağ ve alkolün sindirimi sırasında çok fazla su harcanır. Su aramaya çıkmak için de suyunuzun tamamen tükenmesini beklemeyin. Su yaratmak
Survival durumunda kaldığınızda, barınak sağladıktan sonra yapmanız gereken en önemli şey su bulmaktır. Suyunuz yoksa birkaç günden fazla yaşayamazsınız. Her zaman güvenli ve yeterli bir su kaynağının yanına kamp kurmanız mümkün olmadığı için acil durumlarda yağmur suyu biriktirebilir ya da çiğ toplayabilirsiniz. Atmosferden, bitkilerden ya da yeraltı birikintilerinden elde edilen su her zaman saf olduğundan diğer doğal su kaynaklarına oranla daha sağlıklıdır. Su toplamak için en iyi zaman şafak vaktidir. Yağmur suyu nasıl biriktirilir
Kamp kurduktan sonra su biriktirebilmek için kaplar hazırlayın. Barınağınızın damından akan yağmur sularını biriktirip bir kabın ya da küçük bir gölletin içine yönlendirebilirsiniz. Bulunduğunuz yerin yakınlarında bir nehir ya da dere olsa bile, kimyasal arıtma ya da kaynatma gerektirmediği ve saf olduğu için yağmur suyu kullanmak en iyi çözümdür. Yağmur suyunu biriktirmek için genişçe bir su geçirmez örtüyü tercihen bir yamacın kenarlarına çakacağınız kazıklarla gerin. Böylece yağmur suyunu bir kabın içine toplayabilirsiniz. Yağmur suyu toplayıcısı
Yağmur suyunu depolamak ve bir kabın içine yönlendirmek için herhangi bir su geçirmez örtü kullanabilirsiniz. Aşın yağışlarda kap dolduğunda hemen yenisini koymak için kaba göz kulak olun. Çiğ nasıl biriktirilir
Geceleri soğuyan havanın içerdiği nem yoğunlaşarak çiğ olarak yere, bitkilerin ve ağaçların üzerine yağar. Çiğ güneş çıkınca süratle buharlaşır. Birçok böcek, bitki ve hayvan hayatta kalmak için çiği kullanır. Siz de bu su kaynağından faydalanabilirsiniz.* Uzun ve ıslak çimenlerin üzerindeki çiği bir mendille silerek su elde edebilirsiniz. Güneş doğduktan kısa bir süre sonra çiğ kalkacağı için en iyi zaman şafak vaktidir. Kıraç topraklarda yaşayan yerlilerin çoğu su bulmak için bu yöntemden faydalanır. ( resim 1 ) * Mendil iyice ıslandığı zaman bir kabın içine sıkın. Yeterince su elde edene kadar bu işlemi tekrar edin. ( resim 2 ) Su kuyusu nasıl kazılır
Gevşek zeminlerde su genellikle toprak altındaki oyuklara sızar. Otuz santim derinliğinde bir çukur kazın ve içinde toplanan suyu alın. İlk birkaç defada su biraz bulanık olacak ama giderek daha temiz ve içilebilir hale gelecektir. Dikkat : Su çukurunu kazmadan önce çevrenizi inceleyin. Eğer çamur garip kokuyorsa ya da üzeri yeşil bir tabakayla kaplıysa içerdiği su kirli demektir. Ölü hayvanların olduğu yerlerden de su almamalısınız. İçmeden önce suyu mutlaka arıtın. Bitkilerden su elde etmek
Bitkiler yapraklarından su buharı verir. Naylon bir torbanın içine koyduğunuzda bitkilerin dışarı verdiği su torbanın üzerinde yoğunlaşacağı için rahatlıkla toplayabilirsiniz.* Eğimli bir yere sığ bir krater yapın. Bu kraterin etrafına da toplama yerine doğru daralan ikinci bir krater oluşturarak iki krateri toprak bir çıkıntıyla ayırın. * Kraterlerin üzerini bir naylon torba ile örtün. Torbanın altına bir sopa dikerek çadır oluşturun ve uçmaması için etrafına taşlar dizin. Ortadaki küçük kraterin içine yeşil yaprak ve çimen koyun. * Torbanın ağzım sıkıca kapatın ve bitkilere değmemesine dikkat edin. Bitkiler "terledikçe" dışarı verdikleri su buharı ısınır ve naylon torbanın üzerinde yoğunlaşır. Bu su önce aşağıya doğru, sonra da torbanın ağzına akarak birikir. Yeteri miktara ulaştığında torbanın ağzını açarak suyu bir kaba doldurun.Dalları kullanma
Büyümekte olan bir dal ya da bir bitkinin tamamının üzerine bir naylon torba geçirin. Bitkinin dışarı verdiği su buharı ısınacak ve torbanın yüzeyinde tekrar yoğunlaşacaktır. Bitkilerden diğer su toplama metotları
Bazen yere bir örtü sererek ya da aynı örtüyü ağaçlara asarak yoğun sisli havalarda su damlacıkları elde edebilirsiniz. Acil durumlarda geceleri yere bir naylon serin. Hava serinledikçe havadaki nem yoğunlaşarak su damlacıkları şeklinde örtünün üzerine yağar. Bu şekilde çok fazla su toplamanız mümkün olmasa da daha kullanışlı bir kaynak bulana kadar su ihtiyacınızı giderebilirsiniz. Topraktan su elde etmek
Güneş enerjisiyle çalışan bir yeraltı kuyusu kullanarak topraktan su elde edebilirsiniz. İki yüzey arasındaki ısı farkı nedeniyle, aradaki hava ısınır ve doyar, daha soğuk yüzeyde yoğunlaşır. Güneş enerjisiyle çalışan yeraltı kuyusu yapımı
Bir metre genişliğinde ve 60 santim derinliğinde bir çukur kazıp dibine bir kap yerleştirin. Çukurun üzerine bir naylon koyun ve üzerine taş dizerek sabitleştirin. Ortasına yumruk büyüklüğünde bir taş koyarak naylonun çukurun dibine doğru sarkmasını sağlayın. Çukurun içindeki hava ısındıkça nem daha serin olan naylonun üzerinde yoğunlaşır ve daha sonra çukurun dibindeki kabın içine akar. Bu metot özellikle çöllerde gece - gündüz işe yarar. Geceleri dışarıdaki hava daha soğuk olduğundan naylonun dış yüzeyi daha iyi soğur ve çukurun içindeki hava daha sıcak olduğundan yoğunlaşma daha iyi olur. Kazdığınız kuyunun içindeki nem tükenince yeni bir çukur kazabilirsiniz. Deniz suyunu arıtmak
Güneş enerjisiyle çalışan kuyuda kullandığınız teknikle deniz suyu veya idrardan da temiz su elde edebilirsiniz. Bir leğenin içine deniz suyu koyarak suyun içine bir kap yerleştirin. Leğenin üzerine bir naylon koyup kenarlarını bağlayın. Örtünün üzerine bir taş koyarak kabın içine doğru bir koni oluşturun. Naylonun altındaki hava ısındığında deniz suyu buharlaşarak saf su olarak örtünün altında yoğunlaşır ve kabın içine akar. Doğal su kaynakları
Doğada birçok su kaynağı bulunur. Örneğin bitkilerden, hayvan kanı ve gözünden, kurumuş çamur birikintilerinin içinde kış uykusuna yatan ve derilerinin altında su biriktirebilen bazı kurbağa cinslerinden su elde etmek mümkündür. Ancak bu çeşit doğal su kaynaklarını kullanırken yerel halkın değer verdiği şeylere zarar verebilirsiniz. Bu yüzden su kuyuları ve çukurlarına dikkat etmeli ve su aldığınızda asla ziyan etmemelisiniz. Su biriktiren bitkiler
Su biriktiren bitkilerin birçok çeşidi vardır: Bazıları yaprak ya da köklerinde, bazıları böcek yakalayabilmek için çiçeklerinin içinde yağmur suyu biriktirir, bazıları ise kendi sıvılarını kendileri salgılar. Bütün bu su ve sıvıları acil durumlarda kullanabilirsiniz.Carrion Çiçeği ( Stapelia ) Diğer etli bitkiler gibi carrion çiçeğinin de sapında su bulunur. Ayrıca taç yaprakları da çiğnenebilir. Hint İnciri ( Opunthia ) Hint inciri gibi bazı kaktüs çeşitleri çiğnediğiniz zaman neminden faydalanabileceğiniz etli yapraklara sahiptir. Testi Çiçeği ( Nepenthes ) Bu bitki, testisinin dibinde biriken bir çeşit yapışkan sıvıyla böcek yakalar. Bu suyu içmek mümkün olsa da önce içindeki böcekleri temizlemelisiniz. Fıçı Kaktüsü ( Ferocactus, Echinocactus ) Fıçı şeklindeki bu kaktüs cinsi, sütümsü bitki sıvılarının içilmemesi kuralına tek istisnadır. Fıçı kaktüsünün bazı türleri bir metreye kadar büyüyebilir. * Fıçı kaktüsünden su almak için tepesini keskin bir bıçakla kesin. Dikenlere dikkat etmeyi unutmayın. * Kaktüsün içindeki etli kısmı bir sopayla karıştırarak posa haline getirin. Bu şekilde etli kısmın nemi açığa çıkar.* Bir kamış kullanarak posanın sıvısını için. Ama aklınızdan çıkarmayın, kaktüsler çok yavaş büyür ve sıklıkla kullanılırlarsa bazı bölgede türleri yok olabilir. Bu nedenle kaktüsleri sadece çok acil durumlarda kullanmalısınız. Sarmaşıktan su elde etmek * Büyük bir bıçak ya da palayla sarmaşığı erişebildiğiniz kadar yukardan kesin. Önce dibini kesmeyin ki sıvı bitkinin damar hareketleriyle yukarı doğru çıkmasın.* İkinci olarak sarmaşığın dibini keserek hazır bulundurduğunuz bir kaba koyup sıvının akmasını sağlayın. Gerekirse başka sarmaşıkları da keserek yeterince su sağlayabilirsiniz. Buzdan su elde etmek
Ateşin üzerine yerleştirilmiş bir kayanın üstüne koyacağınız buzu eriterek su elde edebilirsiniz. Yeni donmuş deniz buzu kullanırsanız elde edeceğiniz su tuzlu olur. Oysa Arktik bölgelerdeki eski deniz buzu mavimsi olur ve daha az tuz içerir. Kardan su elde etmek
Zemine mümkün olduğu kadar yakın bir yerden alınmış yoğun kar kullanmaya gayret etmelisiniz. Ateşe yakın bir yere asacağınız bir bohçanın altına su kabınızı koyun. Bohçanın içindeki kar zamanla erir. Kabı ateşin üzerine koymayın. Oluşan su tekrar kara dönüşür ve kap yanar. 41 santim kardan sadece üç santim su elde edilebilir. Diğer su kaynakları
Bir çok palmiye cinsi filizleri kesilerek elde edilebilen şekerli bir sıvı salgılar. Çöl bitkilerinin köklerinde birikmiş su bulunsa da bu kökleri bulup çıkarmak zordur. Bazı Avustralya ve Afrika kurbağaları kuru mevsimleri geçirmek için yeraltına inmeden önce vücutlarında su biriktirir. Çok acil durumlarda kurbağaları sıkarak bu suyu çıkarabilirsiniz. Su Arıtmak
Vahşi doğada suyun saf ve temiz olduğu durumlara pek rastlanmaz. Bu yüzden içilmeden önce mutlaka arıtılarak hastalık taşıyan zararlı mikroorganizmalardan temizlenmeli, içindeki çamur ve diğer kirler süzülmelidir. Batılılar her gördükleri suyun özellikle bir musluktan akıyorsa içme suyu olduğunu düşünürler. Ancak birçok bölgede musluk suyu bile saf ve temiz değildir. Bazı insanlar pis suya diğerlerinden daha dayanıklı olsa da genellikle pis su içen herkes mide ve bağırsak problemleriyle karşı karşıya kalır. Doğada, yağmur haricinde, en temiz görünen su bile asla saf değildir. İçinde çeşitli tuzlar, mineraller ve zararlı organizmalar vardır. Doğada bulunan suyun içindeki parçacıklar süzülmeli ve en az beş dakika kaynatılarak ya da kimyasal maddeler kullanılarak içindeki organizmalardan arıtılmalıdır. Deniz suyu ve idrar doğal hallerinde asla içilmemeli ancak çok acil durumlarda distile edilmelidir. Kullanılabilecek birçok su arıtıcısı mevcuttur. Bunların çoğu suyu önce süzer daha sonra da kimyasal maddelerin yardımıyla arıtır. Buna alternatif olarak arıtma tabletleri kullanabilir ya da suyu süzdükten sonra kaynatabilirsiniz. Su arıtma metotları
Tentürdiyot Tentürdiyot kullanırken sağınızı solunuzu pisletebilirsiniz. Ayrıca su pembemsi bir renk alır ve tadı bozulur.Potasyum permanganat Bu madde su sterilizasyonu için de kullanılan çok amaçlı bir kimyasal maddedir. Su hafifçe pembe olana kadar kullanılmalıdır.Tabletler Klor bazlı tabletler suyun tadını yüzme havuzu suyu gibi yapar ama çok güvenlidir. Yarım litre kirli suya yarım tablet kullanılır.Portatif Filtre Hortumun ucu kirli suya daldırılır. Filtrenin sapı yukarı aşağı hareket ettirildikçe arıtılmış su musluktan akar ve bir kaba toplanabilir.Bardaklı Arıtıcı Bu arıtıcı sökülüp cepte taşınabilir. Kirli su, şişenin tepesine takılabilen filtrenin içinden geçirilerek arıtılır. Arıtılan su şişenin içine dolar.Arıtma Cihazı Ampul şekilli parça akarsuyun içine daldırılıp hortumun diğer ucu bir kovanın içine koyulur. Pompanın kulpu aşağı yukarı hareket ettirilerek akan su, artıcının içinde arıtılıp kovaya dolar. Doğal arıtıcı yapmak
Üç ayak Filtre Su arıtıcınız yoksa suyu kaynatmadan önce süzmek için bir çorap kullanabilirsiniz. Eğer çorap kullanacaksanız içine daha ince bir başka çorap ya da ince kum koyarak filtreyi daha güvenilir hale getirebilirsiniz. Bu filtreyi her kullandığınızda çorabın içini boşaltıp iyice durulayın. Filtrenizi asmak için ise bir üçayak yapın. Tuzlu suyun distilsyonu Acil bir durumda deniz suyundan da distilasyon yoluyla temiz su elde etmek mümkündür. Deniz suyunu kaynatarak buharı kabın üzerine koyacağınız bir bezde toplayın. Birbiri ardına kabın üzerine örteceğiniz bir sürü bez kullanmalısınız. Elinizin yanmasını engellemek için bir sopa kullanarak bezleri kabın üzerinden alın. Islak bezler soğuduğunda sıkarak sularını başka bir kaba boşaltın. Doğadaki suyun tehlikeleri
Hayvanlar su içerken suyun içine insanlar için zararlı olabilecek birçok mikroorganizma ve bağırsak paraziti karışır. Bunların birçoğu uzun dönemde oldukça zararlı olabilir. Bazıları ise etkilerini hemen gösterir. Modern insan bu maddelerin çoğuna alışkın olmadığından çok kötü etkilenebilir. Dağlardaki su kaynaklarının temiz olması gerekse de içlerinde endüstriyel kimyasal maddeler bulunabilir. Bu yüzden doğada bulduğunuz bütün su kaynaklarından alacağınız suyu kullanmadan önce arıtmalısınız. Kötü su işaretleri
Önünüzde duran su kaynağının tehlikeli olduğunu gösterecek hayvan kemikleri ve iskeletlerini her zaman göremeyebilirsiniz. Eğer suyun içinde tehlikeli kimyasal maddeler varsa kaynağın kenarına birikmeler olur. Kaynattığınız zaman bu maddeler açığa çıkar. Suyun çevresinde bitki örtüsü olmaması, yüzeyinde fazla miktarda yeşil alg olması da suyun içilemez olduğunun göstergesidir. Kamış ve sazlar durgun sularda yetişir. Bu sularda parazit bulunması ihtimali daha fazladır.Su kaynaklı hastalıklar Hastalık ( Leptospirosis ) [ Sebepleri ]* İnsanlara, hastalığı taşıyan hayvanlardan (sıçan, sığır, fare, köpek, domuz ) geçer. Bu hayvanların idrarıyla ya da vajinal salgılarıyla temas edildiğinde enfekte olunur. Vücuda tahriş olmuş deri ya da ağız, burun, boğaz ve göz damarlarından girer. [ Belirtileri ] * Gribe benzer belirtileri (ateş, titreme, baş ağrısı, kas ağrıları) vardır. Daha ileri durumlarda menenjit, sarılık, böbrek yetmezliği, iç kanama ve kalpte hasara sebep olabilir. ( Bilharzia ) [ Sebepleri ]* Bu hastalığa yavaş akan tatlı su akarsularındaki tenyalar sebep olur. Deriden girip bağırsaklara geçerler. Ayrıca tatlı su salyangozundaki parazitler de hastalık yapabilir. [ Belirtileri ]* Kaşıntı, döküntüler, astım krizleri, karaciğerde büyüme ve idrar yollarında tahrişe sebep olur. ( Amipli dizanteri ) [ Sebepleri ]* Lağım karışan içme suyuyla geçer. [ Belirtileri ]* Kanlı ishal ve bağırsak iltihaplanmasına sebep olur. Bu enfeksiyonun daha karmaşık türleri sarılık, karaciğer ve akciğerlerde apse ve bağırsak delinmesine sebep olabilir. ( Çengelli bağırsak kurdu ) [ Sebepleri ]* Bu parazitin larvaları vücuda içme suyundan ya da doğrudan deriden girer. [ Belirtileri ]* Yetişkin kurtçuklar bağırsakları sararak kansızlık ve uyuşukluğa sebep olur. ( Giardiasis ) [ Sebepleri ]* İdrar ve vajinal sıvılarla kirlenmiş sudaki giardia paraziti sebep olur. [ Belirtileri ]* İshal ve mide kramplarına sebep olur. Kuzey Amerika, Afrika ve Asya’da giderek daha sık görülmektedir. [/b][/i]
Su kaynaklı hastalıklardan korunma
Tek çare suyu arıtmaktır. Eğer beraber yolculuk ettiğiniz arkadaşlarınızdan biri içtiği su yüzünden hastalanırsa onu ve ona bakmakla yükümlü arkadaşınızı karantinaya alın. Hastanın kullanacağı tabak, bardak ve aletleri ayırın. Hastalanmasına sebep olan organizmalardan bolca içeren dışkısından ve kirli elbiselerinden uzak durun. Kamp temizliğine daha fazla özen göstererek başkalarının da hastalanmasını engelleyin. .
Ali İŞLEMECİA Rh + 1961 İSTANBULDüşünmeden Konuşmanın Cezası Sonradan Çok Çok Düşünmeye Mahkum Olmaktır...!
Ali İŞLEMECİ
Ali K@pt@n
Şef
Dost Avcı
Nerden: İstanbul / TÜRKİYE
Yaş: 49
Mesaj Sayısı: 2325
« Yanıtla #5 : 12 Nisan 2009, 18:45:42 »
.
Hayatta Kalmak , Doğada Yaşam Suyu Taşıma
Bir nehrin hemen kıyısına kamp kurmuş olsanız bile su biriktirmek için birtakım araçlara ihtiyacınız olacaktır. Yemek kaynatmak ve nehirden su almak için kap lazımdır. Ayrıca nehrin çok yakınına kamp kurmak da pek mantıklı olmayacağından günde en az iki kez kampa su taşımanız gerekir. Yiyecek aramak, keşif yapmak ve iş görmek için çıkacağınız yolculuklarda da her zaman su bulamayabilirsiniz. Bu yüzden suyunuzu yanınızda taşımanız iyi olur. Su değerlidir. Bu yüzden asla ziyan etmemelisiniz. Her zaman su stokunuzu yenileme şansı bulamayabilirsiniz. Hem sıcak hem soğuk içecekleri taşımak için birçok çeşit kap kullanabilirsiniz. Bu kaplar sert plastikten çeliğe kadar değişik malzemeden yapılır. Bazıları ise içlerindeki sıvı tükendikten sonra katlanıp kaldırılabilmeleri için kumaştan yapılır. Su taşıyacağınız kaplarla içinde yakıt bulunan kapları birbirinden iyice ayırmalısınız. Termos
Vakumlu metal termoslar kolayca kırılmaz ve hem sıcak hem soğuk sıvıları taşımak için kullanılır. Plastik Şişe
Hafif ve sert plastik şişeler idealdir. Ancak ateşe çok yakın koyulursa erir. Çelik Şişe
Sağlam olmasına rağmen içi doluyken oldukça ağır olur. Bel Çantası
Bele takılabilen bir kap yolculuk yaparken suyu rahatça, ellerinizi serbest bırakarak taşımanızı sağlar. Bardaklı Termos
Bu termosların bardak olarak kullanılan kapakları vardır. Küçük Su Çantasır
Bu kap kullanılmadığı zaman katlanıp kaldırılabilir. Yere koyar ya da düşürürseniz kolayca delinebilir. Askılı Matara
Geleneksel su taşıma kabıdır. Kapağı mataraya bağlayan parçanın kopmamasına dikkat edin, aksi halde kapağı kaybedebilirsiniz. Askılı Su Torbası
Büyük kamplarda kullanılan su çantası dala asılarak havadaki esinti sayesinde içindekileri serin tutar. Su taşıma
Su taşımak gündelik bir iş haline geldiğinde ve birçok bölgede kamp yerinin su kaynağından uzak olacağı düşünüldüğünde bu işin büyük su kaplarının doldurulup kampa taşınarak yapılması gerektiği ortaya çıkar. Taşıma sırasında kabı sırtınıza asarak ellerinizin boş kalmasını sağlamanız en iyi yoldur. Eğer mümkünse büyük kaplara ağzına kadar su doldurmak için daha küçük bir kap kullanın. Hayatta Kalmak , Doğada Yaşam
Uyarlama Kaplar
Kamış Parçası
Kamışlar "duvarlarla" bölünen parçalardan oluşur. Bu parçaları kullanarak harika su kapları yapabilirsiniz. Kalın bir kamışı, halkalarından birinin bir santim kadar altından kesin ve üstteki halkaya da aynı işlemi uygulayın. Böylece ağzı açık bir su kabınız olacak Su Kabağı
Su kabakları kuruduğu zaman içleri boşalır ve kap olarak kullanılabilir. Su kabağının tepesini keserek içindeki etli kısmı bir bıçak yardımıyla çıkarın ve uzun bir sopa kullanarak temizleyin. Su biriktirme
Kurak mevsimlerde kullanmak için ya da taşıyabileceğinizden fazla suya ihtiyacınız varsa su biriktirmeniz gerekebilir. Suyun akacağı yönde bir yer seçip kil ya da kaya tabakası çıkana kadar kazın. Kazdığınız çukurun içine üzerine kil sıvayacağınız bir örtü serip zeminin sugeçirmez hale gelmesini sağlayın. Buharlaşmayı en aza indirmek için gün boyunca çukurun üzerini vinil bir örtü ya da bitkilerden öreceğiniz bir kapakla örtün. Geceleri ve yağmur yağarken bu örtüyü kaldırarak yağmur suyu ve çiğin yaptığınız göllete dolmasını sağlayın. Suyu düzenli olarak kaplara doldurun. Doğada su kuralları
* Doğadan aldığınız suyu her zaman süzün ve arıtın. * Su alırken o anki ihtiyaçlarınız haricinde taze su bulamayacağınız acil durumları da göz önüne alın. * Yağmur yağarken bütün kaplarınızı çıkarıp kapaklarını açarak etrafa dizin. Toplayacağınız yağmur suyunun ne zaman işe yarayacağı belli olmaz. * Suyu asla ziyan etmeyin. Ne kadar çok suyunuz olursa olsun, hiç beklemediğiniz bir anda susuz kalabilirsiniz. * İdrar ya da deniz suyunu işlemden geçirmeden asla içmeyin. Acil durumlarda distile edebilirsiniz. Soğuk havalarda da sıcak havalardaki kadar çok su için. * Soğuk havada da su kaybı olur. Karda yürüyüş ve kayak terlemenize sebep olabilir. * Eğer yeterli suyunuz yoksa yemek yemeyin. Sindirim esnasında vücut çok su kaybeder.
Ali İŞLEMECİA Rh + 1961 İSTANBULDüşünmeden Konuşmanın Cezası Sonradan Çok Çok Düşünmeye Mahkum Olmaktır...!
Ali İŞLEMECİ
Ali K@pt@n
Şef
Dost Avcı
Nerden: İstanbul / TÜRKİYE
Yaş: 49
Mesaj Sayısı: 2325
« Yanıtla #6 : 12 Nisan 2009, 19:41:12 »
.
Hayatta Kalmak , Doğada Yaşam Ateş
Ateş
Kamp ateşi yakmak bazı durumlarda yaşamsal önem taşır; ateş ısınmanızı ve yemek pişirmenizi ağlar, gerektiğinde moralinizi yükseltir, vahşi hayvanları ve böcekleri uzak tutar, ısınmak için vücudunuzdaki değerli kalorileri harcamanızı engeller, ağza konulmayacak durumdaki yiyecekleri ziyafete dönüştürür, elbise ve botlarınızı kurutur. Ateş yakmak için kav, çalı çırpı ve ana yakıt, ateşin sönmeden yanabilmesi için de oksijen gerekir. Her boyutta kuru ağacı, yakıt kaynağı olarak kullanabilirsiniz. Eğer odunu devrilmiş ağaçlardan sağlayacaksanız, yerle bağlantılı olan kısımlar yerine etrafa yayılmış kuru dalları kullanın. Kav çeşitleri
Yosun Yeşil ve yaş yosunlar kav olarak işe yaramaz. Ancak ölü ve kuru yosun, ateş yakmak için idealdir. Yosunu ağaç kütüklerinin ya da taşların üzerinden toplayabilir ve iyice kuruttuktan sonra kullanabilirsiniz.Mantar Ağaç kabuklarında oluşan mantarların dış yüzeyleri su geçirmez, iç kısımları ise kuru ve yumuşaktır. Mükemmel bir kav olan bu iç kısma ulaşmak için dış kabuğu bıçakla çıkarmanız gerekebilir.Ağaç kabuğu Yağışlı havalarda bile, kurumuş ağaç kütüklerinin kabuklarını soyarak iç kısımlarını kav olarak kullanabilirsiniz. Islak kısımlarını bıçakla yontun ya da ağaç kurtlarının çürüttüğü kısımları kullanın. Ağaç kurtları kuru odun tozu üretir. Çürümüş odun da kav olarak kullanılabilir.Kuru yapraklar En yağışlı ormanlarda bile kuru yaprak bulabilirsiniz. Kuru yaprak toplamak için yanınızda bir naylon torba bulundurun. Ateş yakarken yaprakları ufalayarak ya da bütün olarak kullanabilirsiniz.Kuru otlar Bir tutam kuru otun içine kıvılcım sıçratarak rahatlıkla ateş yakabilirsinizIsınmak için yakacak
Dişbudak, köknar, elma, fındık, çobanpüskülü gibi yumuşak odunlar çabucak ve bol alevli yanar, iyi ısı verir. Isıtıldığı zaman en çok kıvılcım çıkaran odun sedir ve köknardır. Yumuşak odunlar çok hızlı yandıkları için ateşi sürdürmek, hızlı yemek pişirmek ve çeşitli sıvıları kaynatmak için kullanılabilir. Ancak ateş çabucak söner, fırınlama ve yavaş pişirme için gerekli közler yerine bol miktarda kül bırakır. Yemek pişirmek için yakacak
Meşe, kayın, huş, akça ağaç, ceviz, çınar gibi yoğunluğu yüksek, sert odunlar yavaş yanar, yüksek ısı verir ve yavaş pişirme için kullanılabilecek bol miktarda kömür bırakır. Ateşte pişirdiğiniz yemeğin tadı dumana bağlı olarak değişir. Farklı odunlar yandıkları zaman farklı kokularda duman çıkarır. Örneğin çam odununda pişirilen yemeğin tadı reçineye benzerken elma ya da ceviz odununda pişen yemeğin tadına doyum olmaz. Siz de farklı odunlarla denemeler yapabilirsiniz. Acil durum yakacakları
Bir survival durumunda, yakacak olarak çevrenizde bulacağınız herhangi bir şeyi kullanmak zorunda kalabilirsiniz. Hayvan pisliği, kuru likenler, kara yosunu, kara süpürgeotu, çürümüş sebze gibi malzemeleri önceden güneşe serip kurutarak kullanabilirsiniz. Deniz kıyısındaysanız kuru deniz yosunu yakılabilir. Bazen kömür parçaları hatta yeryüzüne sızıp küçük göller oluşturmuş petrol bulmak bile mümkündür. Ayrıca bazı kumsallarda yakmak için kullanabileceğiniz zift parçaları da bulabilirsiniz. Hayvan yağı da yakacak olarak kullanılabilir. Kullanılmaması gereken odunlar
Çam, alıç gibi reçineli bazı odunlar ateşe atıldıklarında şiddetle patladıklarından mümkün olduğunca az kullanmalısınız. Kızılağaç, kestane, kavak ve söğüt ise yanmaktan çok tüter. Bambu da ateşe atılmadan önce yarılmazsa patlayabilir. İyi ateş yakmanın sırları
İyi bir ateş yakmanın sırrı önce küçük dallarla başlayarak ateşi kademeli olarak büyütmek ve giderek daha büyük odunlar kullanarak ateşi olgunlaştırmaktır. Yakacakların sıralaması kav, çalı çırpı, küçük dallar, büyükçe dallar ve kütükler şeklinde olmalı. Sıradaki kategoriye geçmeden önce ateşin içindeki yakacağın iyice tutuşmasını beklemelisiniz. Ateş Malzemeleri
Kav En azından greyfurt büyüklüğünde, iyice ufalanmış bir topak kavınız olmalı. Kav ateş yakarken kullanacağınız en önemli malzemedir. Eğer kav yerine kullanabileceğiniz suni bir tutuşturucunuz yoksa küçük dalları yakamazsınız.Çalı çırpı Kav alev aldıktan sonra küçük dal parçalan ve kuru yapraklardan oluşan çalı çırpıyı da tutuşturun. Dal parçaları en fazla kurşunkalem kalınlığında olmalı. Kullanacağınız çalı çırpının tam anlamıyla kuru olduğundan da emin olmalısınız.Küçük yakacaklar Çalı çırpı iyice tutuştuktan sonra ateşe parmak kalınlığında sopalar atmaya başlayabilirsiniz. Bu sopalar ateşi yavaş yavaş güçlendirir.Esas yakacak Ana yakacak görevi gören büyükçe dalların kolayca kırabileceğiniz kalınlıkta olması gerekir. Kamp ateşlerinde genel olarak bu büyüklükte odunlar kullanılır.Büyük yakacaklar Yaktığınız ateşi bütün gece sürdürmek istediğinizde ya da yarı kalıcı bir kamp kurduğunuzda büyük kütükler kullanılır. Ateşi söndürürken kütüklerin tamamen yandığından emin olun. Ateş yakmaya hazırlık
Ateş yakmanın sırrı kuru yakıt bulmak ve küçük bir ateşi büyütebilmektir. Yeri ve amaçlarınıza uygun ateş tipini çok dikkatli seçmeli, çevre koşullarına uygun bir şekilde ateş yakmaksınız. Güvenlik, dikkat etmeniz gereken en önemli unsurlardan biri. Ateş birçok olası tehlike taşır. Kontrolden çıkarak kuru bitki örtüsü, çadır ya da elbiseleri tutuşturabilir ya da bir barınaktaki tüm oksijeni bitirerek içerdekilerin boğulmalarına sebep olabilir. Ayrıca dikkatlice söndürülüp temizlenmezse araziye de zarar verir.Dikkat Kuraklık yüzünden bitki örtüsünün kuru olduğu yerlerde ateş yakmayın. Özellikle rüzgârlı yerlerde kontrol edebileceğinizden büyük ateşler yakmayın. Ayrıca tutuşabilecek dalların altında ateş yakmak da tehlikelidir. Tepe Ateşi
Yerdeki otların bir kısmını sökün ve bir kenara koyun. Açtığınız çukurun içine yaş sopalardan bir sıra dizin. Sopaları birbirine dayayarak bir tepecik şeklinde dizin. Tepeciğin çok büyük olması gerekmez Yaptığınız tepeciği büyütün ve mümkün olduğunca sağlamlaştırın. Tepeciğin içinde kav konulacak kadar yer olmasına dikkat edin. Ayrıca bir kenarda kava ulaşmak için açıklık olsun Tepecik bittikten sonra kavı içine yerleştirin, üzerine kuru yaprak ve küçük dal parçaları ekleyin. Tepeciğin içindeki çalı çırpıyı tutuşturun. Isı arttıkça tepeciği oluşturan dallar da tutuşup alev alır. Tepeciği kendi üzerine yıkarak besleyebilir ya da köz ocağı olarak kullanabilirsiniz. Ateşin dibine dizdiğiniz dallar da yanarak daha korlu ve canlı bir ateş oluşturur. Diğer ortamlar için ateş
Temel tepe ateşini hemen her ortamda kullanabileniz bile bazı durumlarda ateşin yapısını biraz değiştirmeniz gerekebilir. Eğer rüzgâr güçlüyse bir hendek kazıp ateşi içinde yakabilirsiniz. Karlı yerlerde karı küremeniz ve üzerine dallardan bir platform yapabileceğiniz bir parça toprağı açığa çıkarmanız gerekebilir.Hendek ateşi Çok rüzgârlı ortamlarda otuz santim kadar derinlikte bir hendek kazın. Bu ateş, yemek pişirmek için çok kullanışlıdır ve yakacağı ekonomik olarak tüketir. Rüzgârdan etkilenmediği için çok şiddetli yanmaz, ancak hendeğin içinde yine de yeterli oksijen bulunur.Taş duvar ateşi Yapacağınız taş duvar hem ateşi rüzgârdan korur ve sağa sola sıçramasını engeller, hem de yakacak tasarrufu sağlar. Kuru ve gözeneksiz taşlar seçin ve ısınınca patlayan arduvaz taşından uzak durun. Bulabileceğiniz en büyük ve en sağlam taşları kullanmalısınız. Duvardaki boşlukları çamur ya da kille sıvarsanız yemek pişirebileceğiniz kullanışlı bir alanınız olur.Yıldız ateş Devamlı olarak odun toplamak zorunda kalmamak için ateş iyice kor haline geldikten sonra dört tane kalınca ve uzun odunu birbirlerine dik gelecek şekilde ateşin içine yatırın. Odunlar yandıkça, ateşin dışında kalan kısmı içeri doğru itebilirsiniz. Bu ateşi sadece uzun süre kalacağınız yerlerde yakmalısınız. Böylece kampı temizlerken odunların tam olarak yandığından emin olabilirsiniz.Uzun süreli ateş Ateşin bütün gün ya da gece yanmasını istiyorsanız derince bir kor örtüsünün üzerine üç tane büyük kütük yerleştirin. Daha çok ısınmak istiyorsanız, ateşin arkasına ısıyı yansıtacak bir duvar yapabilirsiniz. Ateşin uyku tulumunuza sıçramaması için yatarken ateşe fazla yaklaşmayın. Ateşi taşımak
Hâlâ canlı olan korları, nerede olursanız olun rahatlıkla ateş yakabilmek için günlerce taşıyabilirsiniz. Bir konserve kutusuna bir parça ip ya da tel bağlayın. Konserve kutusuna kuru yosun doldurun. Eğer sadece nemli yosun bulabiliyorsanız nispeten kuru olanları yukarı yerleştirerek kullanabilirsiniz. Islak yosun kısa sürede kuruyacaktır Sağlıklı, yanmaya devam eden korları yosunların içine yerleştirin ve üzerlerini yine yosunla örtün. Söner gibi olduklarında kutunun içine hafifçe üfleyin. Ateş yakmak
Ateş yakmak, ilkyardımla beraber en gerekli survival bilgisidir. Bu bilgi insanı diğer hayvanlardan ayıran en önemli farklardandır. Odun ya da diğer yakıtlar ısındıkları zaman tutuşarak alev oluşturan gazlar çıkarır. Ateş sadece birkaç parça çalı çırpı kullanılarak başlatılmalı ve bu küçük ateş adım adım büyütülmelidir. Islak yakıt, çok harlı yananlar hariç ateşi söndürebileceğinden, yakıtın kuru olması önemlidir. Isı ve yakıtın yanı sıra ateşin yanması için bol oksijene ihtiyaç vardır. Ateşi söndürmek gerektiğinde üzerini toprakla örterseniz, alev yanmak için gerekli oksijeni bulamayacağından söner. Ateş yakmadan önce
* Ateşin rüzgârdan korunduğuna emin olun ama oksijenin de gerekliliğini unutmayın. * Her zaman kuru kavın bir kısmını saklayın. * Ateşi yakmaya başlamadan önce gerekli tüm malzemeyi toparlayın. * Kibritlerin eczasının üzerine balmumu damlatarak su geçirmez hale getirebilirsiniz. Ancak yakmadan önce balmumunu kazıyın.Bazı ateş yakma metotları
Çakmaktaşı ve çelik Yaptığınız tepeciğin hemen dışına bir miktar kav koyun. Çeliği kavın üzerinde çakmaktaşına sürtün. Kavın içine düşen kıvılcımları üfleyerek alevlendirin. Kav tutuşunca ateşi tepeciğin içine itin.Kibrit Ellerinizle gizleyeceğiniz yanan kibriti içine tutarak kavı tutuşturun. Yanan kibriti kavın içinde bırakarak üzerine biraz daha kav ve çalı çırpı ekleyin.Büyüteç Hazırladığınız odunların içine kavı yerleştirip büyüteci kullanarak güneş ışınlarını kavın üzerine yansıtın. Kav tütmeye başlayınca alev alana kadar hafif hafif üfleyin.Ateş yakmanın kestirmeleri
Ateş yakmak için birçok yol ve kullanabileceğiniz bir sürü alet vardır. Bildik çakmak taşı ve çelik testereden, modern parafin blokları ve çeşitli kimyasallarla işlenmiş odun kırpıntısı çubuklarına kadar birçok malzemeyle ateş yakabilirsiniz. Size en kolay ve uygun gelen yolu seçin.Su geçirmez kibrit Kullanmadan önce eczanın üzerindeki balmumunu kazımayı unutmayın. Çakmaktaşı ve çelik Bu çelik testere ve magnezyum cevheri (çakmaktaşı) doğal çakmaktaşından daha büyük kıvılcımlar çıkarır Büyüteç Büyüteç ne kadar büyük olursa, özellikle kuzey enlemlerinin soluk güneşinde, o kadar iyi olur.Pamuk Parafine batırılmış pamuk doğal kava karşı taşınması kolay bir alternatif.Parafin parçaları Bu parçalarla kav kullanmadan büyük odun parçaları tutuşturulabilir.Ateş çubukları Kimyasal maddelerle muamele edilmiş odun kırpıntılarından oluşan bu çubuklar, kav kullanmadan ateş yakabilmek için kibritle kolayca tutuşturulabilir. Yay matkabı
Matkap için sert tahtadan bir sopa kesin. Yaklaşık 38 santim uzunluğunda ve dört santim kalınlığında olsun. Kenarlarını yuvarlaklaştırıp bir kenarını iyice sivriltin. Çam ya da başka bir yumuşak odun bulup kenarına V şeklinde bir çentik atın. Matkap ve tahta arasındaki sürtünme kül üretir. Çentiğin yanına matkabın ucunu sokmak için bir yuva açın. Matkabın yaratacağı siyah, sıcak küller çentiğin içinden kavın üzerine düşecektir Matkabın üzerinden bastırabilmek için sert bir tahta parçası kullanın. Matkabın ucunun oturması için, kullanacağınız tahtanın üzerinde bir yuva yapın. Güçlü, sert tahtadan 60 santim uzunluğunda ve iki santim kalınlığında bir sopa kesin. İki ucuna bir ipi ya da doğal malzemeden yapacağınız bağı gevşekçe bağlayın. İp matkabın çevresine sarılabilecek kadar gevşek olmalıdır. Matkabın orta kısmını yontup ipi etrafına dolayın. Çentiğin yanına kav yerleştirmeyi unutmayın. Matkabın ucunu açtığınız oyuğa yerleştirip bastırma tahtasıyla üzerine bastırın. Yayı ileri geri oynatarak matkabı hareket ettirirken bir taraftan da diğer elinizdeki tahtayla sertçe bastırın. Kısa zamanda duman çıkacak ve sıcak kül ve kıvılcımlar kavın üzerine düşerek onu tutuşturacaktır. El matkabı
Yay matkabıyla ateş yakmaktan daha kolay bir yöntem, sivri bir sopayı ellerinizin arasında çevirerek tahtaya sürtmektir. Ancak ellerinizi kullanarak daha az sürtünme sağlayabileceğinizden bu metot sadece sıcak iklimlerde, iyice kuru odunlarla kullanılabilir. Matkabı bir taraftan çevirirken mümkün olduğunca bastırın ve kısa çevrimler yapın.
Ali İŞLEMECİA Rh + 1961 İSTANBULDüşünmeden Konuşmanın Cezası Sonradan Çok Çok Düşünmeye Mahkum Olmaktır...!
Ali İŞLEMECİ
Ali K@pt@n
Şef
Dost Avcı
Nerden: İstanbul / TÜRKİYE
Yaş: 49
Mesaj Sayısı: 2325
« Yanıtla #7 : 12 Nisan 2009, 22:17:23 »
.
Hayatta Kalmak , Doğada Yaşam Barınaklar
Doğada Barınak Yapımı
Barınak, yağmurdan, rüzgârdan ve güneşten korunup dinlenebilmeniz, uyuyabilmeniz ve hayatta kalmanız için son derece önemlidir. Ne kadar iyi bir barınak yaparsanız, o kadar çok rahat eder, o kadar çok dinlenirsiniz. Dinlenebilmek, mantıklı ve sağlıklı karar vermenizi sağlar; ruhsal ve bedensel sağlığınız için büyük önem taşır. En kolay ve çabuk yapabileceğiniz barınak türü, yaslanmak barınaklardır. Ayrıca bu tür barınakların çoğu araziye de uygundur. Barınağı, korunaklı, güvenli ve düzgün bir alana, rüzgâr yönünü dikkate alarak yapmalısınız. Barınak yapımı, tamamen elinizdeki malzemelere bağlıdır. Eğer bir muşamba ya da naylon bir örtünüz varsa, bu malzemeyi dam yapmak için kullanabilirsiniz. Aksi halde eldeki malzemeleri duruma göre kullanmanız gerekecektir.* Yaslanmak bir barınak yapmak için, kolon olarak kullanacağınız uzun bir sopa kesin. Uzunluğunu ayarlarken kendi uzanabildiğiniz mesafeden 60 santim kadar fazlasını kesin. Kolon için mümkün olduğunca düzgün bir sopa bulmaya gayret edin. Bıçağınızla sopanın üzerindeki dal ve dikenleri temizleyin. Sert rüzgârlara dayanmayacağı için kuru odun kullanmayın. ( resim 1 )* Yaklaşık göğüs yüksekliğinde, iki tane " y " şeklinde destek kesin. Bu destekleri yere gömeceğiniz için, 30 cm daha uzun kesmeyi unutmayın. ( resim 2 ) * Ağır bir taş kullanarak destekleri yeterince sağlamlaşana kadar yere çakın. Aralarındaki mesafe kolon olarak kullanacağınız sopanın uzunluğundan 60 cm kadar kısa olmalıdır. ( resim 3 ) * Kolonu destek sopalarının üzerine yatırın. Bu sopa mümkün olduğunca hafif olmalı, ancak damın ağırlığını da taşıyabilmelidir. ( resim 4 ) * Eşit uzunlukta, sağlam sopalar kesin ve yaklaşık 45 derecelik açıyla kolona yaslayın. Bu açı yağmur suyunun damdan akıp gitmesini sağlayacaktır. Sopaları yaklaşık 20 cm `lik aralıklarla kolona yaslayın. Kolonun üzerinden yaklaşık 10 cm taşmaları gerekir. ( resim 5 ) * Bol yapraklı ve kalınca dallar kesin. Dallan örülmüş gibi sıkılaşana kadar sopaların altından ve üstünden geçirin. Uzunca bir dalı kolonun etrafına sarararak onu da emniyete alın. ( resim 6 , resim 6 -1 ) * Dal örgüsünü iyice sıkılaştırın. Mümkün olduğunca uzun dallar kullanarak çatı örtüsünün daha sağlam olmasını ve daha uzun süre yaş kalmasını sağlayabilirsiniz. ( resim 7 ) * Bulduğunuz bütün malzemeleri kullanarak çatı örtüsünü mümkün olduğunca sıkılaştırın. Bazı dallar diğerlerinden daha çabuk kuruyacağı için, birkaç gün içinde yenilenmeleri gerekir. Yeni dallan diğerlerinin üzerinden örerseniz çatıda katmanlar oluşmasını sağlayabilirsiniz. Büyük yapraklar daha çabuk yırtıldıkları ve kurudukları için, küçük yapraklı ağaçları kullanmak daha avantajlıdır. ( resim 8 ) * Barınak tamamlandıktan sonra da üzerinde çalışmanız gerekebilir. Örneğin kenarları kayalarla destekleyerek sert rüzgârlara dayanmasını sağlayabilir ya da yan duvarlar inşa edebilirsiniz. Kamp ateşini barınağın önüne yakın. Ancak ateşin barınağın damına sıçramasını engellemeye özen gösterin. Kurudukça çatı örtüsünü destekleyin. Kar barınakları
Çevre ısısının sıfır derecenin altında olduğu yerlerde kardan barınak yapmak daha kolaydır. Rüzgâr, hava sıcaklığını düşürdüğü için, bu gibi yerlerde rüzgârdan korunmak gerekir. Isının -10 derecenin altına düştüğü yerlerde, sıcaklığı iyi saklayan barınaklar inşa etmek gerekir. Bu sığınaklar basit bir kar kümesinden, birkaç saatte yapılabilecek bir igloya kadar değişir. İglo gibi uzun süre kullanılacak barınaklarda, bir tünel kazılarak ağır, soğuk hava barınağın içinden atılır. Oksijen yetersizliğinden ölümleri engellemek için, bütün kar barınaklarında havalandırma delikleri açılmalıdır. Kar barınakları / İglo yapımı
* Bir kar testeresi ya da bıçak kullanarak, kuru ve donarak sertleşmiş kardan bloklar kesin. Her blok bir metre uzunluğunda, 40 cm genişliğinde ve 20 cm yüksekliğinde olmalıdır. ( resim 1 ) * Blokları kestiğinizde oluşan çukurun etrafında bir daire oluşturun. Daireyi, ilk blok yer seviyesinden başlayacak şekilde, spiraller halinde kesin. Böylece daha kolay kubbe yapabilirsiniz. ( resim 2 ) * Duvarları çıkarken, blokların tuğla gibi üst üste binmelerine ve hafifçe içe yatık olmalarına dikkat edin. Duvarın altına giriş ve soğuk tüneli olarak kullanmak üzere bir delik açın. Bir duvarın kenarına da birkaç blok kullanarak bir uyku platformu yapın. ( resim 3 ) * Son blok, kalan delikten daha büyük olmalıdır. Bloğu iglonun tepesine yerleştirip bir bıçakla kenarlarını kazıyın ve deliğin tam içine oturmasını sağlayın. ( resim 4 ) * Vücudunuzdan ve tencereden çıkan sıcak hava yükselip kubbenin içine hapsolacaktır. Soğuk hava ise alçalacağı için tünel yoluyla dışarı atılacaktır. Ancak duvarlara havalandırma delikleri de açmalısınız. ( resim 5 , resim 6 ) Dikkat* Dışarısı soğuk ve rüzgârlı olsa da, oksijensizlikten boğulmamak için tavana en az bir tane hava deliği açmalısınız. Havalandırma delikleri olmazsa içeride ölümcül karbon monoksit gazı birikir.Kar tümülüsü ( kvinzi ) yapımı
* Sırt çantası ve diğer malzemelerinizi bir yere yığın. Bu yığın barınağınızın kalıbını oluşturacak ve tümülüsü yapmak için daha az kar kullanmanızı sağlayacaktır. ( resim 1 ) * Bir kar paleti ya da kürek yardımıyla, sırt çantalarının üzerine sıkıştırarak kar atın. Karın donması için en az 30 dakika bekleyin; ikinci ve üçüncü katları ekleyip tümülüsün kalınlığını arıtırın. ( resim 2 ) * Tepeciğin üzerine attığınız karın kalınlığı bir metreyi bulunca kubbeyi düzeltin ve sertleşmesi için bir saat kadar bekleyin. Bu sırada, kar kristalize olur ve parçacıklar birbiriyle birleşir. ( resim 3 ) * Yaklaşık 60 cm uzunluğunda sopalar toplayın. Bu sopalan kubbenin her tarafına, uçları tümülüsün merkezini gösterecek şekilde dibe kadar gömün. ( resim 4 ) * Tümülüsün kenarına, çantaların geçebileceği kadar geniş bir delik açıp içerideki malzemeleri dışarı çıkartın. Daha sonra bir tencerede su kaynatıp tümülüsün sopaların ucu görünene kadar erimesini sağlayın. ( resim 5 )Diğer kolay kar barınaklar
Kar siperi * Bir hendek kazın ve ördüğünüz dalları kullanarak yaptığınız bir damla, hendeğin üstünü örtün. Çatının üzerini karla kapatın. Bu arada siperin içine bir sopa dikerek, havalandırma deliği açmayı unutmayın. ( resim 1 )Kar mağarası * Acil durumlarda bir kar tepesinin yamacını kazın ve girişi kardan yapacağınız tuğlalarla kapatın. Havalandırma için duvarda bir delik açmalısınız. ( resim 2 )Doğal oyuklar * Doğada hazır barınaklar bulmak da mümkündür. Bu gibi oyuklar, karı engelleyen ağaç dallarının altında oluşurlar. Ancak dallardaki karın üzerinize düşmesine sebep olmamaya özen göstermelisiniz. ( resim 3 )Tropik barınaklar
Yengeç ve oğlak dönenceleri arasındaki, yani ekvatorun yaklaşık 23 derece kuzey ve güneyindeki bölgelere tropik bölgeler denir. Bu bölgede yağmur ormanları, bataklıklar ve otluk alanlar (savanlar) ile buralara has yoğun bir bitki örtüsü, ağır yağışlar ve çok çeşitli hayvanlar bulunur. Yağmur, rüzgâr ve güneşten korunmak, tüm tropikal bölgelerde çok önemlidir. Dağlardaki yağmur ormanlarında geceler oldukça soğuk olur. Cangıl ve bataklıklarda ise, küçük hayvanların altınızdan geçebileceği ve tropikal yağmurların yere çarptıktan sonra size sıçrayamayacağı kadar, yerden yukarıda uyumak gerekir. Su geçirmez bir çatı ve cibinlik son derece gereklidir. Tropik otlaklarda ise yerden yukarıda uyumak cangıllarda olduğu kadar gerekli değildir.* " A " barınaklar inşası en kolay barınaklardandır. Yedi tane uzun dal kesip temizleyin. İki tanesini bir ağaca destekli olarak bağlayın. ( resim 1 )* İlkinden 60 cm. kadar yüksek ikinci bir "A" daha yapın. ( resim 2 )* Sağlam ancak daha hafif bir dalı, yaptığınız iki " A "nın üzerine çatın. Dal, çatıyı destekleyen kolon olarak görev yapacaktır. ( resim 3 ) * Bir örtünün kenarlarını birbirine bağlayıp bir tüp oluşturun. Tüpün içine iki uzun dal sokup bir " şilte " yapın. Şilteyi dallar dışa gelecek şekilde " A " ların içine geçirin. ( resim 4 ) * Kolonun üzerine bir muşamba gererek çatıyı yapın. Bunu yaparken muşambayı iki taraftan gererek ağaçlara bağlamanız gerekir. Çatı yağmuru tutabilmeli, ancak altında hava dolaşacak kadar yer bulunmalıdır. ( resim 5 ) Bambu barınak
* Bu barınak, bambu ve kamış büyüyen her yerde yapılabilir. Boyunuzdan bir kol boyu uzun mesafelerde, yere dört tane kısa ve kalın kazık dikin. Ön kazıklar arka kazıklardan 50 cm. kadar kısa olmalıdır. Daha sonra resimde gösterildiği gibi kazıkların üzerine yatay kolonlar çatın. ( resim 1 ) * Bir bıçak kullanarak bir kamışı ikiye bölün ve kısa, dikey kamışların arasına oluk olarak yerleştirin. Bir tarafı yapraklarla tıkayıp diğer ucun altına bir sahan koyun. Böylece yağmur suyunu biriktirebilirsiniz. İkiye keseceğiniz kamışları, ilk önce açık tarafları üste gelecek ve oluk tarafından desteklenecek şekilde kolonların üzerine döşeyin. Daha sonra bu kez kamışları çaprazlayacak ve üst kısımları yukarı bakacak şekilde koyun. Böylece kamışlar birbirine geçecek ve çatı oluşmuş olacaktır. ( resim 2 ) Cangıl barınağı
* Birkaç dalı birbirine tutturarak bir çatı iskeleti hazırlayın. Çatının şekli, üzerinden yağmur akabilecek gibi olmalı ve çatı örtüsünün ağırlığını çekebilmelidir. İskeleti bitirdikten sonra dikey sütunlara tutturun. (resim 1 , resim 1 - 1 ) * Çatı iskeletinin içine başka dallar da ördükten sonra iskeleti geniş yapraklarla örtün. Yaprakların birbiri üzerine binmesine dikkat edin. Yağmuru geçirmemeleri için yaprakların dala bağlandıkları kısım yukarı bakmalı ve parlak yüzleri üstte olmalıdır. (resim 2 )Uzun dönem barınakları
Bir survival durumunda ne zaman kurtarılabileceğiniz ya da bir yerde ne süreyle alacağınız belli olmaz. Bu yüzden mümkün olan en iyi barınağı yapmaya çalışmalısınız. Eğer doğada bir kış geçirmek zorunda kalırsanız kütüklerden bir kulübe yapmanız gerekebilir. Kalıcı bir barınak yapmak için günler hatta haftalar geçirmeye başlamadan önce doğru yeri bulduğunuzdan emin olmalısınız. Yiyecek, yakacak ve temiz su kaynakları yakın olmalı, su drenajı iyi ve sağlam bir zemin seçilmeli ve barınağı yapacağınız yer doğal tehlikelerden korunmuş olmalıdır.* Belirlediğiniz kabin duvarlarının en az bir metre ötesine kadar zemini temizleyip kütüklerle sınırı belirleyin (resim 1). Kütüklerin tam oturması için her iki uçtan da yontarak yuva açınız. ( resim 1 - 1 ) * Aynı boy ve kalınlıkta kütük kullanmak ve uçlarına çentik atmak başarılı bir kulübe yapmak için en önemli iki işlemdir. Çentikleri yaparken kütüklerin tam olarak üst üste binmelerine dikkat edin. Böylece duvar ve köşeler düzgün olacaktır. Kütükleri üst üste koyarak duvarları çıkın ( resim 2 ). Kütükleri bir kalın bir ince uç şeklinde dizerseniz, duvar sağlam ve yekpare olur. * Penceresiz arka duvar ve çatının eğimi hâkim rüzgâr yönünün tersine bakmalıdır. Böylece kötü havalardan etkilenmemiş olursunuz. Ön duvar ve pencereler ise güneşli taraflara açılmalıdır. Damı ön arkadan yüksek olacak şekilde yapın. Böylece yağmur ve kar çatının üzerinden akıp gider. ( resim 3 ) * Çatıyı kaplamak için herhangi bir malzeme kullanabilirsiniz. Kütüklerden yapacağınız iskeletin üzerine yalıtım için çeşitli otlar, eğreltiotu, köknar veya çam dalları ya da çuval kullanabilirsiniz. Eğer varsa kâğıt gübre çuvalı çok iyi yalıtıcıdır. Plastik ve naylon parçaları da yağmur geçirmeyeceğinden yararlı olabilir. En üste de bir kat çimen döşeyerek çatıyı tamamlayın. ( resim 4 ) * Kulübenin içinde yangın tehlikesi yaşamamak için ocak ve şömine kendinden destekli ve mümkün olduğunca sağlam olacak şekilde taş ya da tuğladan yapılmalıdır. Baca kulübenin dışına ya da içine yapılabilir. Bacayı yaparken çevreden bulacağınız kayaları kullanabileceğiniz gibi güneşte kurutulmuş çamurdan tuğlalar da yapabilirsiniz. ( resim 5 ) Çimen kulübe
* Çimen blokları da kurutulduktan sonra tuğla gibi barınak yapmak için kullanılabilir. Zeminden bol topraklı çimen parçaları kesin. ( resim 1 ) * Kapı için bir boşluk bırakmak şartıyla kulübenin sınırlarını belirleyin. Zemin düz ve sert olmalı duvarlar ve damın ağırlığını çekebilmelidir. Duvarları çıkmaya başlayın. ( resim 2 ) * Kulübenin duvarlarını çıkarken çimen kalıplarının birbiri üzerine binmesine dikkat edin. Bu şekilde sağlam ve dayanıklı olacaktır. Duvarları mümkün olduğunca yere dik yapmaya çalışın. ( resim 3 ) * Ön tarafı arkadan daha yüksek yapın ve çatının eğimini rüzgâra verin ki yağmur suyu akıp gitsin. Eğer mümkünse damı dallardan örün. ( resim 4 ) * Ahşap bir kapı yapın. Kasanın üst kısmı duvarın ağırlığını taşıyabilecek sağlamlıkta olmalıdır. ( resim 5 ) * Çimenli kısımları üste gelecek şekilde bloklardan bir çatı yapın. Duvarlarda oluşmuş olabilecek çatlakları çamurla sıvayın. Biraz havalandıktan sonra duvarlar sertleşecektir. ( resim 6 ) Doğal Oyuklar
Bazen kaya yığınlarında doğal barınaklar bulunabilir. Ancak böyle yerlerin yeterince sağlam ve iyi yerleşmiş olmasına dikkat etmek gereklidir. Eğer zemini kazmanız gerekirse yığıntının yapısını bozmamaya özen gösterin. Mağaralar
Barınak olarak bir mağara seçtiğiniz zaman içini iyice araştırdığınızdan emin olun. Mağaranın girişi birbiri üzerine binen iki taş duvarla örtülmelidir. Ateş mağaranın dibine yakılmalı böylece dumanın içeri kaçması engellenmelidir. Ateşin arkasına taştan ya da kütüklerden bir duvar örerek ısının mağara içine yansımasını sağlayabilirsiniz. ( resim 1 )
« Son Düzenleme: 12 Nisan 2009, 22:20:59 Gönderen: Ali İŞLEMECİ »
Moderatöre Bildir
Logged
Ali İŞLEMECİA Rh + 1961 İSTANBULDüşünmeden Konuşmanın Cezası Sonradan Çok Çok Düşünmeye Mahkum Olmaktır...!
Ali İŞLEMECİ
Ali K@pt@n
Şef
Dost Avcı
Nerden: İstanbul / TÜRKİYE
Yaş: 49
Mesaj Sayısı: 2325
« Yanıtla #8 : 12 Nisan 2009, 22:27:45 »
.
Mükemmel bir çalışma olağan üstü emek harcanmış hazırlayanlara sonsuz teşekkürler Devamı gelecek ...!* * * * * http://www.outdoororacle.com * * * * *
Ali İŞLEMECİA Rh + 1961 İSTANBULDüşünmeden Konuşmanın Cezası Sonradan Çok Çok Düşünmeye Mahkum Olmaktır...!